Gözlerinden öperim. O güzel burnuna yıldızlarca öpücük… Bana yaz! Ben daha buradayım. Eğer Diyarbakır’a yazdıysan annem alır, açmadan bana gönderir. Ben giderken sana yazarım. Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni. Tekrar öperim. Senin.
Yiğitliğim ve rivayet olunan erkekliğim, bundandır… Ama senin mecburen olmak, beni hiç mi hiç küçültmüyor. Aksine yüceltiyorsun, İNSAN ediyorsun, yaşatıyorsun…
Ve biz, milyarlarca, aşkın, yalanın, alçaklığın, kahramanlığın; kapıları, kapakları, kuş uçurma uzaklıkları ve ayrılıklarıyla, kahrolası yasaklarıyla, bu acayip kaos karanlığında, biz ikimiz! İki müthiş hasret, iki parça can… Ve canım da o ölüm namussuzu…