64-66. beyitlerde bahsedilen üç eşek:
Nuh Peygamberin eşeği
Meşhur eşeklerin evveli Hz. Nuh'un gemisine aldığı eşektir. Onu meşhur eden özelliği ise şeytanı gemiye sokmasıdır. Şeytan gemiye binmenin yollarını arar ve sonunda gemiye binmek için sırasını bekleyen eşeğin kuyruğuna yapışır. Sıra eşeğe gelir ancak kapının önünde adeta çakılı kalır, adım atıp de içeri girmez. Hz. Nuh bir defa der, iki defa der, üçüncü defa da söylediği halde içeri girmeyince;
Ne beklersin melun, girsene içeri!
Diye bağırınca eşek yavaşça yerinden kalkar ve içeri adımını atar. Tüm hayvanlar içeri alınır, kapılar kapanır ve tufan başlar.
Birkaç gün sonra gemide şeytanı gören Hz. Nuh şaşırır ve "Sen nasıl içeri girdin bre melun?" diye çıkışır. O da eşeğin kuyruğuna yapıştığını, gir içeri melun, deyince de içeri girdiğini söyler. Hz. Nuh eşeğin neden içeri girmediğini anlar ama artık geç kalmıştır. Kaldı ki nerede insan varsa mutlaka şeytan da olacaktır.
Şeyhî'ye göre meşhur olan ilk eşek budur.
Üzeyir peygamberin eşeği
İkinci meşhur eşek Hz. Üzeyir'in eşeğidir. Bakara 259. ayette de geçer Hz. Üzeyir'in eşeğinin hikayesi.
Yahut altı üstüne gelmiş ıpıssız bir şehre uğrayıp: "Allah, bunu bu ölümünden sonra nereden diriltecek?" diyen kimse gibi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl öldürdü, sonra diriltti ve: "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O: "Bir gün veya bir günden eksik kaldım." dedi. Allah: "Hayır, yüz yıl kaldın. Öyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! Bunlar, seni insanlara karşı gücümüzün bir canlı delili yapmamız içindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Bu şekilde hak kendisine apaçık belli olduğunda: "Allah'ın her şeye gücü yettiğini şimdi biliyorum." dedi.
Ayet-i kerimede geçen