Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu hissettiğimiz vücut denilen şu toprak yığıntısının üzerinde durmadan sonsuzluk için çalışır durur... Hüzünlü bir bakışı senelerce muhafaza eder... Bir sözü, bir tebessümü yıllarca saklar. . . Etrafından baş döndürücü bir hızla geçen bütün hatıra ve tesirleri hemen tutmaya çalışır. Bu tahammülü aşan çabayla bütün kuvvet ve takatİ kaybolunca bize ümit veren istikbal biter; hayatımıza eşlik eden mazi, unutuşlar deryası içinde yok olur. O zaman ölümcül şekilde yaralanmış bir asker gibi bizi mezarın kapısında bırakarak hizmetini terk eder.
İnsan, baskalarının tecrübelerine güvenemeyerek bizzat yaşamak ister, halbuki buradan pişmanlıktan başka bir şey çıkmaz. Ömrümüz o kadar kısadır ki başkalarının tecrübelerini dikkate alırsak belki daha rahatça yaşayabilmekte muvaffak oluruz.