Merve

Merve
@merviews
kendi mezar taşını yazan bir yerkürede, terbiyeli cesetler gibi davranacak kadar ağırbaşlı olalım.
İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel
Vur! pençe-i Âlî`deki şemşîr aşkına Gülbang-ı âsümânı tutan pîr aşkına Ey leşker-i müfettihü`l-ebvâb vur bugün Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar Fecr-i hücûm içindeki tekbîr aşkına!
müfettihü`l-ebvâb: kapıları açan Allah
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Fatih Sultan Mehmed
Sevdün ol dilberi söz eslemedün vây gönül Eyledün kendüzüni âleme rüsvây gönül Sana cevr eylemede kılmaz o pervây gönül Cevre sabr eyleyimezsin nideyin hây gönül Gönül ey vây gönül vây gönül ey vây gönül Çâk olan dest-i cefâ-y-ile girîbânundur İlişen hâr-ı gam u mihnete dâmânundur Dökilen yirlere belâ tîgı-y-ıla kanundur Her dem ağıza gelen mihnet-ile cânundur Gönül ey vây gönül vây gönül ey vây gönül Tâli‘ün yüzi gülüp olmadı handân nideyin Yüregün derdine bulınmadı dermân nideyin Kasduna yâr çeker hançer-i bürrân nideyin Virisersin bu gam u mihnet-ile cân nideyin Gönül ey vây gönül vây gönül ey vây gönül Işk-ı dildâr-ıla niçe idesin nâle vü zâr Eyledün sabr u karârı bu hevâlarda nisâr Zülfi sevdâsı ider âlemi çün başuna dar Fâ’ide ne tutalum eyleyesin terk-i diyâr Gönül ey vây gönül vây gönül ey vây gönül Vasl-ı dilberle nasîb olmadı dil-şâd olmak Dest-i cevr ile yıkılan dilün âbâd olmak Dâm-ı gamdan dil ü cân bülbüli âzâd olmak Niçeye dek işün efgân-ıla feryâd olmak Gönül ey vây gönül vây gönül ey vây gönül
Lütfen yorumdaki ilaveyi okuyunuz.
Şiir
Yavuz Sultan Selim
Gözlerün fitnede ebrûn ile enbâz mı ki Dil asılmağa iver zülfüne canbâz mı ki Bizi kahr eyledüğin lûtfuna âgâz mı ki Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki Dili sayd etmede âlem bilür üstâdlığun K'ey sakun âleme yayılmaya bîdâdlığun Bilmezem sırrı nedür bilmiş iken yâdlığun Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki Dil nedür nesne mi var aşk odınâ yakmadığun Aşk zencîrine gerden mi kodun takmadığun Beni gördükde yüzin döndürüben bakmadığun Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki Bu Selîmî kuluna cevri revân eyledügin Bunca sıdkın reh-i aşkında yalan eyledügin Yüzünî gösterüben sonra nihân eyledügin Neyi ki şîve mi ki cevr mi ki nâz mı ki
Günümüz Türkçesi için yoruma bakınız.
Şiir
FSM
Nitekim, İstanbul fâtihi, böyle köklü bir terbiye ile, cihâna Tanrı güzelliğinden akisler saçan yeryüzü güzelleri önünde, onlara sâhip ve hâkim olmayı değil; belki hiçbir dünya sarayında görülmemiş bir ruh inceliğiyle; sevilen kadına kul, köle olmayı, vurgun ve mahkûm olmayı güzel bulan bir gönül büyüklüğüne ulaşmıştı. Ülkeler fetheden hükümdârın bir gönül fethetmekteki saâdeti ve üstünlüğü idrâk edişindeki ruh büyüklüğü de onun kendinden evvel ve kendinden sonra aynı tahta oturmuş büyük ecdâdının ve büyük evlâdının tarihi özellikleri arasındadır.
Aşk
Esasen kadına karşı bu saygı ve incelik, Osmanlı sarayının an'aneleri arasındaydı. Tarihçi Gibbons, Osmanlı sarayının kadınlara gösterdiği tarihi saygı ve anlayışa ehemmiyetle dikkat etmiştir. İngiliz tarihçisi, önce meşhur seyyah İbn-i Batuta'nın Türkler ve kadınları hakkındaki şu dikkate değer görüşlerini nakleder: Orada hayretle gördüm ki Türkler indinde kadın büyük saygıya mazhar oluyor. Kadınların mevki ve rütbesi erkeklerin üzerinde görülüyor. O kadar ki: Kadınları erkekleriyle beraberken görenler, erkeği kadına hizmet eden bir kimse mevkiinde sanır.
Tarih