Tarihin en saçma fantezi kurgusu (ağır eleştiri)
1/10
·466 syf.··
2025 41. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2025 18:32
Harry Potter’ı yanlışlıkla Şato,net’ten sipariş ederseniz ne olur? Varislerin Oyunu olur. Hazırsanız, tarihin en saçma fantezi kurgusuna mercek tutuyoruz. Bu incelemede, akıl seviyesi karpuzla yarışan 24 varis, müstakbel koca furyası, ikili oda sistemine geçmiş Krallar Pansiyonu, Reika’nın yerine geçen Irıthel’in kına gecesi tadında taht oyununu gömeceğiz. (Öncelikle bana bu kitabı sırf inceleme yazmam için okutan A. Kuzgun E.i ۶ৎ kişilerinin evlerine bir kargo yolladım. Lütfen kapınızı açtığınızda göreceğiniz kutuyu açın. İçine bir dinamit koydum ve umarım bir yerlerinizde patlar) kitaba gelirsek. Tamı tamına 24 krallık var. Bunların her birinden tek yönlü bir patika, evrenin tam orta yerine uzanıyor. patikalardan soylular geçiyor ve ormandaki okula varıyor. Bakın yol değil bu, PATİKA. Yani keçilerin bile, “burası dar, biz dönelim meee” diyebileceği türden bir şey. Her krallıktan çıkan patikalar, evrenin ortasındaki devasa bir ormanda birleşiyor. Hani şu devasa orman. Haritada Grönland kadar yer kaplıyor, ama nedense hiçbir krallığa ait değil. Çünkü? Çünkü daha güvenlikliymiş. Evet. Sahipsiz, sınır çizilmemiş, hiçbir kontrol noktası olmayan bir orman, 24 krallığın geleceği için kurulmuş elit varis okulu için daha güvenli. Yani Orta Dünya'nın Mordor’una “ya burası çok tenha, güvenli gibi” deyip kreş açmak gibi bir şey bu. Sözde burası her krallıktan varislerin geleceği bir merkez. Diplomatlar, prensler, prenseler, geleceğin yöneticileri falan. Güvenlik nasıl sağlanıyor peki? İki muhafızla. Bakın iki muhafız dediysek öyle Witcher gibi, Legolas gibi tipler değil. Bunlar sanki orman kampında yaz kampı liderleri. Sur yok. Gözlem kulesi yok. Kapı önünde iki tane popolarina bez bağlı muhafiz var. Bari köpek bağlasaydınız? Ve sonra… Irıthel. Bu vahşi
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,663 okunma
8/10
·431 syf.··
2025 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 10:22
Sosyal anksiyetesi olan biriyim bir şekilde alt etmeye çalışıyorum ama bazı durumlarda Jacob gibi oluyorum ilk karşılaştıkları sahne mesela o anki düşünceleri ve sonrasında sürekli düşündüğü düşünceleri onu o kadar iyi anlıyorum ki kitabın daha başındayken yazıyorum bu yorumu ekleye ekleye devam edicem kitabı beğenmesem bile Jacob’u anlamak benim gibi birini okumak iyi hissettirdi o anksiyeteyi de yaşattığı için kötü de oldu bi tık (şaka) aksnssjdndjd kitapta çiftimiz yanlış anlaşılma dolasıyla Briana Jacob tan nefret ediyor sonra yanlış anlaşılma çözülüp arkadaşlığa evriliyor oradanda sahte sevgililik muhabbetine geçiliyor. Ben hissedebildiğim ve karakterlerin mantıklı ve yaptığı davranışların açıklanabilir şekilde olduğu kitapları seviyorum sonra yani bu davranış ne alaka demek istemiyorum ya da ben ne okuyorum ya bu olay yaratmak için zırtırı zort bi karakter evrimimi geçirdi demek istemiyorum bu kitapda onların hiç biri yoktu hatta başta dedim ki Briana evlilik travmasını ne kadar kolay atlatmış ama halbuki öyle değildi briana gerçekten zor durumlar yaşamış yaşadığı durum gerçekten çok korkunç birlikte de üstesinden geldiler. Jacobu sevdim dediğim gibi onun gibi biriyim belki ondan daha iyiyim ama onun gibiyim. benim tek takıldığım yer ilk birliktelikleri abiii nedeeeennnn neeeedeeeenn bi kağıt kalem bul ve kendini açıkla yaa Briana da sormuyor görüyor musunuz yine iletişimsilik sonucu olan bir olay arkadaşlar iletişim kurun yanlış anlaşılmamaya ihtimal verdirtmeyin sonra sorunlar sorunlar sorunlaaarr help meee!
