Değişmeyen tek şeyin değişim olduğundan emin miyiz?
9/10
·438 syf.··
2025 56. kitabı
İnce Memed 1 Yaşar Kemal Zaman olarak Cumhuriyetin kuruluşunun hemen sonrası, mekan olarak ise Adana'da Çukurova ilçesinin Değirmenoluk köyünde Abdi Ağa Namlı bir kan emici vardır. Bu köyle beraber beş köye ağalık eder. Ağa despot, zalim zülmekar, Ağa melun, Ağa namert, Ağa insafsız, Ağa insanlıktan nasibini almamış bir tiran. Köylüyü zorda kor, köylüye işkence ve eziyet eder; kadın, çoluk çocuk demeden karşısında duran herkesi dövebilir, herkese söver, köylünün malını elinden alır. Hiçbir durumda hilekarlığa başvurmaktan geri durmaz. Maraba ve hakir görür herkesi. Onlara karşı her hakkı kendinde görür, kendinde toplar. Biçare köylünün boynu bükük, yaşadıkları karşısında çaresiz durumdalar. Ağaya içten içe kurulurlar kurulmasına lakin ellerinden bir şeyler gelme ihtimali bulunsa da zihinleri ve bilinç düzeyleri buna elvermez. Bir kahraman çıkagelse de onlar için kendini feda etse, ağayı ortadan kaldırsa minnettar olacaklar ama yapamazsa da onu yerin dibine sokmaktan da geri durmayacaklar, kendileri hiçbir şey yapmadıkları halde. Kahramanımız İnce memed, babası vefat etmiş ve gariban anası Döne hatun ile bir başına kalmış öksüz bir çocuktur. Ağadan sürekli hakaret işitir, dayak yer. Gururu ayaklar altına alınır ve henüz 11 -12 yaşlarındadır. Sağdan soldan duyduğu ve hayalini kurduğu güzel öteleri arar, onları hayal eder. Yoksulluğa ve aşağılanmaya daha fazla dayanamaz, köyden kaçar ve başka bir köyde Süleyman Emmi dediği ak sakallı, yaşlı ve çok iyi bir adama misafir olur. Ondan insanlığı görür ve onun yanında kalmaya başlar ancak bu kısa sürer ve zalim Ağa tarafından gerisin geriye döndürülür. Ağa şiddetini artmış, daha da kahredici hale getirmiştir. İnce memed'in sevdalı olduğu Hatçe'yi yeğeni Veli'ye ister ve nişanlar. Memed kızı kaçırır ve peşinden gelen Ağa'yı yaralar,
1000Kitap
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,3bin okunma
Puan vermedi·177 syf.··
2025 17. kitabı
Çok fazla yazabilirdim, belki daha sonrasında güncellerim fikirlerimle ama kendisi de bir dönem katı kumarbaz olan dostoyevski hakkında portal kanalı zaten çok başarılı bir inceleme yapmış. Her zamanki dikkat çekici kavramlarımı açıklayıp çekilmeyi uygun buldum, buyursunlar: Kumarbaz Taler; ekşide 1908'e kadar Almanya'da kullanılan gümüş para olarak tanımlanmış, hikayemizin bağlamına uygun bulduğum için kabul ettim. Kalesta; kalesta değil de kitabımızın bağlamından alakasızca kallisto kelimesi açıklanıyor taradığım kaynaklarda, mitoloji merakımdan ötürü bunu yeşilleyeceğim. Yunan mitolojisinde Kalllisto bir nemf ya da Kral Lylaon'un kızıdır. Zeus'u cezbeden kadınlardan biridir ve Artemis'in takipçilerinden biridir de aynı zamanda. Bazı yazarlara göre Zeus, Kalllisto'yu baştan çıkarmak için kendisini Artemis'e dönüştürmüş. 1870'e dek Papalık'ın idari merkezi Roma'daydı ve bazı ülkelerde elçilikleri bulunurmuş. Kardinal; bir araya gelerek meclis oluşturan, Katolikliğin başı olan papayı seçen ve ona danışmanlık eden başpapazlardan her biri. Conclave ve Two Popes gibi filmlerden sonra aşina olmamız gerektiğine inandığım kavram. Ayrıca Papa Francis'in kişisel serveti olmadığına dair haberlerden sonra doğru olma ihtimaliyle birlikte kanım ısındı bu keşişliğe ve tavra. Gulden; Hollanda guldeni. Hollanda'nın 17.yydan 2002'de Euro'ya geçinceye kadar kullandığı para birimi diye kabul görüyor. Florin; Yine Hollanda'nın eski para birimi olarak kayda geçen bir para birimi. Marki; kimi Avrupa ülkelerinde kont ile dük arasında bir soyluluk sanı. Kitabımızda bu unvanda bir karakterimiz mevcut. Sıklıkla sıfatı zikrediyor Dostoyevski. Mesire; gezilecek, piknik yapılacak yer, bağlık bahçelik, yeşillik yer. Severim bu kelimeyi, özlüyorum mesire yeri demeyi, mesire yeri, hasret
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Melun Aziz’e bu az bile!” Hadisesi
