Balzac'ın bir kahramanı dünyayı boyunduruk altına almak ister, Dostoyevski'nin kahramanı ise onu alt etmek. Her ikisinde de günlük yaşamın üstüne çıkma gayreti, sonsuzluğa doğru bir yönelim vardır. Dickens insanlarının hepsi mütevazıdır. Tanrım, ne istiyor bunlar? Yılda 100 pound, sevimli bir eş, bir düzine çocuk, dostlar için donatılmış güzel bir masa, Londra civarında, penceresi yeşil bir manzaraya bakan, küçük bir bahçe içinde bir kır evi ve bir avuç mutluluk. Onların ideali sıradan bir burjuva idealidir: Dickens'ta bununla yetinmek zorunludur.
Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyacak
Masa başında var gücünde düşünerek bütün gün çalıştın, bir metnin yazınsal kesinliğini birazcık da olsa artırdın diye kimse sana alkış tutmaz. "Çok iyi olmuş" diye saydığınız sıvazlayan biri de çıkmaz. Tek başına öylece oturur, başını sallayarak kısık sesle "Hmm, hmm" diyerek kendini onaylar durursun sadece. Kitap olarak basıldığında ise, o tek satırdaki yazınsal kesinlik dünyada tek bir kişinin bile dikkatini çekmeyebilir.
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kış Akşamı, Maşa ve Sandalye
Odanın sessizliği, bir sandalyenin duruşu, duvardaki saatin tik takı sinirime dokunuyor. Dışarıda kar artıyor. Pencereden görülen manzara dondurucu. İçimden bir şeyler yapmak geçiyor. Ama biliyorum ki, hiçbir şey yapamayacağım.
askerin sefaletinde ayrıca daha fazla tevekkül, daha fazla asalet vardı, savaşa dönmek üzere olan asker, itişip kakışarak bir masa kapmaya çalışan uyanıkları görünce, nefret duymadan, filozofça ' başını sallayarak, "Savaş buraya hiç uğramamış sanki," dediği için, daha da dokunaklıydı.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Alıntı
Şimdi kendime, sokakta sağa sola bakınıp gülümseyerek selam veren, tatil günlerinde masa, sandalye tamir edip çiçek sulayan, gün devrildiğinde bir dilim peynir ve ölçüsü kaçmamış iki tek rakıyla bahçedeki sandalyesine çöken, küçük dertlerin sahibi kasaba memurları kadar uzağım.
Sayfa 89 - Sia kitap·Kitabı okuyor
Edebiyat
Sorularım bitti, öyle kalakaldım. Sırılsıklam masa örtüsü giderek buruştu. Bu buruşma sonucu örtüye binbir emekle nakşedilmiş sırılsıklam kırmızı gülün bükük boynu dikildi: — Sıçtırtmayın teknolojinize! Yani en azından, bâri sanata dokunmayın dijital ellerinizle!