"Ben," dedi, "bir şeye özlem duydum mu, ne yaparım bilir misin? Bir daha hatırlamayacak kadar bıkıp da kurtulmak için yerim, yerim... Ya da tiksintiyle hatırlamak için. Bak bir zamanlar çocukken, kirazlara karşı anlatılmaz bir tutkum vardı. Param olmadığı için azar azar alıyor, yiyor, yine istiyordum. Gece gündüz kiraz düşünürdüm, salyalarım akardı; işkenceydi bu! Günün birinde, kızdım mı, utandım mı, bilmiyorum; baktım ki kirazlar bana istediklerini yaptırıyorlar ve beni rezil ediyorlar, ne plan kurdum bilir misin? Geceleyin yavaşça kalktım, babamın ceplerini yokladım, gümüş bir mecidiye bulup çaldım. Sabah sabah da kalktım, bir bahçeye gidip bir sepet dolusu kiraz satın aldım. Bir çukurun içine oturup başladım yemeye. Yedim, yedim, şiştim, midem bulandı, kustum. Kustum patron. O zamandan beri de kirazlardan kurtuldum; bir daha gözüme görünmelerini bile istemedim." ...
İnceleme yapmak için eserin bu kesitini uygun buldum. Çünkü ben de (tutku, arzu veyahut istek)' lerimden sıyrılabilmek için bu taktikleri kullanıyorum. Bence insan dediğimiz mahlukat yaşamını hiçbir (olay, olgu veya durumun) esiri etmemeli; her türlü !ahval ve şerait¡ içerisinde özgür kalabilmelidir.
Bunun dışında eser hakkında genel bir değerlendirme yapacak olursam:
Edebiyat, sanat, sepet içerikli sitelerde (sinemaya dahi aktarılmış aga) denilecek kadar abartılan bir eser olmasına karşın; bana soracak olursanız kült veyahut klasik bir eser değil maalesef...
Eser beklentilerimin de "bayağı" altında kaldı diyebilirim. Amma velakin güzel alıntılar yapabilme imkanı da sağlıyor ;)...