Merve Özgül

Merve Özgül
@merveozgul
carpe diem'
Puan vermedi·160 syf.··
2026 6. kitabı
·
402 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 22:50
Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler adlı eseri bitirdim ve uzun zamandır deneme türünde bir kitap okumadığımı fark ettim. Bu açıdan benim için güzel bir başlangıç oldu. Metin kısa olmasına rağmen düşündürdüğü şeyler oldukça derin. Virginia Woolf ’un fikirlerini işleyiş tarzını gerçekten çok sevdim. Bir hava saldırısının yarattığı somut korku ortamından yola çıkıp barış, savaş, insanlık ve bireysel sorumluluk üzerine düşünmesi çok etkileyiciydi. O anın atmosferini hissettirirken aynı zamanda zihinsel bir tartışma alanı açıyor. Düşüncelerini didaktik bir şekilde değil, sorgulayan ve okuru da sürece dahil eden bir üslupla aktarması metni daha da güçlü kılıyor. Akıcılığı da beni şaşırttı. Deneme türü bazen ağır gelebiliyor ama burada fikir akışı çok doğal ilerliyor. Kısa bir metin olmasına rağmen zihinde uzun süre kalıyor. Bu kitabı okuduktan sonra Virginia Woolf’tan daha fazla eser okuma isteği oluştu bende. Hem düşünce dünyası hem de anlatım biçimi açısından beni etkileyen bir okuma oldu.
Deneme
Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine DüşüncelerVirginia Woolf · Kafka Yayınevi · 201561 okunma
Reklam
Sergüzeşt
7/10
·112 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 21:35
Samipaşazade Sezai 'nin ilk romanı olan Sergüzeşt edebiyatımızda romantizmden gerçekçiliğe geçişin çok başarılı örneklerinden biridir bence. Eser zavallı Dilber'in oradan oraya esir tüccarlarının kârı için sürüklenip durmasını, hiçbir insani duyguyu hak edemeyişini ve bundan duyduğu ıstırapı, çektiği çileyi etkili ve dramatik bir şekilde anlatıyor. Yazarın, insanlığın en acımasız yönlerini ve duyguların nihayetinde bir hayatı nasıl etkilediğini tüm gerçekçiliğiyle okura aktarabildiğini düşünüyorum. Eserin okuyucuda uyandırdığı üzüntü, nefret, acıma gibi duygularla okumanın çok keyifli olduğunu söyleyebilirim. Akıcı kısa bir roman arayışında olanlara önerebilirim. İyi okumalar...
Roman
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
Martı
Puan vermedi·94 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 00:00
Anton Çehov’un Martı adlı tiyatro eserini yeni bitirdim. Uzun zamandır bu tarz bir tiyatro metni okumadığım için başta metne adapte olmakta biraz zorlandım. Diyalogların yoğunluğu ve klasik tiyatro dili ilk sayfalarda beni yavaşlattı açıkçası. Ama birkaç sahne geçtikten sonra ritmine alıştım ve hikâyenin içine çok rahat girdim. Çehov’un karakter yazımı gerçekten inanılmaz güçlü. Her karakterin iç dünyası, hayal kırıklıkları, hırsları ve sevgiyi yaşama biçimi o kadar gerçek ki, okurken bir noktada karakterleri “okumuyorsun”, onları izliyormuş gibi hissediyorsun. Özellikle sanat, başarısızlık korkusu, sevilme ihtiyacı ve karşılıksız duygular etrafında dönen ilişkiler çok etkileyiciydi. Kimse tam anlamıyla mutlu değil ama herkes kendi duygusunun içinde sonuna kadar gerçek. En çok hoşuma giden şey, büyük olaylardan çok insanların içsel çatışmalarının ön planda olmasıydı. Dışarıdan sakin görünen sahnelerin altında inanılmaz bir duygusal gerilim var. Çehov bunu bağırarak değil, sessizce ama çok derin hissettiriyor. Final kısmı ise bence eserin en çarpıcı yeriydi. Abartısız ama sarsıcı bir etki bırakıyor. O son sahneden sonra bir süre kitabı kapatıp düşünme ihtiyacı hissettim. Hayatın bazen ne kadar sessiz ama geri dönüşü olmayan kırılmalarla değişebildiğini çok güçlü vermiş. Genel olarak, başta alışması biraz zaman alan ama içine girdikten sonra çok keyifli ve duygusal olarak yoğun bir okuma deneyimiydi. İyi ki okumuşum dediğim eserlerden biri oldu. Özellikle insan psikolojisini ve karmaşık ilişkileri sevenler için kesinlikle çok etkileyici bir metin.
