İmanla yaşamak, arkasında var olabileceklerden korkarak kapıları kapamak anlamına gelmez; tam tersine inançlı insan arkada onu korkutabilecek hiçbir şey olmayacağı için bütün kapıları ardına kadar açar. açar. Ne hepimizi korkudan kıvrandıran ölüm adındaki büyük gizem, ne hastalıklar ne de hayatın beklenmedik olaylarından ürker. Gizemi kabul etmek "Ben" denen can sıkıcı o şeyi ikinci plana atmamıza izin verir; "Ben" doğumdan ölüme kadar tekdüze sızıldanmalarıyla can sıkar; bu kibirli cüce, gerçekliği sadece kendisinin zihin ekranımıza yansıtabileceğine, kendi arzusunca denetleyebileceğine, değiştirebileceğine ve onun eylem çemberi dışında hiçbir şeyin var olamayacağına bizi inandırmak ister.
— 1 —
titrek bir mum alevinin
havaya bıraktığı bulanık bir is
ve yollara dökülen göz gözü görmez bir sis
değildik biz
bir genç kızın çeyizlik elişiydi
ve gerdek gecesindeki bir gelin gibi dişiydi
yalın yürek üzerinde koştuğumuz deniz.
beni yaşamımla sorgula
iki gözüm
beni yüreğimle
beni özümle.
bilimle anla beni tarihle yargıla.
— 2 —
bir gece şafak sökmeden asılacağım:
bal değildir
ölüm bana
idam gül değildir bana
geceler çok karanlık
gel düşümdeki sevgilim
ayışığı yedir bana.
duygu bana
öykü bana
yaşadığım her saniye
İşe önce kendinizden başlayın, binayı sonra inşa ederseniz. Ruh ve şevkini kaybetmiş bir topluluk olarak, parmağımızı bile kıpırdatmadan ve risk almadan bir şeyler elde etmeye çalışıyoruz.
HİKMET IV: "Beni üzmekten çekindiğinizi görüyorum. Kendinize bunu dert edinmeyin beyler. Ondan sonra neler olduğunu bilseniz, böyle telaşa kapılmazdınız."