9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
İçinde güzel mesajlar barındıran ve saf çocuksu sevginin, aşkın, dostluğun pekiştiği, yapılacak onca şey varken hayata trajik bir kaza sonucu erken veda eden gencin sevdiğini arkada bırakmasının zorluğunu anlattığı bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim... Komşusu olan ve birlikte vakit geçirmekten zevk aldığı, 17 yaşında iken sevdiği ve ilk aşkı olan Ramwoo , Heewan'ı trafik kazasından kurtarırken kaybettiğinden, ilk aşkı Ramwoo Heewan'ın karşısına ölüm meleği olarak 6 yıl sonra belirecektir. Heewan yıllarca bu trajik kazadan kendisini sorumlu tutmaktadır. İlk aşkı ile beraber geçirdikleri anlar gözlerinin önünden film şeridi gibi akıp gitmektedir, o yıllarda Ramwoo'nun annesi ile Heewan'ın babası da birbirlerine yakınlık duyarlar, (kitapta bu iki karakterin de duygu değişimini ayrı ayrı çok güzel anlatılmış) ta ki o kaza anına kadar... Ramwoo öldükten sonra Ramwoo'nun annesi onları terk eder , babası ile aralarındaki bağ da kopmuştur ve günden güne yalnız kalan ve hayatta tutunacak dalı kalmayan Heewan son çare olarak ölümü seçer. Bu esnada Ölüm meleği olarak gördüğü ilk aşkı Ramwoo'ya "Sen gittikten sonra her gün günlük tutmaya başladım. Bir gün seni tekrar gördüğümde, sensiz geçen günlerimi sana gösterebilmek için." der. Ramwoo ise Heewan'a "O kazadan 1 hafta öncesine dönebiliriz, kendine bucket list yap ve yapılacaklar listesinde her yaptığının üstünü çiz veya bunu yapmayıp adımı 3 kez söylersen acısız bir şekilde ölebilirsin." der. Ramwoo ile Heewan o trajik kazadan önceki 1 haftaya giderler ve birlikte yapmadıkları yapamadıkları her şeyi yapmaya çalışırlar, ilk sinema, ilk gündoğumu, ilk öpücük, ilk seyahat, vs. 1 haftalık zaman diliminde. Heewan Ramwoo'ya şunu der: "Hayatı dolu dolu yaşadım zaten, ne diye fazlasını isteyeyim?" Son gün geldiğinde bir
Hayata Dair
Ben Ölmeden ÖnceSeo Eun-Chae · Olimpos Yayınları · 202572 okunma
Dünyanın Sonunu Değil, İnsanlığın Yeniden Doğuşunu Anlatan Destan
10/10
·1216 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Bazı kitaplar vardır, olay örgülerini hatırlarsınız. Bazıları vardır, karakterlerini unutmazsınız. Bir de çok az kitap vardır ki bitirdikten yıllar sonra bile size insanı düşündürmeye devam ettirir, olaylarını da karakterlerini de unutturmaz. Stephen King’in Mahşer’i benim için işte bu son gruba giriyor. Romanın yüzeyine baktığınızda bir salgın hikâyesi olduğunu görüyorsunuz. Laboratuvardan yayılan ölümcül bir virüs ve birkaç hafta içerisinde neredeyse tamamen yok olan bir dünya… Ancak sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki King’in anlatmak istediği şey salgının kendisi değil. Virüs sadece sahneyi boşaltıyor. Asıl oyun, sahneyi boşaltan virüsten kalan insanlar ortada kaldığında başlıyor. Mahşer’i okurken sık sık şunu düşündüm: Medeniyet dediğiniz şey gerçekten ne kadar sağlam? Elektrik, internet, devletler, yasalar ve milyonlarca insan ortadan kalktığında geriye ne kalır? King’in cevabı ise oldukça ilginç. İnsan kalır. Ve insan, ne kadar yıkım yaşarsa yaşasın yeniden bir düzen kurmaya çalışır. Romanın ilk bölümlerinde salgının yayılışını ve toplumun çöküşünü okuyoruz. Bu kısımlar o kadar gerçekçi yazılmış ki bazen bir roman okuduğunuzu unutuyorsunuz. Fakat beni asıl etkileyen, salgın sonrasında başlayan uzun yolculuklar oldu. Boşalmış otoyollar, terk edilmiş kasabalar, sessiz şehirler ve kilometreler boyunca tek bir insanın bile görünmediği yollar. King bu bölümlerde yalnızlığı öyle güçlü hissettiriyor ki bazen karakterlerle birlikte ben de o sessiz dünyanın içinde yürüyormuş gibi hissettim. Fakat Mahşer’in asıl büyüsü Boulder’da başlıyor. Dünyanın sonundan sonra kurulan bu yeni topluluk, romanın en etkileyici bölümlerinden birini oluşturuyor. Başlangıçta insanların kapılarını kilitlemeye ihtiyaç duymaması, insan sayısı artıkça insanın tekrardan insandan korkusunun
