10/10
·282 syf.··
2026 33. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 10:06
Hervé Guibert'in bu eseri edebiyat dünyasında sadece bir hastalık anlatısı değil, kendi kanıyla yazdığı bir ''otofoksiyon'' helecanı bıraktı. ''Beni Kurtarmayan Arkadaşa'' bir insanın bitmişliği, çöküşü, sezgisel imgeler yükleyen ve kendi aynasında yansımasını görebilen bir yazar. Total Eclipse filmini birçoğunuz biliyordur değil mi? Hani; Paul Verlaine ile Arthur Rimbaud'un eşi benzeri olmayan bir aşkını estetik şekilde sunuyorlardı bizlere. Ne kadar hoşnut bir şeydi değil mi! Hâlâ aklımda birçok sahnesi! Kitabı okurken en çok şu soruyla boğuştum: Bir insan, hayatta kalma şansı ile kitabını bitirme tutkusu arasında kalsaydı ne yapardı? Guibert, cevabını kitabın ortasında suratımıza bir tokat gibi çarpıyor: ''Kitabıma hayatımdan daha çok değer veriyorum.'' Bu bir delilik! Kitabın gizemli ve devasa gölgesi Muzil; namı değer Michel Foucault ta kendisi! Aşk dolu adam, sevgili, yoldaş, her şey... ölümü bir ketum gibi saklayıp asaletle giderken; Guibert tam tersini yapıyor. Kâh kusuyor kâh ağlıyor cildindeki sararmayı ve kaslarındaki erimeyi cerrah titizliğiyle not ediyor. Ama asıl mesele, kitabın ismindeki o gizemli Bill... Bill, hani o aşı vaadiyle Guibert'i bir buçuk yıl boyunca ketenpereye getirdiği ''kurtarmayan'' arkadaş... Onun narsisizmini, bir ''oyun kurucu'' gibi arkadaşların acılarıyla beslenişini okurken, insan dostluğun sınırlarının nerede bittiğini sorguluyor. Bill, Guibert için bir kurtarıcı değil, aslında yazılması gereken ''som altından bir karakter'' sadece. Hastane odalarından birinde o rutubetli koridorlarında aynadaki iskeletini görüp: ''Kendimi olağanüstü derecede yakışıklı buldum'' dediği an, kitabın kalbinin attığı yer. Kendi çöküşünde bir estetik bulan narsisizmini ölümüyle taçlandıran bir adamın hikâyesi bu. Virüsün vücuttaki hareketini bir ''boğa
1000Kitap
A L'Ami Qui Ne M'a Pas Sauve La VieHervé Guibert · Folio · 19932 okunma
Ruhsuz Meursault
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2024 20:28
Albert Camus’nün 1942’de yayımlanan eseri Yabancı (L'Étranger), edebiyat dünyasında absürdizmin en güçlü temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Romanın baş karakteri Meursault, sıradan bir yaşam süren, ancak çevresindeki dünyaya kayıtsız bir tutum sergileyen bir adamdır. Onun karakteri, hem edebi hem de felsefi açıdan derinlemesine bir çözümlemeyi hak eder. Meursault ilginç bir karakter Meursault, hayatın anlamını sorgulayan, ancak aynı zamanda ona bağlanmayı reddeden bir kişilik sergiler. Romanın başında annesinin ölümüne bile nötr bir yaklaşım göstermesi, toplumun "normal" duygusal tepkilerine uymadığını açıkça ortaya koyar. Bu kayıtsızlık, Meursault’un felsefi bir absürdizmi temsil ettiğini gösterir. Camus'nün "Hayatın bir anlamı yoktur, ancak bu anlamsızlıkla yüzleşmek insanın görevidir" görüşü, Meursault’un davranışlarında somutlaşır. eursault, çevresindeki insanların değer verdiği ahlaki ve sosyal normlara kayıtsızdır. Sevgilisi Marie’nin evlenme teklifine verdiği umursamaz cevap ya da işyerindeki tekliflere ilgisiz kalışı, onun bireysel özgürlüğüne olan bağlılığını ve toplumun beklentilerini reddedişini gösterir.Meursault, bir Arap'ı öldürdükten sonra yargılanır. Ancak duruşmada yargılanan, onun suçu değil, hayata olan kayıtsızlığıdır. Meursault’un kendini savunmaması ve başkalarının onun adına anlam yüklemeye çalışması, onun yalnızlığını ve yabancılaşmasını daha da derinleştirir. Meursault'u tanıdıkça Turgut Uyar'ın Geyikli Gece şiirini okumuşsanız onu anımsarsınız. Çünkü herkes kendi kaçışını alıp gitmişti. Geyikli geceyi bir gün bırakıp döndüğünde, Bazıları bir su içer gibi kolay anlamıştı ölümü, Bazıları bir bardak çay gibi... Turgut Uyar dedim ya belki bazılarınız Cansever'in Ruhi Bey'ini daha çok yaklaştırır ona İnsan yaşadığı yere benzer, O
