Kainatta temel bir yapı­ taşı yok. Gözümüz ve diğer
Duyu organlarımız böyle, yani "mercek" bir biçimde organize olmuş oldukları için, biz, frekanslar alemini ancak bu şe­kilde yani "cisimler" şeklinde algılayabiliyoruz. Bildikleri­miz, duyduklarımız ve gördüklerimiz, bizim sandığımız ve inandığımız gibi bir biçim taşımıyorlar. Tamamen bir yanılgı ve hayal aleminde yaşıyor, işin fenası, bu durumu doğru ve gerçek zannediyoruz. Nasıl ki dünya, sürekli olarak ve büyük bir hızla döndüğü halde, biz onu duruyormuş gibi al­gılıyorsak, beyin de aslında inanılmaz bir hızla alıp-verme işlemi yaparken görüntüden frekansa, frekanstan görün­tüye geçip durmaktadır.
Sayfa 72 - Girdap·Kitabı okudu
Bilim/Felsefe
Eğer insan düşünceleri ve davranışları anlaşılmak isteniyorsa, önce geleneklerin, mitolojinin ve dinin bir kenara konmasının zorunlu olduğunu anlatıyor. Ancak o zaman, bütün önyargılardan arınarak, insanoğlunu mercek altına koyabiliriz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Artık "yakın sema"dan giderek uzaklaşıyoruz. Ama önce "Rigel" yıldızını da gözlememiz gerekir. Güneşimizden tam 40.000 kez daha fazla parlak oluşu nedeniyle semâyı şiddetle aydınlatan bu yıldız, bizden 1000 ışık yılı uzaklıkta bulunmasıyla herkesi şaşırtıyor. Unutmayalım ki, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarında Rigel yıldızından çıkan ışık huzmeleri, teleskopların duyarlı mercek sistemlerine ancak "şimdi" ulaşabildi
Sayfa 67·Kitabı okudu
Düşünce
Bir çöküşün farklı aşamaları
Rus-Amerikan mühendis Dmitry Orlov, Sovyetler Birliği'nin çöküşünü inceleyerek ve bunu ABD'nin çöküşüyle –kendisine göre bu çöküş yakın ve kaçınılmaz— karşılaştırarak ün kazanmıştır. Yakın zamanda, çöküşlerin beş aşamaya ayrılabileceğini söyleyen yeni bir teorik çerçeve önermiştir,bu aşamaların şiddeti gittikçe artar: finansal, ekonomik, siyasi, toplumsal ve kültürel. Her aşamada, çöküşün durma ihtimali de var, bir tür çöküş sarmalında bir sonraki aşamaya geçerken derinleşme ihtimali de. Örneğin Sovyetler Birliği üçüncü aşamaya (siyasi çöküş) ulaşmış ve Rus toplumunun yok olmasına değil ama derin bir değişime uğramasına yol açmıştır. Orlov'un bu ölçeği sayesinde, farklı nitelik ve şiddette olabilen çöküşler için bir derecelendirme aracına sahibiz, tıpkı depremler için kullanılan Richter ölçeği gibi. Finansal çöküş, "business as usual umudu kaybolduğu zaman" meydana gelir. "Risk artık değerlendirilemez ve finansal varlıklar güvence altına alınamaz. Finansal kurumlar borçlarını ödeyemez hale gelir. Tasarruflar yok olur ve sermayeye erişim kaybolur." Yani elveda tasarruf hesapları, elveda krediler, yatırımlar, sigortalar ve emeklilik maaşları! 2001'de Arjantin'de olduğu gibi, güven kaybolur ve paranın değeri hızla buharlaşır. Bankalar bir sonraki duyuruya kadar kapalı kalır ve hükümet ayaklanmaları önlemek için acil durum önlemleri (kamulaştırmalar, parasal genişleme, sosyal yardımlar vb.) uygular. Bu durumda, der Orlov, az parayla ya da hiç parasız yaşamayı öğrenmek daha iyi olacaktır... Ekonomik çöküş, "piyasanın tedarik edeceği umudu' kaybolduğunda” tetiklenir. "Mallar istiflenir. Tedarik zincirleri bozulur. Temel ihtiyaç maddelerinde yaygın kıtlıklar norm haline gelir." Ticari alışverişlerin ve haberlerin miktarı ve çeşitliliği büyük ölçüde azalır. Ekonomi giderek
Sayfa 119·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Yaaa ben bu şiiri çok seviyorumm
KARANLIK DUVARLAR Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda, Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum, Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında kimse elini uzatmıyor. Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya boşalan bir deniz gibi. Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu. Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme, Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar. Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda, İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda, Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar, Biz bunun için mi geldik? Kara ağaç gibi bağlıyım, katı bir çağ bu, Her şey bir makine düzenine gidiyor. - Düzen diyorlar beni çağırıyorlar - Irmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu. Baktığımız herşeyde bir yalan kabuğu, Bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz. Şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa bağlıyorsunuz. Doğmadan ölüme yöneldik, gerisi yok diyenler var.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Alıntı
Sokak lambası yanılgısı: çözümü gerçekten nerede arıyoruz?
Kültürel hafızamızda yer eden bir Nasrettin Hoca fıkrasını bir de bilimsel bir mercek de inceleyelim: Hoca, gece vakti sokak lambasının altında telaşla bir şeyler aramaktadır. Komşusu yaklaşıp ne aradığını sorduğunda “anahtarımı“ yanıtını alır. Ancak anahtarı nerede düşürdüğü sorulduğunda Hoca’nın verdiği cevap, insan düşüncesine dair daha derin bir soruya işaret eder: “evin önünde düşürdüm ama orası karanlık o yüzden aydınlık olan yerde arıyorum!“
Sayfa 37·Kitabı okudu
Bilim