Modern Klasikler Dizisi
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Mustafa Kutlu – Yoksulluk İçimizde Kitap İncelemesi
Puan vermedi·104 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 13:44
"...yıldızlara bir bak. Düşün!.. Madem ki içinde bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor; terk e mâni olan ne?" Yoksulluk İçimizde, maddi yoksulluktan çok insanın iç dünyasındaki eksiklikleri ve manevi boşluklarını anlatan etkileyici bir eserdir. Kitabı okurken anlatımın akıcı olması ve olay örgüsünün alışılmışın dışında ilerlemesi dikkatimi çekti. Hikâye, büyük olaylardan çok karakterlerin iç dünyalarına odaklanıyor ve bu yönüyle farklı bir anlatım sunuyor. Eserdeki kişiler, modern hayat içinde değerler ile istekler arasında sıkışmış insanları temsil ediyor. Özellikle iç huzursuzlukları ve arayışları oldukça gerçekçi verilmiş. Bu da kitabı sadece bir hikâye olmaktan çıkarıp düşündüren bir metne dönüştürüyor. Sonuç olarak eser, insanın gerçek eksikliğinin maddi değil manevi olduğunu vurgulayan, akıcı ve ilginç anlatımıyla hoşuma giden bir kitap oldu. Okurken yormayan ama insanı düşünmeye iten bir yapısı var.
Hikaye-Öykü
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 1. kitabı
Sigmund Freud’un Cinsellik Üzerine adlı eseri, psikanalitik kuramın en temel ve aynı zamanda en tartışmalı alanlarından birini ele alır: insan cinselliğinin kökeni, gelişimi ve psikolojik yapı ile ilişkisi. Bu eser yalnızca biyolojik bir cinsellik anlatısı sunmaz; aksine, cinselliği insan ruhsallığının merkezine yerleştirerek çocukluk deneyimlerinden yetişkin kişiliğine uzanan bir süreklilik içinde inceler. Okuma sürecim boyunca en dikkat çekici nokta, Freud’un yetişkin cinselliğini düşündüğümüzden çok daha erken dönem yaşantılarına dayandırması oldu. Kitap, içerdiği yoğun psikanalitik terminoloji nedeniyle akıcı bir okuma deneyimi sunmuyor. Libido, dürtü, bastırma, sapma, infantil cinsellik gibi kavramlar sürekli teorik bağlam içinde ele alındığı için metni sindirmek zaman aldı. Bu nedenle okurken birkaç kez uzun ara verme ihtiyacı hissettim. Freud’un yazım tarzı da günümüz bilimsel metinlerinden farklı olarak daha yorumlayıcı ve kuramsal olduğu için, metni anlamak yalnızca okumayı değil, kavramlar arasında zihinsel bağlantılar kurmayı gerektiriyor. Ancak bu zorluk, kitabın entelektüel değerini azaltmıyor; aksine, metnin derinliğini gösteriyor. Freud’un en çarpıcı iddialarından biri, cinselliğin ergenlikle başlamadığıdır. Ona göre cinsellik, doğumdan itibaren var olan bir dürtüsel enerjidir ve farklı gelişim evrelerinden geçerek biçim değiştirir. Oral, anal ve fallik dönemler aracılığıyla çocuklukta şekillenen deneyimler, yetişkinlikteki cinsel yönelimleri, tercihleri ve hatta kişilik yapısını etkileyebilir. Bu bakış açısı, günlük hayatta “cinsellik = yetişkinlik” şeklindeki basit anlayışı kökten sarsıyor. Özellikle yetişkin cinselliğinin temellerinin çocukluk yaşantılarına dayanması fikri benim için şaşırtıcı ve düşündürücüydü. Freud’un şu sözü kitabın temel
Cinsellik ÜzerineSigmund Freud · Olimpos Yayınları · 20205,6bin okunma
Reklam