Hazreti Muhammed bir hadis-i şerifinde "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" der. Museviler "Komşunun sana yapmasını istemediğin bir şeyi sen de komşuna yapma" der. Hristiyanlar "Nasıl muamele edersen aynı şekilde muamele görürsün" der. Budistler "Kişi dilediği mutluluk kadar çevresine de mutluluk vermelidir" der. Kızılderililer "Birini yargılamadan evvel yargılayacağın kişinin mokasenleriyle dolaş" demişler. Konfüçyüsçüler, Taocular, Zerdüştler ve benzeri tüm dinlerde de diğerkamlığa ve empatiye teşvik eden söylemler görürüz. Altın kural olarak da bilinen bu olguyu ortaya koyan ilk kişinin Konfüçyüs olduğu söylenir hatta. Bir öğrencisi kendisine "Bir kimsenin bütün yaşamına kılavuz olabilecek bir şey var mıdır?" şeklinde sorduğunda şu cevabı vermiştir: "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma." Filozof Mencius da bu söylemi ortak değerlere daha duyumlu hale getirerek "Başkalarının yapmayı tercih etmediklerini yapma. Başkalarının arzulamadıkları şeyleri arzulama" demiştir.
İnsanın kendine dönük yıkıcılığı eskiden beri bilinen bir olgu. "Çoğu zaman, düşmanlarımızın bizi yok etmesi için gerekli olan aracı kendimiz sağlarız" cümlesi, İ. Ö. altıncı yüzyıldan günümü­ze kadar gelen Ezop Masalları'nın "Kartal ve Ok" adlı öyküsün­ den. Mencius'un "Başkaları tarafından aşağılanabilmesi için, in­sanın önce kendini aşağılaması gerekir" sözü ise İ.Ö. dördüncü yüzyıldan. Freud, insanın kendine dönük yıkıcılığını, onun temel içgüdülerinden biri olarak yorumlamıştı.
Hayata Dair
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Genelde kendini aşağıladığını fark edemez insan!
Başkaları tarafından aşağılanabilmesi için, insanın önce kendini aşağılaması gerekir. Mencius
Sayfa 124·Kitabı okudu
Alıntı
Ahlak psikolojisinin ikinci ilkesi şudur: Ahlakta zarar ve adaletten daha fazlası vardır. Bu bölümde tam olarak daha fazlasının ne olduğunu söylemeye başladım: - Ahlak birçok yönden tata benzer; uzun zaman önce Hume ve Mencius tarafından yapılan bir benzetme. - Deontoloji ve faydacılık, sistemleştirmede yüksek ve empati kurmada düşük olan insanlara en güçlü şekilde hitap etmesi muhtemel "tek reseptörlü" ahlaklardır. - Hume'un çoğulcu, duygusalcı ve doğalcı etik yaklaşımı, modern ahlak psikolojisi için faydacılık veya deontolojiden daha umut vericidir. Hume'un projesini sürdürmenin ilk adımı olarak, doğru aklın tat alıcılarını tanımlamaya çalışmalıyız. - Modülerlik, doğuştan gelen reseptörler ve bunların kültürel olarak değişken şekillerde gelişen çeşitli başlangıç algılarını nasıl ürettikleri hakkında düşünmemize yardımcı olabilir. - Doğru aklın tat alıcıları olmak için beş iyi aday; bakım, adalet, sadakat, otorite ve kutsallıktır. Psikolojide teoriler ucuzdur. Herkes bir tane icat edebilir. İlerleme, teoriler deneysel kanıtlarla test edildiğinde, desteklendiğinde ve düzeltildiğinde, özellikle de bir teorinin yararlı olduğu kanıtlandığında, örneğin, insanların ülkelerindeki insanların yarısının neden farklı bir ahlaki evrende yaşıyor gibi göründüğünü anlamalarına yardımcı olduğunda gerçekleşir. Daha sonra da böyle oldu.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Mencius’un Kral Hui ile yaptığı konuşma;
Saygıdeğer efendim,” diye selamladı onu Kral, “buraya gelmek için bin millik yolu çok bulmadığınıza göre, krallığımdan bir kârınız olduğunu düşünebilir miyim?” Mencius cevap verdi: “Majesteleri ille de bu ‘kâr’ kelimesini kullanmak zorunda mı? Benim için sadece iki mesele var, hayırseverlik ve dürüstlük, başka hiçbir şey yok.”
Mencius'a ait şu pasaj ilham vericidir: “İnsanın özü iyilik yapmaktır ve yolu dosdoğru kılan da odur. Yolundan şaşanın, özünden ayrı kalanın durumu ne acıdır! Tavukları ve köpekleri sürüden ayrıldığında peşlerinden gidip geri döndürenler, kendi kalpleri yoldan sapınca aynısını yapmazlar."