1000Kitap
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,928 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi
`schindler's list` (1993) bazı filmler vardır, “`izledim`” demezsin. “`tanık oldum`” dersin. `schindler's list` tam olarak o çizgide. `holokost`'u anlatıyor deniyor ama mesele anlatmak değil burada. mesele yüzüne çarpmak. `siyah-beyaz` tercih falan estetik bir karar gibi duruyor ilk bakışta. değil. renk yok çünkü umut da yok. ya da varsa bile çok uzakta. başrolde `liam neeson` var. oskar schindler karakteri “`iyi adam`” diye başlamıyor. tam tersine: savaşın içinde fırsat kovalayan, para peşinde bir iş insanı. sonra film yavaş yavaş şunu gösteriyor:
Schindler'in ListesiThomas Keneally · Ephesus Yayınları · 2015869 okunma
Beyninizi yakmaya hazır mısınız? /797. İnceleme
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:37
Kendime ithaf edilmiş bir kitap olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum incelememe… Şaka değil gerçek! “Bu kitabı hastalara ve özverili hasta yakınlarına ithaf ediyorum.” Yaklaşık bir ay kadar önce gördüm Sayın Oytun Erbaş’ı ve kitabını imzalarken bir de ilaç yazdı bana. “Adama bak hasta mıdır nedir,” derken meğer ben hastaymışım da bilmiyormuşum. “Hacı hacıyı Mekke’de, deli deliyi dakkada bulur,” sözü geldi aklıma. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ne der bir yazar, “Ağlanacak halime kahkaham kalmadı.” “Ne kadar çok entelektüel gelişim, o kadar sağlıklı bir ruh hali.” İnsanlığın varlığını “kısa boylu” insanlara borçlu olduğunu biliyor muydunuz? İyi ki onlar var, olmasalardı olmazmışız. “Herkes uzun boylu olsaydı, Buzul Çağı’nda tek bir insan ayakta kalamazdı. Oysa aramızda kısa boylular vardı ve kısa boyluların ısı kaybı uzunlara göre daha az olduğundan onlar bu soğuk devirde ayakta kalmayı başardılar.” Kısa boyluları sevelim, onları koruyalım. Önemli olan boy değil karakter deyip konudan uzaklaşmak istiyorum, Arthur Schopenhauer’ın da dediği gibi, “Hiç kimsenin öyle uzun boylu gıpta edilecek tarafı yoktur; fakat çokları var ki bu ölçüde acınmaya layıktır.” “İlginçtir, Anoreksiya hastalarının %98’i kadın, kalan %2’lik dilim ise homoseksüel erkeklerdir.” Çağımızın çığ gibi büyüyen hastalığı. Kilolu olmadıkları halde kendilerini kilolu gören, hep kilo fazlası olduğunu düşünen kadınlar… Neden kadınlar peki? Çağımızda kadınlara öyle algılar oluşturuldu ki sanki hep güzel olmak zorundalar, fizikleri düzgün olmak zorunda… Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da, “Tarih boyunca Vahşi Kadın’ın ruhsal toprakları yağmalanıp yakılmış, buldozerlerle düzlenmiş ve başkalarını memnun etmek üzere doğal döngüleri, doğal olmayan ritimlere büründürülmüştür,” der. Bir dergide okumuştum, “Tırnak uzatmaya
Psikiyatrinin Kara KitabıOytun Erbaş · Siyah Kuğu Yayınları · 2018859 okunma
6/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
