Bu kitap beni garip bir şekilde çok etkiledi. Hikayenin bende uyandırdığı gerçekliği kaybetmemek ya da en azından biraz daha uzun sürdürebilmek için bir özet yazıp kitabı öldürmek istemiyorum. Sadece böyle bir oturuşta yazılmamış, etraflıca düşünüp planlanmış, detayları bir hazine bulmus gibi eşeleyerek çıkardığım kitapları okumak sanırım bana en çok hazzı veren şeylerden biri. Bu detaylardan biri sanırım şu olacak: Kitabı bitirdiğimde oluşan boşluk hissinden sonra düşündüğüm ilk şey kitabın adı hakkında oldu. Neden Suzan Defter? Neden Suzan'ın Defteri değil? Bu soruyu sorarken defterin Suzan'a ait olmadığını biliyordum elbette. Sonra Suzan isminin anlamını araştırdım. Sûz ( kor parçası ) kökünden türeyen Suzan "yakan/yanan" anlamına gelirmiş. Divan edebiyatı şairleri için de "özlem duyulan sevgili" olarak kullanılırmış. Bu bilgi ile okurken üstünü çizdiğim bu diyalog daha da anlamlı hâle geliyor:
"Ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz."
"Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?"
"Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz."
"İyi ya, boş değildi kucağım."
"Ama yandınız, kül oldunuz."
"Ama vardım, kül bunun kanıtı."
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,1bin okunma
Eylül, üzüntü ve hasret ayıdır, içine birkaç günlük kış saldırısından acı düştüğü için, insan o güzel havaların , yazın geçip gittiğini anlayıp üzüntü çeker.
(Bittiğine sevindim. Bu kadar fazla duygu okumaya gerek var mıydı ¿
" İktidar ilişkileri içinde böylesine çürümüş, kişilikleri yıkılmış, mahvolmuş insanların bile yüreklerinde onurlu kıvılcımlar çakıyor ve zaman zaman su yüzüne çıkarak dünyadaki maceramızın temel direğini ortaya koyuyor. Bu yüzden ben buna karanlıkla aydınlık arasında bir roman diyorum. "
bana zamanın ve zamanlamanın önemini hatırlatan kitaplar okumayı seviyorum. doğru dürüst veda edemediğimiz insanlarla bir kapanış yapabilme şansımız olması her durumda harika bir şey olurdu. Ama sanırım bunun için Japonya çok uzak ve herkesin şansı eşit değil.
kahve soğumadan önce'yi sevdiyseniz bu kitabı da seveceksinizdir ya da o kitabı okumadıysanız tavsiye ederim, ona nazaran bu kitap da olaylar biraz hızlı ve kısa gelişiyor. yine de buna rağmen karakterlerle bağ kurulabiliyor. bu kitabı okurken dinlemeniz gereken şarkılar ;
gökyüzünde
tu vas me detruire
everything i wanted
wildflower
slow burn
iyi ki okumusum. zekice bir plan yapmıs edmond dantes. hayran kaldık. kont'a alıstım özleyeceğim. kalınlıgından ötürü baslamaya zorlananlar icin kitabın film izler gibi aktıgını söyleyeyim.