Ne mekândan geldin ne mekândasın
Evvel gözünü aç özünü tanı
Masiva deminden ne devrandasın
Saptırma râhını izini tanı
Varıp nadan ile söz söze çakma
Meyl-i ağyar olup ciğerin yakma
Dosta can feda kıl gayriye bakma
Yâri gösterenin gözünü tanı
"Nefsimizle savaşıp kendimizi ıslah etmek, düşmanla savaşıp maddi zenginlik elde etmekten önce gelir. Ruh imarı yoksa kuru kuruya memleketi imar, masiva duygusunu arttırır ki o da dine ancak zarar verir."
Dünyada insanı kuşatan kişiler ,nesneler,olaylar arttıkça,yani masiva denilen dünya sevgisi insanı kusattikça,kuşatma şiddetlendikçe, kusatanlara ayrılacak zaman kendiliğinden azaldıkça, günler ve yıllar satın alınacak son nimete düğümleniyordu...
Allah'ın gayri manasına gelen "mâsivâ" kelimesi tasavvufun en önemli ıstılâhıdır. Mâsivallah, (Allah'tan başka her şey) insanı Hak'tan uzaklaştıran, rûha karşı nefsi besleyen bir puttur. Tasavvufta Allah'a kul olmak âzâdeliktir.
Tasavvuf, İslam dininin ihtiva ettiği bilgi sisteminin kuvvetten fiile, yani kalden hale, nazariyeden ameliyeye dönüşüdür.
Tasavvufun müstakil bir meslek olarak ortaya çıkışı yaşanan İslami hayatın Zaman geçtikçe eski gücünü kaybetmesi, zühdî hayatın zayıflamasının bir neticesidir. İslam tasavvufunun zühdî hayata verdiği önem bu ilmin temel esasının masiva ile kalbin alakasının kesilmesi tarzında gerçekleşmesini sağlamıştır.
"Bâki-i Hakikî yalnız sensin. Masiva fânidir. Fâni olan elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz."