Bir kadının yeteneği ve evliliği arasında kimlik arayışı
7/10
·80 syf.·
2025 37. kitabı
Lou Andreas-Salomé, 12 Şubat 1861'de St. Petersburg, Rus İmparatorluğu'nda bir generalin kızı olarak dünyaya gelmiş ve 5 Şubat 1937'de Almanya, Göttingen’de vefat etmiş. Rus kökenli, alman edebiyatçı ve yazardır ve aynı zamanda ilk kadın psikanalistlerdendir. Genç yaşta Almanca ve Fransızca öğrenmiş. Zürih Üniversitesi'nde teoloji, felsefe ve sanat tarihi eğitimlerini almış. Döneminin geleneklerine zıt, özgür ve bağımsız bir kişiliğiyle tanınıyor. Kendi ideallerini yaratan, felsefe ve psikoloji alanındaki çalışmalarıyla döneme damgasına vuran sıra dışı bir entelektüel diyebilirim. Hayatına giren önemli isimlerle, entelektüel ve kişisel ilişkileriyle dikkat çeken bir yaşam öyküsü var. Friedrich Nietzsche ile 1882'de tanışmış, Nietzsche evlenme teklifi etmiş ve o reddetmiş. Filozofun ona duyduğu tek taraflı aşkın bazı romanlara konu olduğu biliniyor. Bu sebeple Nietzsche'nin kadın düşmanı olmasının nedeni olarak da gösteriliyor. 1887'de dilbilimci Friedrich C. Andreas ile evlenmiş. Bu evlilik, Carl'ın ölümüne kadar sürmüş. Şair Rainer Maria Rilke ile uzun süreli duygusal ve entelektüel bir ilişki yaşamış. Ona Rusça öğrettiği, edebi çevrelerle tanıştırdığı biliniyor. Sonrasında Salomé, 50 yaşlarında psikanalize ilgi duymaya başlamış ve Viyana Psikanaliz Cemiyeti'ne kabul edilen tek kadınlardan biri olmuş. Freud ile 25 yıl boyunca mektuplaşarak devam eden, karşılıklı saygı ve sevgiye dayalı, güçlü bir entelektüel dostluğa sahip. Freud, onu "korkunç bir zekâ" olarak ifade etmiş. Salomé, genellikle felsefe, din ve kültürel çalışmalar alanlarında edebî eserler, denemeler ve monografiler kaleme almış. Çalışmalarında özellikle narsisizm ve kadın cinselliği konularına odaklanmış. "Yapıtlarında Friedrich Nietzsche (1894)", "Ruth (1895)", "Arayışlar (1898)", "Feniçka (1898)",
Edebiyat
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
10/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2025 238. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 00:00
"KÜL ADAM" "Bu toprakların dağı taşı ergenliği bitmeden lüks araba kullanan, silah atan, kadınların arasında biricik olduğunu düşünen tek erkek çocuklarla doluydu. Bu darada ağır, pahada hafif güruh yıllar sonra büyüyüp de hayatın ağırlığıyla ezilince biricik olmadıklarını fark ediyorlar,şehirlerin, köylerin suçlusu olup çıkıyorlardı. Toplum ise kendi yarattığı bu minik canavarların bilincinde olmaksızın "neden" sorusunu sormaktan öteye bir şey yapamıyordu." Kül Adam’ı okuduktan sonra kitabın son sayfasını kapattığımda hissettiğim duygular, kızgınlık ve kırgınlıktı. Hayat bazen bu kadar ucuz olmamalıydı. Anne ve baba olamayacak insanların sayısı çoğalmamalı. Çünkü onların sevgisizlikleri ve ilgisizlikleri, çocuklukları hoyratça yaşanmış, yazık edilmiş çocukların hayatlarını karartıyor. İnsanların en kötü huylarından biri, önyargılı olmalarıdır. Dış görünüşe veya kulaktan dolma bilgilere hemen inanır, üzerine bolca varsayım ekleriz. Hayatın zorlu sınavlarından geçmiş, mutluluğa ramak kalmış iki insan… Fakat o kalan ramak, mutluluğun yanı sıra onlara başka pek çok şeyi de yaşatmaya hazırdır. Kitap, bizleri bu yoğun duygular ve yaşamın acımasız gerçekleriyle buluşturuyor. Sokaklarda yaşayan bir evsiz… Trafik ışıklarında diğer evsizler dilenirken, su veya mendil satmaya çalışırken ya da araba camlarını silerken o sadece dikilir ve onlara bakardı. En az onlar kadar evsizken, bu dimdik duruş neyin simgesiydi? Kimdi bu adam? Kitabın gizemli karakteri Kemal böyle tanıtılıyor. Ebru, İstanbul’da bir sigorta şirketinde çalışan, başarılı ve çevresi tarafından sevilen bir kadın. Dışarıdan güçlü görünen Ebru’nun ise saklı ve derin yaraları vardır. En büyük acısı ise annelik hasreti: Eski eşi tarafından üç yıl önce zorla elinden alınmış bir evlada duyduğu özlem… Her gün işten eve
Edebiyat
Kül AdamDerya Karagence · Alan Yayıncılık · 202412 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Hiç kimse yardım edilemez düzeyde değildir."