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2024 17:29
burada yazdığım ilk review. tam olarak nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum ancak başlayalım bakalım. kitap, ana karakterimiz ve anlatıcımız oliver'ın 10 yılın ardından hapisten çıkması ve her ne kadar onu bir cinayetten ötürü hapse atsa da asla oraya ait olduğuna inanmayan dedektif colborne'un söz konusu cinayet hakkında gerçekleri öğrenmekte diretmesiyle başlıyor. bu kısımdan sonra akış neredeyse tamamen flashback şeklinde ilerliyor. 460 küsur sayfa boyunca oliver ve birlikte son sınıf tiyatro öğrencisi olarak prestijli bir konservatuvarda eğitim gördüğü 6 yakın arkadaşının yokuş aşağı son hızda ilerleyen, yer yer nefesimizi kesen, yer yer stresten terleten hikayesini okuyoruz. kitabın bende bıraktığı izlenimi özetleyecek olursam, yıllardır aradığım şeyi okudum diyebilirim. favori filmlerinizin arasında dead poets society, kill your darlings, total eclipse vb. varsa, shakespeare'i seviyor veyahutta hiç değilse ona ilgi ve merak duyuyorsanız tebrikler, siz de aradığınızı buldunuz. iskeleti shakespeare'in oluşturduğunu söylersem yalan olmayacaktır. bolca alıntıyla karşılaşmanın yanı sıra sahnelerin zihne tüm canlılıklarıyla yansıyan tasvirleri, karakterler arasındaki ilişkilerin kaçınılmaz bir şekilde magmaya doğru ilerlemesi, değişen dinamiklerin gözlemlenebilitesi, akıcılık ve tabii ki kalem, merak unsuru olsun benden tam puan alan bu eser uzun yıllar boyunca üzerimdeki etkisini de sürdürecektir, buna eminim. insanların yorumlarına bakılacak olursa öldürülen kişiyi de, katili de çoğu okur tahmin edebildiğini söylüyor ancak bende bu şekilde gerçekleşmedi. ne zaman birinden emin olsam bir başka karakter kuşkularımı üzerine çekti, sayfalar boyu böylece sürüp gitti ve ne zaman olduğunu fark etmeden kitabın sonundaki yazar notuna vardığımı gördüm. ha, eğer ki söz
Eğer Kötü OlsaydıkM. L. Rio · Ren Kitap · 20241,251 okunma
İhtilaf içinde itidal... Desturumuzdur!
8/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2020 17:44
Kitap günümüze hitap etme açısından okura bir artı değer katmıyor. Çünkü yazar Katip Çelebi'nin değindiği konuları İnternet üzerinden araştırılsa çok daha fazla bilgi edineceği ortada. Ama kitabın yazıldığı devirde bu kitaptaki konuların açıklığa kavuşturulmasına olan ihtiyaç çok fazlaymış ki çevirmen kitabın başında ifade ettiği gibi yazma eser olarak en az 10 tanesinin kopyası olduğunu belirtiyor. Zaten matbaanın yeni yeni yaygınlık kazandığı devre göre kitabı değerlendirsek günümüzün çok satan kitaplarılarından olurdu denilebilir... Ama günümüze hitap etmiyor diyerek kitabın hiçbir kazanımı olmadığını belirtmek de doğru olmaz.. Şöyle ki misal olarak tütün mevzusunda dönemin havas ehlinin bu konuda verdiği fetvalar gerçekten ilgi çekici. Dönemin fıkıh alimleri tütün içmeye mübahtır, mekruhtur, haramdır tarzı fetvalar vermesinin bir çelişki olmadığını yazar kitapta söyle açıklıyor. "Tek bir şey hem mübah, hem mekruh, hem haram olur mu? Çelişme değil midir? denilirse, yönlerinin başka başka olması