Ben milliyetçiliğin, muhabbetle, karşılıklı bir anlayışla dolu bir ülke yaratacak zannetmiştim. Fakat milliyetçilik ölçüsünü kaçırdığı zaman yer yer insanları birbirini boğazlamaya, yeryüzünü bir salhaneye döndürdüklerini gördüm. Maamâfih herhangi ölçüsünü kaçıran sağ yahut sol ideoloji de milliyetçiliği gölgede bırakacak daha kanlı daha feci bir dünya yarattılar.
İnsanlar için birbirini anlamak, sulh içinde beraber yaşamak her halde şu veyahut bu esasa dayanmak, şu veyahut bu ideale saplanmakla dahi mümkün olmuyor. Burada hep Kant'ın bir sözünü hatırlarım: "Dünya sahnesine insanların girişini, şiddetle bir nefret duymadan seyretmek mümkün değildir. Çünkü insanların birbirlerine yaptıkları kötülük tabiatın yaptığından çok daha fazladır."
Sevda, ki bir insanın yalnız gönlüne değil akıl ve düşüncesince irade-i cüz'iyesine, kısacası bütün duygularına, mânevi güçlerine egemendir, dâimâ kuşkular ve kuruntular içinde bulunmaktan zevk aldığı için, kulak ve göz her işittiği, her gördüğü şeyi onun mizacına göre işitip görmeye, akıl gücü her hükmünü onun isteğine göre vermeye mecburdur.
Sonya, biliyorum ki akıl ve ruh bakımından kim daha güçlü ve dayanıklıysa, insanlar üzerinde erk sahibi olan odur! Daha fazla cesaret gösteren hep haklıdır. Başkalarını daha az umursayanlar yasa koyuculardır, en cesur olanlar ise herkesten daha haklıdır! Bu bugüne kadar böyle gelmiş, böyle de gidecek! Bunu sadece körler göremez!