"Ayşe bir ara iki cariyesi ve kardeşinin bir kölesiyle Mekke'ye gidiyor. Köle Ayşe'nin abasını çalıyor. Bunun üzerine Ayşe o kölenin elini kesiyor." Suç, çalınan bir aba!(470) Ayşe, bir cariyesi bir eşyasını çaldığı için onun elini kesiyor. İbni Ömer'in de çalmaktan dolayı kölesinin elini kestiğinin örneklerini daha önce verdik. (471) Ayşe, belki birileri müşteri çıkar (satın alır) diye bir cariyesini süsleyip piyasaya sürüyor. Bu olay birçok İslami kaynakta anlatılır.(472) 471 a) İmam Nevevi, Mec'mu, c. 22/73. b) Askalani, Telhisü'l Habir, c. 4/1 14, no: 2062. 472 a) İbni Ebi Şeybe, Musannaf, Nikah kısmı c. 6/303, bab 262, no: 17948, ayrıca Büyu, bab 335, cilt 7/488, no: 22776. b) El-Harbi, Garibü-1 Hadis, 2/8 1 2. c) İbni Esir, en-Nihaye fi Garibi-! Hadis, c. 2/509. d) İbni Manzur, Lisanü-1 Arap, (ŞVF) maddesi. 473 Ebu Davud, Talak, bab 2 1 -22, no: 2237.
Sayfa 256 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Gönlümüze göre tek "izm" bulmuşuz milletlerarası "izm" pazarında. Aşıklarından hiçbir fedakârlık istemeyen bir sevgili bu. Bizden başka talibi de yok. Tohum topraklarımızda işitilmemiş bir cömertlikle boy atmış. Dallarla gövdelerin birbirine karıştığı hindistan inciri mübarek! Evet, bu "izm" uğruna bütün "izm"lere düşman kesilmişiz, bütün "izm"lere yani tefekküre. Bu dildadeyi gerçek ve hayali her tehlikeden korumak için hapishaneler yükseltmiş, matbaalar kurmuş, üniversiteler inşa etmişiz. Kanun hiçbir itizale göz açtırmamış. Yasaların gediklerinden ülkeye dalan her düşünce süngü ile tepelenmiş. Kamuoyu o mâbudenin şüpheli rakiplerini haklamak için el ele vermiş iktidarla. Ülkede ilk ve son defa olarak bir konsensüs gerçekleşmiş. Maziyi yok etmek, istikbali boğmak, vatandaşı sefil bir sürü haline getirmek için yıllarca karşısında secde edilen bu kahhar "izm", dilimizde karşılığı bulunmayan yedi ceddi yabancı bir mefhum. Batı'da can vereli asırlar olmuş. 1789'a kadar çeşitli kisvelerle, çeşitli adlarla Avrupa tarihini kana, çamura, pisliğe boyayan bu habis ruh, uzun zaman uğrayamamış ülkemize. Haçlı zihniyeti diye lanetlenmiş. Engizisyon kılığına girmiş, tüyler ürpertmiş. Bazen Pierre l'Hermite, bazen Ignace de Loyola. Rusya'da çar olarak tecelli etmiş. Düşünce hürriyetini işkence masalarında boğan bu mec-nun, bu kanlı alüfte nihayet ülkemizi şereflendirmiş. "İnsaf din'in yarısıdır" diyen, her tefekküre açık bir medeniyetin yozlaşmış çocukları bu kart fahişeyi baş tacı etmişler. Evet, genç ihtiyar milyonlarca insanın tek sevgilisi: Obskürantizm. Bazen maddecilik adım almış ülkemizde, bazen pozitivizm. Kāh batıcılık olmuş kâh Batı düşmanlığı. Sosyalizm onun bayrağını taşımak zorunda kalmış. Bir kelimeyle, bütün "izm"ler onun himayesinde sahneye çıkmış. Elli yıl
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Türk dil kurumu lügat 1944 sözlüğü
Din Ar. İ. 1. İnsanların Tanrıya inanış ve bağlanışları. Din ve dünya işleri ayrıdır. 2. Bu konuda tutulan yollardan her biri. Müslüman dini. Hıristiyan dini. 3. mec. Inanılıp çok bağlanılan fikir veya ülkü. Kemalizm Türkün dinidir. Dini bir uğruna, Müslüman dâvası uğruna. Dini bütün, din ahlâkına fazla bağlı,
