S.F.I.O.'nun "Section Française de l'Internationale Socialiste" in kısaltması olduğunu hatırlıyorum.
190
Sim Copans'nın caz programlarını hatırlıyorum.
191
"Cow-boy"un "sığır çobanı” anlamına geldiğini öğrendiğimde ne kadar şaşırdığımı hatırlıyorum.
192
Bisikletçi Louis Caput'yü hatırlıyorum.
193
Robespierre'in, sonradan albaylığa terfi eden jandarma eri Merda tarafından çenesinin kırıldığını hatırlıyorum.
194
"C'est assez, dit la baleine, j'ai le dos fin, je me önbellek à l'eau" ve
"Racine boit l'eau de la fontaine Molière"yi görebiliyorum.
Suret'in, kendi'ni gör'me'si'nin" esası ise, bu suretle düşünülen "tasvir'e" ve "tasvir'e" mahsus "zamir'e", "muhayyile" marifetiyle "hayal" esasında "şekil" tayinidir.
"Suret'in, kendi'ni gör'me'si", bu manada olmak üzere, "suret'in, kendi'ni işit'me'si'nin" kaydına bağlıdır.
"Suret kendi'ni işit'me'den", "kendi'ni gör'e'mez"; bu manada.
"Kendi'ni seyr'et'mek" ile, "nisbet'li bir'li'k (unitas ratio'nalis)" olarak "zaman'a" mahsusen "suret'in, kendi'ni gör'me'si'ni" kastediyoruz.
"Nisbet'li bir'li'k (unitas ratio'nalis)" olarak "zaman'ın" teşkil esası "zihin' dir (mens )" "Zihin (mens)", "nisbet'li bir'li'k (unitas ratio'nalis)" olarak "zaman'ı", bu bakımdan "tahayyül (phantasia)" esasında teşkil eder.
"Suret'in, kendi'ni seyr'et'me'si'nin" esası bu bakımdan "suret'in, kendi'ni gör'me'si'dir", yukarıda belirtilen şekilde, "zihn'in (mens)" ve "hafıza'nın" kaydına bağlı olarak.
Gold is no master out of its own will and yet it rules the whole, despised and greedily demanded, an inexorable ruler. It lies and waits. He who sees it longs for it. Gold does not follow one around. It lies silently, with a brightly gleaming countenance, self-sufficient, a king that needs no proof of its power. Everyone seeks after it, few find it, but even the smallest piece is highly esteemed. It neither gives nor squanders itself. Everyone takes it where he finds it, and anxiously ensures that he doesn't lose the smallest part of it. Everyone denies that he depends on it, and yet he secretly stretches out his hand longingly toward it. Must gold prove its necessity? It is proven through the longing of men. Ask it: who takes me? He who takes it, has it. Gold does not stir. It sleeps and shines. Its brilliance confuses the senses. Without a word, it promises everything that men deem desirable. It ruins those to be ruined and helps those on the rise to ascend.
(Altın, kendi iradesiyle efendi değildir; yine de her şeye hükmeder; hor görülür ve açgözlülükle talep edilir; merhametsiz bir hükümdardır. Orada yatıp bekler. Onu gören kişi ona özlem duyar. Altın insanın peşinden koşmaz. Sessizce, parlak bir yüzle, kendine yeten, gücünün kanıtlanmasına gerek duymayan bir kral gibi yatmaktadır. Herkes onu arar, çok azı bulur, ama en küçük parçası bile son derece değerlidir. Ne verir ne de israf eder. Herkes onu bulduğu yerde alır ve en ufak bir parçasını bile kaybetmemek için endişeyle özen gösterir. Herkes ona bağımlı olduğunu inkar eder, ama yine de gizlice elini özlemle ona doğru uzatır. Altının gerekliliğini kanıtlaması mı gerekir? Bu, insanların özlemiyle kanıtlanmıştır. Ona sorun: “Beni kim alır?” Onu alan, ona sahip olur. Altın kıpırdamaz. Uykuya dalar ve parlar. Işığı
“You must allow me to tell you how ardently I admire and love you.”
“Size ne kadar büyük bir hayranlık ve sevgi duyduğumu söylememe izin vermelisiniz.”
-Darcy :)
"I am no bird; and no net ensnares me: I am a free human being with an independent will."
"Ben kuş değilim ve hiçbir ağ beni tuzağa düşüremez: Ben bağımsız bir iradeye sahip özgür bir insanım."
Jîyan,
Li bejna me,
Li bajarê me,
Û li bawerîya me dihat
Ez û hemû jinên ruhê xwe
Em ê her bizîvirin dîsa
Li dengê te
Lê xwezî
Ewqas heqê me li hev
Ewqas hukmê me li hev
Ewqas ferhenga ruhê me li cem hev nebana...
Ewqas xatirê barana vî bajarî li cem me
Û bi ser de ewqas deynê me li jîyanê nebana...