bakımından olur. Çelişmenin sabit olmasının şartları vardır mantık kitaplarında yazılıdır mesela baklava yemek helal iken doyduktan sonra yemek haram olur. Zira zararlıdır. Ondan sonra Müslümanların başında bulunan için yeri budur ki Osmanlı İmparatorluğu ülkelerinde her yerde tütün yaprağı için alınır mukataalar bağlanıp Eminler Koysunlar ve okka başına yarımşar kuruş vergi bağırmaya tahammül vardır ve her şehirde bir belli yerde satılık sokaklarda satılması yasaklanan sık yılda bir yük akça elde edilir." diye açıklar. Ve bu gibi halkın rağbet ettiği ürünleri yasaklamanın tutmayacağı halkın her ne olursa olsun yasakları delmenin bir yolunu bulacağını belirtiyor. Hatta sosyolojik olarak şöyle bir tesbit yapmış ki gerçekten doğrudur. Şöyle der; halk yasağı daha çok cazibeli
1000Kitap
Mizanü'l-Hakk fi İhtiyari'l-EhakkKatip Çelebi · Dergah Yayınları · 2016143 okunma
Puan vermedi·976 syf.··
2020 35. kitabı
İLAHİ KOMEDYA / DANTE ALIGHIERI - İNCELEME Bir eseri değerli kılan nedir? Daha doğrusu, klasikler neden okunmalıdır? Bu soruya tanımlarla cevap verebilir miyiz? Deneyebiliriz belki. Onları okuyan ve seven için zenginlik oluşturan kitaplara klasik denir diyebiliriz. Tohumunu atıp eser olarak kendini unutturmak: İşte klasik eserler bu spesifik güce sahiptir. Klasikler, hem kendilerini unutulmaz olarak kabul ettiren, hem de kişisel ya da kolektif bilinçaltınca özümsenip, hafızanın kıvrımlarına gizlenerek çok özel etkiler yapan kitaplardır. Bir klasiğin yeniden okunması, ilk okuma gibi keşif mesabesinde olur zira yeniden okunuşu aslında yeni bir okumadır. Aslında klasikler söyledikleri şeyleri hep söyleyecektir; bize ulaştıklarında, üzerlerinde bizden önceki okumaların izlerini taşıyan ve arkalarından, içinden geçtikleri kültür ya da kültürlere bıraktıkları izleri sürükleyen kitaplardır ve bu bağlamıyla da kümülatif bir hüviyete sahiptirler. Hatta klasiklerin, aralıksız olarak bir eleştirel söylemler bulutu yaratan ve sürekli bu buluttan kurtulan yapıtlar olduklarını da söyleyebiliriz. Okundukları zaman, bir yerlerden bildiğimizi sandığımız şeyleri yepyeni, beklenmedik, şaşırtıcı kılan kitaplardır. Bir nevi, evrenle eş anlamlı tutulurlar diyebiliriz. Lakin elbette klasiğimiz bize kayıtsız kalamaz ve bizim onun aracılığıyla, tabi aynı zamanda ona karşı çıkarak, kendimizi tanımlamamızı sağlar. İnsan marjda bulunsa dahi, bir fon uğultusu gibi süregelir benliklerimizde. İlahi Komedya da bir klasiktir, bu bağlamda değerlidir ve okunmaya şayandır. Teolojik yaklaşımların temellerinin oyulması ile yerini rasyonel yaklaşımların doldurmaya başladığı olgusunu hepimiz biliyoruz, nitekim mezkur rasyonalitenin içerisinde yaşamaktayız. Lakin derinlemesine düşündüğümüzde, değerlerin
Edebiyat
İlahi Komedya (Cep Boy)Dante Alighieri · Oğlak Yayıncılık · 20216,4bin okunma
Ah Aşk'tan...
9/10
·367 syf.··
Beğendi
·
2018 40. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2018 17:29
Kitapta divan edebiyatını ve divan anlatılırken değinilmemesi namüsait olan aşkı anlatmaktadır. Zamanın aşk anlayışı, bütün meselelerin aşk ile nasıl bağdaştırıldığı ve anlaşılmaz addedilen divan şiirinin nasıl manalı ve halktan olduğu göz önüne serilmiştir. Yazar ile şahsi anlayışım çelişse de okurken pek zevk aldığım bir kitap oldu. Bir anda başlanıp bitirilecek değil dem dem okunacak, yudum yudum zevk alınacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
Ah Mine'l-Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 20181,202 okunma