En İçten DileklerimleAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 2024412 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sonsuz aşk yoktur
10/10
·229 syf.··
2024 22. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2024 02:34
Tür: Aşk, edebiyat, roman, mektup Sayfa sayısı : 229 Tezer Özlü'den Leyla Erbil'e mektuplar kitabının önsözünde Leyla Erbil şöyle der. "Tezer ile iki konuda birbirimize söz vermiştik. İlki evlilik kurumunu, kocaları, daha çok eşlerimizi anlatacak birer roman yazmaktı. Ben bu sözü mektup aşklarıyla yerine getirmeye çalıştım." Kitap, kadın erkek ilişkileri üzerinden ilerleyerek, bizlere evlilik kavramını sorgulatan bir eser. Leyla Erbil okumak bir seneden beri aklımdaydı ancak sürekli erteleyerek önceliğimi hep başka kitaplarla doldurdum. Neden bu kadar erteledim, elim neden bir türlü varmadı onun kitaplarına bilemiyorum ama ne derler herşeyin bir vakti, zamanı vardır. Leyla Erbil'den okuduğum ilk kitap olmasına karşın dimağımı oldukça etkileyerek bende müthiş bir haz bıraktı. Uzun zamandır bu kadar güzel bir roman okumamıştım. Diğer kitaplarını da en yakın zamanda okumak istiyorum. Mektup türü okumayı hep sevmişimdir. Bu kitabı da bu sebeple seçmiş olabilirim. Aslında kitabı okumadan önce mektupların, gerçek mektuplardan oluştuğunu düşünüyordum; fakat mektupların hepsi kurgulanmış. Leyla Erbil'e bu konuda hayranlık duydum. Tüm mektuplar birbiriyle bağlantılı ve mektuplar akıcılık, sürükleyicilik açısından öylesine güzel ve yerinde işlenmiş ki; her karakterin, bir sonraki mektubunda neler yazacağını merak ediyorsunuz. Mektupların hepsi Jale'ye yazılmış. Jale'nin okuldan iki kız arkadaşı Ferhunde ve Sacide'nin mektupları ve Jale'nin aşıkları Reha, İhsan, Ahmet, Zeki ve bir tane de Zeki'nin babasından gelen mektuplar. Jale'nin bu mektuplara verdiği cevaplar, kitapta yer almıyor ancak kitabın sonunda Jale'nin, Sacide'ye yazdığı iki mektupla kitap bomba bir şok etkisiyle sona eriyor. Karakterlerin her birinin farklı farklı özellikleri var ve bunun mektuplara da
Aşk - Edebiyat - Roman
Mektup AşklarıLeyla Erbil · İş Bankası Kültür Yayınları · 20101,478 okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2021 38. kitabı
Evet, George Orwell kaleminden çıkmış Hayvan Çiftliği kitabının yorumuyla karşınızdayım. Kitabı nereden anlatsam, nasıl anlatsam bilemiyorum. Eleştirisi bol bir kitap toplumsal, siyasal, dini.... Tekrar tekrar okuduğunda yeni şeyleri fark edeceğimiz fakat tek bir döneme değil hangi çağda yaşarsak yaşayalım o sorunları dile getirecek bir kitap öncellikle. İnsanların yönetimi altında olan hayvanların 'Büyük Üstat'ın fikirleriyle aydınlanmasıyla kendilerine zülmeden insanlara isyanını, devrimini, zaferini ve sonrasında başlarına gelen olayı anlatıyor. İnsana egemeliğinden kurtulup kendi hayatlarını kurdukları zaman çevredeki insanlar tarafından başarıları hor görülmüş, küçümsenmiştir. Hiçbir insan bir hayvanın kendilerine karşı dik duruşunu kabullenmez... Bana göre kitabın asıl teması bu cümle de gizli; "Özgürlüklerini savunmayanların ödedikleri bedel ağırdır." Yazar yazdığı her bir hayvanla dünyadaki insan tiplerine gönderme de bulunuyor. Evet, özgürlük için o ladar savaşınız peki ondan sonra ne oldu? Aslında olan şuydu işini siyasi boyutu burada devreye