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2025 23:15
Daniel Keyes Algernon'a Çiçekler Unutamayacağım, beni çok etkileyen kitaplara bir yenisi daha eklendi. Ne yazsam eksik kalacak gibi hissediyorum. Özel hayatımda da bir grup özel eğitim öğrencisi ile bu yıl aktif bir şekilde iletişim hâlinde bulunduğum için de olsa gerek çok içselleştirdim bu kitabı. Charlie çok düşük bir IQ ile doğar. Daha sonra ise zeka seviyesini yükseltmek için bir grup bilim adamı tarafından deneysel bir ameliyata girer. Algernon ise bu deneyde kullanılan farenin adıdır. Charlie gerçekleşen bu ameliyat sonrasında yaşamak zorunda kaldığı süreçte hissettikleri, yeni yeni keşfettiği duygular, çevresindeki insanlarla iletişimi, süper zekâya nasıl dönüştüğü, kendini ailesine özellikle annesine kanıtlamak için sürekli kafasında kurduğu senaryolar, yaşadığı hayal kırıklıkları, verdiği içsel mücadeleler gibi durumlar beni çok etkiledi. Kendimi sürekli ona destek olmak için çözüm üretmeye çalışırken, onun bir suçunun, hatasının olmadığını söylerken buldum. Bahsetmek istediğim bir diğer konu ise kitabı açar açmaz bizi karşılayan yazım yanlışları. Merak etmeyin bu yayınevinin hatası değil. Başlangıçta Charlie'nin elinden sadece bu kadarı geliyor. Ve onun yazmış olduğu ilerleme raporlarını okumaya devam ettikçe ne kadar güzel bir gelişme gösterdiğini görüp gurur duyacaksınız. Şimdiden keyifli okumlar dilerim... Sevgili Charlie, bu kadar güzel bir kalbi taşıdığın ve Algernon'a gösterdiğin vefa için de seninle gurur duydum. - "Kırgınlığımı kontrol etmeyi, sabırsızlanmamayı ve bir şeylerin olmasını beklemeyi öğreniyorum. Her gün kendimle ilgili olarak daha çok şey öğreniyorum ve suyun üzerindeki minik dalgalar gibi başlayan anılar şimdi kocaman, güçlü dalgalar hâlinde üstümden geçiyor..." (s.155) - "Lütfen eğer vaktiniz olursa Algernon'un arka bahçedeki mezarına birkaç
Alıntı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
Hep mi iyiler kaybeder ?
9/10
·400 syf.··
2025 8. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 21:52
Yine iyilerin kaybettiği bir savaşa tanıklık etti bizi yazar… İyi kalpli, melek gibi Nazan’ı hiç hak etmediği bir hayata sürükler kitap bizi. Tam anlamıyla “ yılan “ denilebilecek bir kaynananın elinden çekmediği kalmamıştır zavallı Nazan’ın. Oysa tek istediği mutlu bir yuva, çocuğuna ve eşine iyi birer yoldaş olmaktı. Hayat da hep böyledir ya iyiler yoluna devam etmeye çalışırken, kötüler hep birer tuzak kurar insana. Nazan da yılan kaynanasının ve vefasız eşinin kurbanı olmuştur. Kitabı okurken bir kadın olarak hep Nazan için ağlamak istedim. Çünkü biliyorum ki böyle mücadeleler veren o kadar kadın var ki… Evet yine iyi biri kaybetti acı çekerek ama kötülerin de yüzü gülmedi. Çünkü ah alan birinin mutlu olmayacağını hayat öğretmişti bize. Orhan Kemal’in ilk okuduğum kitabı ve anladım ki son olmayacak:) Kitaba dair birkaç minik eleştirim olacak sadece. Nazan’ ın duygularını, yaşadığı travmaları ve geçirdiği değişime daha çok yer vermesini isterdim yazarımızın. Ve elbette yılan kaynananın hak ettiği ve adaletin tecelli ettiği bir son dilerdim onun için.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Başyapıt!