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 15:10
Byronik kimliğiyle Aziz Bey, kibrin yoğurduğu korkunç bir narsizmin capcanlı bir resmi adeta. Öyle bir kibir ki aşkı aşk değil, sevgisi sevgi… Fakat yazarımız bu antikahramanı öyle incelikli bir çerçeveye oturtmuş ki ekseri okuru, kendisine aşina olan bu olaylar yaşanırken Aziz Bey’i sevse mi yoksa ona sövse mi bilemez. Hatta anlatıcı eliyle yazar ona muntazaman Bey diye hitap ettirir. Bunun da etkisiyle olacak okur bu adama uzun bir süre acır, yine de sona doğru nezdimizde daha ziyade melun bir kişi olup çıkar. Bu duruşu, Vuslat’ın intikamı saysak müstehaktır. Ayfer Tunç, dışarıda kolaylıkla karşılaşabilecek bir olayı Rus Biçimcilerini haklı çıkartmak ister gibi başarıyla ele almış. Esasen, kronolojik sıra gözetilerek okunsa okur, Aziz Bey’e hiç de sempati duymacaktır. Dolayısıyla sevme-sövme çekişmesi de yaşanmayacaktır. Gel gör ki öykümen, bir bütün olarak geriye dönüş tekniği üzerine kurulu ve ilk dört sayfasından itibaren görülen anakronik tutum mükemmel bir propagandayı andırmaktadır. Sokak röportajlarına benzeyen bir anlatımla ardı sıra gelen üç – dört fon kişisinin hadiseye dair bakış açısı ve görüşü verilir. Bu sayfalarda okur; ihtiyarlamış bir tanburiye yapılmış haksızlığın büyüklüğünü görür ve yaşlı bir adamın itilip kakılmasının vicdanda yarattığı rahatsızlıkla onun iyi biri olduğunu düşünmeye başlar. Ayfer Tunç’un yarattığı maupassantvari üslubun etkiliyeciliği ile bir nefeste baştaki tavrını tersine çevirir. Bu üslup o kadar başarılı ki sanki anlatıcı koltuktaki yerimize sığışıp olayı bizi anlatır gibidir. Edebi dilin böylesi sokak dili sadeliğinde ve kesinlikle bir ihtişama da sahip olması Aziz Bey hadisesinin cemaziyelevvelini anlatan anlatıcıya karşı “Sadede gel!” tutumuna girmemize mâni oluyor. !! Heveskaçıran içerir: Aziz Bey kimdir? Bana kalırsa
Edebiyat
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
10/10
·504 syf.··
2024 170. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2024 16:54
Allah'ım ne okudum ben! artemismilenyum ne yaptın sen! Soru işareti değil şaşırma tepkisi bu millet. Haydi size karşı dürüst olacağım. İlk başta hiç ilerleyemedim, ne olduğunu kayrayamadım, kitabın ismini alan olayı konduramadım. Ha bir de tahmin ettiğim bir şeyler vardı ve olay oraya bir türlü gelmiyordu. Sürekli bir gizem sürekli bir sır ve bunlar çözülecekleri yerde başkalarıyla düğüm olmuşlardı. Anlayacağınız beynim error vermişti. Ta ki ergen kızımız Daisy ve kaçık anası Grace o melun köşe dönene kadar. Grace'e ablasının eski kocasından bu ev miras kalmıştı ve Daisy kendini bildi bileli annesinin o eve sahip olduğunda her şeyin düzeleceğini iddia ettiği gibi olacağını sanıyordu. Bizim küçük enişte gibi değil bu enişte Peter efendi. Bir kesim iyi olduğunu söylerken küçük bir kesim ondan bahsetmek istemiyordu. Sonra bir baktım ki meğer hikaye iki koldan anlatılıyor. Yıllar sonra Britney arkadaşı Jayden ile yaptıkları program için Daisy'nin geçmişini araştırıyorlardı. Ama burda evden çıkan cesetlerden bahsediliyor, Daisy suçlanıyordu. Beynim nasıl yanmasın ki? Tabii kitabın sonuna bakma gafletinde bulundum onu da yarı ortadan bakmışım iyice aklım gitti. Yeniden Daisy'e döndüğümüzde kızcağız annesinin ağzından kerpetenle laf alabildiği için başkalarından çare arıyordu ve annesi eve asla yalnız girmemesi gerektiğini söylüyordu. Yaa öyle işte. Bi kere küçük zındık eniştenin gizemi neydi? Yav bu kız 16 yaşında 4 kişiyi nasıl öldürmüş? Hele ev! Evde ne oluyor ya hu Stephen King Rose Red Konağı gibi bir şeyler oluyor. Direk aklıma o geldi bu evin marifetlerini öğrenince. Neyse ki çok güzel bir şekilde son buldu kitap. Bu arada fantastik değil. Korku romanıdır! Ayrıca psikolojik bazı şeyleri içeriğinden biraz rahatsız edici olabilir, tam olarak yetişkin diyemeyiz. Ama
