Benzer bir kandırmaca da devlet işleriyle ilgilidir. Romalıların haşmetli unvanlarıyla yaptıkları işin alakası yoktur ve kimse onlar kadar muktedir ve güçlü de değildir. Ve bana sorarsanız, günümüze yakışmayan başka bir şey de önceki yüzyıllarda ancak bir ya da iki kişiye bahşedilen unvan ve lakapların rastgele kullanılıp sahiplenilmesi. Platon o yüce unvana ancak herkes onaylayınca sahip oldu, kimse de hayır demedi. Ve kendilerini haklı olarak çağın en zeki, en sağlıklı düşünen toplumu sayıp bununla övünen İtalyanlar Aretino’yu da bu özelliklere sahip biri kabul eder. Fakat bir kefeye gerçekten zekice ve akıl dolu ama garip ve mantıksız tarzını, ötekine ise hitabetini koyduğumuzda, onu yüzyılımızın en bilinen yazarlarının üstüne taşımak için bir sebep göremiyorum; o kadim ilahiliğe ulaşmak için çok daha fazlası olmalı. Ve hükümdarlara yakıştırdığımız “Büyük” unvanının halktan hiçbir üstün yanı yok.
Instagram'da güzeliz ama ulaşılmazız, Twitter'da zekiyiz ama ukalayız, Facebook'ta samimiyiz ama bıkmışız, Tinder'da evliyiz ama sorarlarsa bekârız, Linkedin'de kariyerliyiz ama orada bile millete yürüyecek kadar sapığız. Bir Pinterest kaldı geriye... Oradan da foto araklayıp diğer mecralarda pazarlarız...
(kimse senin mesleki verimliliğini yargılayacak değil; senin görevlerinin, ulusal ve uluslararası ekonominin büyük bir bölümünü oluşturan verimsiz etkinlikler arasına düzenli olarak dahil edileceğini kabul ediyoruz)
İyi notlar almaya ve iyi paralar kazanılan mesleklere çok odaklanmadık mı?
2018 yılında Hollandalı iki ekonomist, 37 ülkeden 27.000 çalışanla görüşme yapmış. Görüşmeye katılanların sadece yüzde 25’i yaptığı işi yararlı görüyormuş.
Kim bu insanlar? Temizlik işçileri, hastabakıcılar ve polis memurları değil. Verilere bakınca, “sosyal yarar” sağlamayan mesleklerin genellikle özel sektörde bulunduğunu görüyoruz: bankalarda, hukuk bürolarında ve reklam ajanslarında. İçinde bulunduğumuz “bilgi ekonomisi” kriterlerine göre buralarda çalışanlar son derece başarılı. Eğitimlerinde yüksek notlar almışlar, LinkedIn profilleri etkileyici ve iyi maaşlar alıyorlar. Bütün bunlara rağmen işlerini “yararsız” buluyorlar.
Dünya tersine dönmüş durumda. Büyük yeteneklere kariyerlerinin en üst basamağına ulaşabilmeleri için destek veriyor, milyarlar harcıyoruz; ama nihayet en tepeye ulaştıklarında yaptıkları işin anlamını sorguluyorlar. Bu arada siyasetçiler, uluslararası ülke sıralamalarında yükselmemiz gerektiğini vurgulamaya devam ediyor. Daha iyi eğitim almalıyız, daha fazla para kazanmalıyız, ekonomiyi “büyütmeye” katkıda bulunmalıyız.
Bütün bu diplomalar ne ifade ediyor? Yaratıcılık veya hayal gücünün bir kanıtı mı, yoksa sessizce oturup başımızı sallayarak karşımızdakini onaylamanın mı?