Mustafa Kemal'in 22 haziran 1915'te yazdığı mektup:
22 haziran
Aziz Madam,
Uzun zamandan beri aramızda derin bir sessizlik hüküm sürmektedir. Onu evvela sizin ortadan kaldıracağınızı sanıyordum. Fakat insanın tahayyül ettiği şey nadiren gerçekleşir.
Bundan başka, eşsiz ve hayranlığa layık dost H.K.'nin getirdiği mektuplardan sonra sevimli mektuplarınızı beklemekte haksızım.
Ben Sofya'da iken genç, fakat tecrübeli bir dost hanım bana diyordu ki, bir kadın hayran olduğu bir erkek dosta karşı duyulan saygı ve suskunluğun tesiri altında kalmamalıdır.
Fakat bu pek mantıki nasihatlere rağmen, çok defa bu bir kere birine hayran olmuş hanımın bile, onunla daima tehlikeli bir tarafı olan konuşmalarına devam ettiğini görüyordum.
Nuri Bey buraya geldi. Sizin evinizde geçen sevimli (öğlenden sonraları) her an hatırlıyor (dilinden düşürmüyor).
Hastahanede meşguliyet ve eğlence mevzuları bulabilmiş olmanızdan memnunum.
Aziz Madam, size hürmetkarane duygularımı sunmama müsaade ediniz. Valideniz hanımefendiye, pederiniz beyefendiye ve küçük dost Matmazel Edith'e muhabbetle dolu bin şey.
M. Kemal
Mesele sadece karın doyurma değil, maddi kalkınma, iyi bir hayat, iyi bir yaşama.. Zile'dekilerin, Ankara'nın zenginleri gibi yaşaması mesela.. Farz et ki öyle oldu bütün memleket, ne çıkar ? Eğer milletin fertlerinde, milliyetine, töresine, inancına bağlılık kalmamışsa, o millet benliğini kaybeder, kendisi olmaktan çıkar..
Halbuki bizler amca, bir cihan devletinin kalıntısı üzerinde, cihan hakimlerinin evlatları olarak oturuyoruz.. Bunun şuuruna varmalı, sorumluluğu yüklenmeliyiz, sokaktan okula, kahveden fabrikaya koşmalıyız.
anne babanızın
k ı r ı l m a z
olduğunu
zannedersiniz
ta ki öyle
o l m a d ı k l a r ı n ı
anladığınız
güne kadar.
- bu da masumiyetinizi kaybettiğiniz anlamına gelir.
Homeros tanrıları, onlara ibadet edenler için çok kapsamlı bir anlam ifade eden köklü bir geleneği temsil etmiştir ama büyük ölçüde kisisel bağlılık ve dindarlığın odağında yer almamıştır. Homeros dini, kişisel değil toplumsal bir etkinliktir: Tanrılara ibadet, onlara inanmaktan ziyade seremonilere düzenli olarak katılmak anlamına gelmiştir.
Yalan söyleme imkânımı saklı tutuyorum, ondan aldığım güçle yaşıyorum senin "gerektiğinde hemen gelme" sözünden aldığım güçle yaşadığım gibi. Bu yüzden, şimdi gelmeyeceğim; bu iki günün kesinliği yerine —lütfen birlikte geçireceğimiz bu günlerden bahsetme Milena, bana işkence ediyorsun bunu yaparak, henüz bir gereksinim değil ama sınırsız bir yoksulluk — her zaman gerçekleşme ihtimalini yeğliyorum.