Lezzetli ÇığlıklarLiselle Sambury · Artemis Yayınları · 202420 okunma
Medyum
9/10
·400 syf.··
2024 84. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2024 22:14
Stephen King ismini bilhassa son zamanlarda pek sık duyuyordum. Öğretmenlerimin elinde görüyor, kırtasiyelerde çok satılanlarda yer alıyor ve sürekli yeni çıkardığı kitaplar hemen alınıp okunuyordu. Ben de merak ettim ve King'e başlangıç yapmaya karar verdim. King'e yeni başlayanlar için Hayvan Mezarlığı, Sadist ve Kujo vs. kitaplarını öneriyorlardı. Bu tavsiyelerin arasından Medyum'u seçtim ve okumaya başladım. Aslında korku türüne pek aşina değilim ve daha önce ne bu tarz bir kitap okudum ne de film izledim. Ben sürekli diken üstünde, korku dolu, kanımızı donduran bir kitap bekliyordum. (Diğer kitapları öyledir belki) Ama bu kitap böyle değildi. Kitabın çoğunda karakterleri tanıtıyor ve ana olaylara ortam hazırlıyordu. Olay bakımından çok yoğun olmasa da ilk kısımlar akıcıydı. Bazı yazarlar karakterleri uzun uzun, sıka sıka anlatır ve okuyup bir an önce geçmek isteriz. Fakat kitabın yarısında bile karakter tanıtımına yer veren bir kitap sıkmadı, bilakis kendini okutturdu. Kitabın yarısından sonra olaylar başlıyor ve asıl aksiyon dolu kısımlar son yüz sayfada gerçekleşiyordu. Bu arada kitap bence korkudan ziyade paranormal olaylar ve aksiyondan oluşuyordu. Konusuna geçersek işinden kovulan Jack Torrance, Overlook Oteli'nde iş buluyor ve karısı Wendy ve oğlu Danny ile eylülden başlayıp bahara kadar kalmak üzere buraya taşınıyorlar. Ve oğulları Danny'de "Işıltı" adında bir güç var. Zihin okuyabiliyor ve normal insanların göremediği bazı şeyleri görmeye başlıyor. Kışın berbat bir tipiyle geçtiği bu yerde başlarına bir olay geleceğini ve kaçmamaları için kış mevsiminin seçildiğini anlıyoruz. Zaten bu otel de melun, lanetli bir otel. Bu ailenin sonunu getirmek için uğraşıyor. Kitap bence oldukça akıcıydı. Çok ürkütücü de değildi. Elbette size bir korku
Stephen King
MedyumStephen King · Altın Kitaplar · 20217,7bin okunma
Üç Eşek
Puan vermedi·95 syf.··
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2023 17:28
64-66. beyitlerde bahsedilen üç eşek: Nuh Peygamberin eşeği Meşhur eşeklerin evveli Hz. Nuh'un gemisine aldığı eşektir. Onu meşhur eden özelliği ise şeytanı gemiye sokmasıdır. Şeytan gemiye binmenin yollarını arar ve sonunda gemiye binmek için sırasını bekleyen eşeğin kuyruğuna yapışır. Sıra eşeğe gelir ancak kapının önünde adeta çakılı kalır, adım atıp de içeri girmez. Hz. Nuh bir defa der, iki defa der, üçüncü defa da söylediği halde içeri girmeyince; Ne beklersin melun, girsene içeri! Diye bağırınca eşek yavaşça yerinden kalkar ve içeri adımını atar. Tüm hayvanlar içeri alınır, kapılar kapanır ve tufan başlar. Birkaç gün sonra gemide şeytanı gören Hz. Nuh şaşırır ve "Sen nasıl içeri girdin bre melun?" diye çıkışır. O da eşeğin kuyruğuna yapıştığını, gir içeri melun, deyince de içeri girdiğini söyler. Hz. Nuh eşeğin neden içeri girmediğini anlar ama artık geç kalmıştır. Kaldı ki nerede insan varsa mutlaka şeytan da olacaktır. Şeyhî'ye göre meşhur olan ilk eşek budur. Üzeyir peygamberin eşeği İkinci meşhur eşek Hz. Üzeyir'in eşeğidir. Bakara 259. ayette de geçer Hz. Üzeyir'in eşeğinin hikayesi. Yahut altı üstüne gelmiş ıpıssız bir şehre uğrayıp: "Allah, bunu bu ölümünden sonra nereden diriltecek?" diyen kimse gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl öldürdü, sonra diriltti ve: "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O: "Bir gün veya bir günden eksik kaldım." dedi. Allah: "Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! Bunlar, seni insanlara karşı gücümüzün bir canlı delili yapmamız içindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Bu şekilde hak kendisine apaçık belli olduğunda: "Allah'ın her şeye gücü yettiğini şimdi biliyorum." dedi. Ayet-i kerimede geçen
HarnâmeŞeyhi · Kapı Yayınları · 2021247 okunma