I honestly don’t even know where to start. I wanted to read this book because the title and the concept caught my attention, but I can say it wasn’t exactly what I imagined. Did I like it? Did I enjoy reading it? Was I curious about what would happen next? Yes. In fact, since I had already read some of the books mentioned in the list, it was easy to understand the references. It was also written in good English — in my opinion, around a B1-B2 level — understandable for intermediate readers, with an interesting concept. Unfortunately, since the characters were of Indian background, there were some words and expressions I didn’t fully understand. I wish there had been explanations for them somewhere. They also talked about foods a lot, but I didn’t even know what most of them were. Then there was the thing Aidan did… I understand that sometimes not everything needs to be explained, but I still wanted more hints about it. I liked the idea of the story progressing through different books, but when we finally got to the books that gave the chapters their titles, I didn’t really like that the character was reading completely different books instead. The ending wasn’t bad, but it could have been better. I really liked Mukesh’s storyline and the friendships he made, but I can’t say I connected much with the main character, Leila. If you come across this book, I think it’s worth giving it a chance. Nereden başlasam bilemiyorum. Ismi ve konusu ilgimi çektiği için okumak istedim ama hayal ettiğim gibi olmadı diyebilirim. Sevdim mi, okurken keyif aldım mı, ne olacak diye merak ettim mi? Evet, hatta listedeki bazı kitapları bende okuduğum için anlatılanları anlamak kolaydı, zaten güzel bir İngilizce ile yazılmıştı, bana göre b1-b2 arası, orta seviyede anlaşılır ve konusu güzel
The Reading ListSara Nisha Adams · Harper Collins Publ.UK · 20215 okunma
Bunu yapamazsınız!
3/10
·48 syf.··
2026 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 08:41
Beklemiyordum! Zor zamanlardan geçerken, okul cinayetleri hepimizin yüreğini yerle yeksan ederken, madenciler grevde ve tek bir olumsuz habere daha yüreğimizin dayanmayacağı zor bir zamanda Kafa gibi dünya duyarlılığı yüksek bir kültür edebiyat dergisinin kapağında Seda Sayan… Gözlerime inanamadım! Popüler kültürden kaçıp kitaplara dergilere sığınan insanlar değil miydik oysa? Ne ara böylesi yenik düştük satış rakamlarına! Kapakta kocaman puntolarla, “Köpek gibi çalışıp kraliçe gibi yaşamaya çalışan bir kadınım.” Orada bitmedi yalnızca, “Sen bana nasıl elini uzatırsın yalak!” “Uyuyan adamdan nefret ederim, adam dediğin sabah kalkar gider.” “Çorap bir kültürdür, ben çorap kadınıyım.” Yeşim Salkım ile bir kavgası gündemdeydi, “Ben senin gibi kuryeleri boşamadım. Ben Hakan Ural’ı, İlker İnanoğlu’nu boşadım. Ben çok insan boşadım bu ülkede. Çok da düzgün adamlar boşadım, ucuz lümpen tayfasını boşamadım.” Durun bir dakika ya! Ülkemin güzel insanları nelere şahit oluyor böyle! Kuryeler de ülkemin en emekçi insanları ayrıca insanı ucuz yapan kazancı mı? Neresinden tutsam elimde kalıyor, tamam Seda Sayan güçlü bir kadın ama bu ayki sayıya olmadı diye düşünüyorum. İlber Ortaylı hocamız vardı son sayıda! #301319407 Sonraki ayda ülke gündemi o kadar yoğundu ki koşarak almaya gittim dergiyi. Yaşadığım hayal kırıklığını onlara da iletmek istedim: instagram.com/p/DX9oAA6oUsy/?... Hiçbir eleştiri dikkate alınmadığı gibi, 2. baskıyı duyurdular aklımızla alay edercesine! Siz isterseniz okumayın, bizi okuyan bulunur, der gibi! Popüler olan her şeyin modası geçmeye mahkûmdur! Kadınlar güçlüdür. Seda Sayan da güçlü bir kadın. Kadınlar ondan önce de güçlüydü. Erken gitti diye güçsüz mü Nilgün Marmara, kim diyebilir Didem Madak güçsüz
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 140 (Mayıs 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 202676 okunma