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Devletin her türlü meşakkatine katlanan Türk ırkının çocukları, asırlar boyunca 3 kıtadaki sonsuz cephelerde kırılarak, çiftini çubuğunu terk etmek, dükkânını tezgâhını kapatmak zorunda kalırken, askerlik yapmak gibi bir mükellefiyetleri olmayan gayrimüslim unsurlar bir bakıma onların haklarını gasp ediyor veya servetlerine el koyuyorlardı. Bu durum giderek ticaretin ve sanayinin eldeğiştirmesine sebep oldu. Birkaç örnek vermek gerekirse, Artin Bezciyan, 1768'de Kars'tan İstanbul'a geldiğinde belki de ayağında don yoktu. Kısa bir zaman sonra ipek ticaretinden büyük paralar kazanıp, memleketin ticarî hayatında söz sahibi oldu. Ali Paşa'nın sarrafı olması sayesinde Türkiye'nin en zengin adamları arasına giren Köçeoğlu Agop, Sultan Abdülaziz'in devrilmesi için Murat Efendi'ye yüksek faizle borç para vermiş, böylece servetine servet kattığı gibi, siyasî entrikalara da en üst düzeyde karışmaya başlamıştı. Senekerim Manukyan, demir tüccarları Asador ile Anzavur da dönemin en zenginleri arasındaydılar. Şirket-i Hayriye'nin ve Osmanlı Bankasının pekçok ortağı Ermeniydi. Bu zenginlik yalnız İstanbul'a özgü bir durum değildi. Ermeniler bulundukları her yörede en zenginler arasındaydılar. Rus Generali Mayevski, Van-Bitlis İstatistiği adlı eserinde, Ermenilerin bölgenin en varlıklı tabakasını teşkil ettiklerini yazar. Giderek her bölgede Türklerden daha zengin duruma gelen Ermeniler, nüfusu 10 binin üzerinde olan şehirlerde ticareti ellerine geçirmişlerdi. Marcel Leart, Osmanlı Ermenilerinin zenginliğini anlatırken bâzı rakamlar vermektedir. Bu rakamlara göre Anadolu'daki 166 ithalatçının 141'i Ermeni, 12'si çeşitli uyruklu ve sadece 13'ü Türk'tür! 9.800 dükkân sahibi ve zanaatkarın 6.800'i Ermeni, 2.550'si Türk, 150 ihracatçının 127'si Ermeni, 20'si Türk, 37 bankacının 32'si
Sayfa 50 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Türkün Dini: Kemalizm
din Ar. i. 1. ... 2. ... 3. mec. İnanılıp çok bağlanılan fikir veya ülkü. Kemalizm Türk'ün dinidir. ("Öztürkçe" Lûgat'te [1945 baskısı])
Sayfa 539·Kitabı okudu
Atatürk
KİTABIN ÖZETİ
Osmanlılarda vezirler ilk zamanlarda ulema sınıfındandı. Hükümet başkanlığı ile ordu kumandanlığı ayrı idi (15). 1. Murat Yeniçeri, Topçu, Cebeci Ocakları ve diğer bazı hizmetlere kaynak olmak üzere de esir ve devşirme hıristiyan çocuklarından meydana gelen bir Acemi Ocağı kuruldu (19). 19. Yüzyılın ortalarına gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğunda eğitim ve öğretim faaliyetleri, devletin görev alanının dışında kalmıştır. Eğitim ve öğretim, sadece bir hayır işi, bir dini görev olarak kabul edilmiştir. Onun içindir ki, bunlar, diğer sosyal yardımlar gibi, imar va belediye işleri gibi, sadece hayırsever kişilerin kurdukları vakıflar,. yoluyla yürütülmüştür (23). Geleneksel eğitim kurumları arasında, sadece •askeri eğitim ile •yöneticilerin eğitimi .. , devlet tarafından yürütülmekteydi (23). İlköğretim Sıbyan Mektepleri Mekteb-i Sıbyanlar, 5/6 - 11/12 yaşları arasındaki kız ve erkek çocukların birlikte, yani «karma öğretim• gördükleri «Temel Okul»lardır. Bu okullarda okuma, yazma, Kur'an-ı Kerim ve hesap gibi konularda temel bilgiler öğretilirdi (24). Dar-ül-Huffaz Dar-ül Huffaz,.lar, ilköğretim seviyesindeki dini öğretim kurumlan olup, Kur'an-ı Kerim'in ezberletilmesini amaçlarlard! Bu okullan bitirenler, Hafız,. adını alırlardı (25). 2.2.ı.2.ı. Medreseler Medrese , terim olarak cders okunan yer• anlamını taşır. Medreseler, kendi içlerinde ilk, orta ve yüksek kademelere aynlmıştı. Yüksek kademelarinde, belirli bilim dallaniıa göre ihtisaslaşmışlardı (25). 2.2.1.3. Askeri Eğitim Kurumları 2.2.1.3.1 Acemioğla.nlar Ocakları 2.2.1.3.2. Yeniçeri Ocakları •Acemioğlanlar Ocakları·nda gerekli eğitimden geçen gençler, "Yeniçeri Ocakları» na alınırlardı. _ Yeniçeri Ocakları şu üç ana kısımdan meydana gelmişti : ·Cemaat Ortaları•, ·Sekbanla,-.,., «Ağa Bölükleri•