giriyor. Hayvanlar kendi yönettikleri çiftlikte mutlu, mesut yaşarken başa bir şekilde 'domuz Napoleon' gelir. Hani deriz ya başta olmak, bütün gücü elinde tutmak insanın gözünü kör eder, bir sürü vaat verip asla yapmamak insanları kandırmak bir yönetici olarak... Ne yaparsa yapsın asla itiraz etmenize bile izin vermez. Bir diktatörlük vardır aslında fakat bunu hissettirmeden, gizli bir korku salar. Bir başka hayvanlarımız koyunlardır. Başta olanlar ne derse onu 'meee, meee' diye düşünmeden kabul edip söyleyenlerdir. Önemli bir hayvansa Snowball'dır, yapacakları, düşünceleri diğer hayvanlarınız yararına olacak zeki bir devrimcidir. Domuz Squealer ise yöneticinin medyası, daha doğrusu yanlış olan şeyleri bile çevreye
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021296,4bin okunma
Siyah Kuğu
9/10
·568 syf.··
2020 10. kitabı
Çok severek okudum. Nil için bir Notum var: Nil Han, seni cidden çok seviyorum, yalnızlığına ortak olmayı o kadar çok isterdim ki... Bir ailen olduğu hâlde yanlız kaldın; kalbinde bir boşluk oluştu, o boşluğa sen Pamir Yelkiranı siğidirdin, sadece 7 yaşındayken. Iyi ki varsın Siyah Kuğu, sen yalnızlığına mahkûm değilsin. Meee - When you come home Siyah Kuğu Beyza Aksoy
Edebiyat
Siyah KuğuBeyza Aksoy · Epsilon Yayınları · 20215,4bin okunma
Tekmelenen Tanrı
10/10
·156 syf.·
2014 5. kitabı
Kant'ın bu eserini dolmuşta okumuştum. :) Yanıma oturan biri uzun uzun okuduğum satırları gözden geçirerek kitabın ismini sordu. Söylediğimde Prolegomena'nın anlamını sormuştu. Önsöz dediğimde dolmuşçuya müsait bir yerde inecek var deyip indi. :) Enteresan bir anıydı... Keşke ben de kitabı dolmuşta bırakıp inseydim :D ya da arkasından fırlatsaydım “Kant’tan kaçış yok ulan” diyerek. Neyse ki o zamanlar bu kadar manyak değildim de uslu uslu düzene ayak uydurup Ferdi Tayfur eşliğinde yoluma devam ettim. Kitaba gelirsek, kitap tabii ki de buram buram Kant ve rasyonellik hissettiren ağır bir kavramsal dili barındırmaktadır. Kant o kadar iddialıdır ki ileride ortaya bilim olarak çıkabilecek her metafiziğe karşı bunu yazar. Açıklamaları mantıksal olmakla birlikte adeta kendi yarattığı dilde okuyuculara gösteri yapmaktadır. Metafiziğin felsefe tarihinde nasıl her bilinmeyeni anlatmak için hunharca kullanıldığını iddia eder. Artık der metafizik sizin kurtarıcınız olamaz. Tam o anda felsefe tarihinde tatatatatammm perde açılır ve Tanrı’dan insanlığa şu şarkı çalar “Gidiyorum, bırak beni, elveda güzel kullarım, ağlama sil gözlerini, bu komedi oyun bitti!” :D Ruh, Tanrı ve Özgürlük alanlarında incelemeler yapar. Her birini metafiziğin ağlarından kurtarmaya çalışır ve özgürlüğü çekip alır o ağlardan. O da tam kurtulamamıştır ya ağlardan neyse.. Ona göre algılarımız yaşadığımız gerçekliği yaratır. Asıl gerçeklik ise asla bilemediğimiz numen alanı. Tanrı’yı da oraya fırlattı Kant, inanca yer açmak için bilgiyi sınırlaması bundan. Bilginin ve aydınlanmanın filozofu, karanlığı halı altından çıkarıp aynadaki sır kıldı. :) Gerçeklik kaypaktır. Yani bugün bu kadar din, bu kadar fikir, bu kadar çeşitlilik aslında gerçekliğin buzlu bir zeminde durmasından kaynaklanıyor bana göre. Kant
Felsefe
Gelecekte Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe ProlegomenaImmanuel Kant · Türkiye Felsefe Kurumu · 2011224 okunma