dert saklamak nedir, bilir misin? hiç gönlünde dert sakladığın oldu mu? yine Allah ne dert versin, ne de saklatsın. insan gönlünü bir kimseye açamazsa, içindeki dertlerden her biri, bir ateş oluyor her yapıştığı yeri yakıyor, her açtığı yanıkta bir cehennem alevleniyor. bak daha sözlerimden korkuyorsun. ya, gönlümü görsen ne yapacaksın?
"bayım" dedi, "siz yol yordam bilmez misiniz? ne diye bana geldiniz? işler nasıl yürür bilmez misiniz? bunun için önce kaleme dilekçe verecektiniz; dilekçe masa şefine, oradan da şube müdürüne gidecek, sonra sekretere teslim edilecek, sekreter de dilekçeyi bana getirecek.
tanınmamak için kıyafet değiştirmiş bir prense benziyorsun. hem kim bilir belki de baban çin imparatoru, annen de hintli bir prensesti, her birinin bir haftalık geliri uğultulu tepeleri satın almalarına yeterdi. senin de o kötü denizciler kaçırıp ingiltere'ye getirmiş olamazlar mı? ben senin yerinde olsam; asil bir kimse olarak doğduğuma inanır, bu inançla da büyük bir çiftlik sahibinin heveslerine boyun eğme cesaretini kazanırdım.