Özlemlerin en yücesindeyim seninle. Bahçelerin en güzel çiçekleri sen göresin, sen koklayasın diyedir. Sen tadasın diye verir ağaçlar meyvelerini, insanlar her sabah sana kavuşmak ümidiyle uyanır ve dökülür caddelere. Milyonlarca göz her baktığı yerde seni arar, sana koşar ayaklar ve bütün eller yalnız senin için çalışır, senin için yaratır. Körlerin bile göremediği ama, hayal ettiği sensin. Dilsizler konuşsa ilk senin adını söylerdi. Sağırların duymak istediği senin sesindir sadece. Bir insan seni seviyorsa, seni düşünebiliyorsa yaşıyor demektir. Sen ölümsüzlüğün çekirdeği ve emsalsizliğin ta kendisisin. Senin için söylenir bütün şarkılar, her şiir senin için yazılır. Kızgın çöllerden, balta girmemiş ormanlardan kutuplara kadar dünyanın her yerinde var olan sensin. Sen olmasan dünya olmazdı, biz olmazdık. Tanrı bile olmazdı. Bu evren senin için yaratıldı. Yaşamamız senin için ölmeye hazırlıyor bizi.
Başta döneminin aydın kesimine olan iğnemeleri ve toplumdaki çıkarsal dostlaşmayı hikayede konuya ortak etmesi ve sanatsal bir akıcılık içinde gerçekleşmesi fevkalade olduğu gibi bahsi geçen başrolün dar bir konudan çıkamaması ve şahsen üzerimde oluşturamadığı kıvılcımlar olarak hatırlanacaktır.
Genel olarak eserde net oluşu tembellik ve acizlik kavram uyumunu sağlamış oluşu da ne kadar önemli ve değerli olduğunu gösteriyor.