10/10
·1064 syf.·
2025 27. kitabı
Işığın Anısı. Zaman Çarkı Serisinin 14. ve son kitabı. Buraya çok uzun bir yoldan geldim. Yalan yok, zaman zaman tükendim, zaman zaman sıkıldım ama hep geri döndüm. Son kitaba, Işığın Anısı'na varmak içindi her şey. Serinin çoğu kitabına bir inceleme girmedim. Bana göre Zaman Çarkı anlatılamaz, yaşanması, okunması gereken bir seri. Buraya detaylı, edebi bir inceleme giremem. Her şeyden önce duygularım buna izin vermez. Ben buraya bu 14 kitapta yaşadığım, hissettiğim duyguları aktarmaya geldim. Dile kolay 12.000 sayfalık bir yolculuk bu, belki de daha fazladır. Bilmiyorum. O yüzden genelden özele giden bir inceleme eklemek istedim. Buraları biraz dolduracağım. O zaman başlayalım. Spoilersız, duygu ve düşüncelerimi eklemeye çalışacağım. Zaman Çarkı Serisi, benim için Epik Fantastiğin BAŞYAPITIDIR. Robert Jordan bize öyle bir evren kurmuş ki, adım adım ilmek ilmek örmüş her şeyi. Zaman Çarkı, bambaşka bir evrende geçiyor. Bu evrende güç, yani büyü gücü ikiye ayrılmış durumda. Kadınlar, Saidar denen bir gücü kullanıyor ve kadın kullanıcılara Aes Sedai deniyor. Erkeklerin kullandığı güç ise Saidin. Erkek kullanıcılar yok, çünkü Saidin Karanlık Varlık tarafından lekelenmiş. O yüzden erkeklerde güce yani büyüye yeteneği olanlar bir süre sonra delirdiği için Aes Sedailer tarafından avlanıyor. Bir gün ufak bir kasabaya bir Aes Sedai ve Muhafızı geliyor. Çünkü Karanlık Varlık yaratıklarını oraya göndermiş. Orada Karanlık Varlık için tehlikeli bir şey gizli. Orada 3 tane delikanlı var ve üçü de gelecek için önemli. Aes Sedai onların peşinde, delikanlıların peşinde ise Trolloc denen yaratıklar var. Onlar da kaçıyor, Aes Sedai Moiraine'in peşinden kasabalarını terk ediyorlar. Yanlarında kasabadan 2 tane kadın arkadaşları da peşlerine takılıyor ve kaçıyorlar. 5 genç, 1 Aes
Edebiyat
Işığın AnısıRobert Jordan · İthaki Yayınevi · 2013519 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2024 197. kitabı
KÜL ŞEHİR .  Merhaba,  Bugün ödüllü ve kazanmış olduğu ödülü de sonuna kadar hak etmiş bir kitapla sizlerleyim. #külşehir 2024 Don Kişot İyi Edebiyat Ödülü nü kazanan bir roman.  Pera'nın kalbi Naum Tiyatrosu ile açılıyor perde. Babası Nuri Bey ile ikinci kattaki locada yer alan Şefika, ihtiyacını gidermek için koridora çıktığında kalabalık ve hengame karşısında fenalaşmış, o anda yardımına gelen Rum kızı Panayota sayesinde müşkül durumdan kurtulmuştu. Günler sonra yolda karşılaşan bu iki kızın arkadaşlığı mektuplaşma ile devam ederken Haziran ayına varılmış ve büyük bir yangın patlak vermişti. Beyoğlu cayır cayır yanmış, Panayota ve ailesinin evleri de dahil olmak üzere Galatasaray'a kadar her yer kül olmuştu.  Tulumbacı onları farketmeseydi annesi ve babası gibi, biraderi ve Panayota' da şu an hayatta olamayacaklardı. Taksim meydanına kurulan çadırlar şimdilik onlara bir hayat sunsa da, Mihail'in hastalığı düzeni bozmuştu yine. Seneler sonra teyzesi Katina' nın kapısını çalmak zorunda kalmışlar ve o andan itibaren de iki kardeşin yaşamı bambaşka boyutlara evrilmişti hala külleri uçuşan yangın misali. Mihail'i Tatavla da bırakıp geri geleceğine söz vererek,zorlu bir yaşama doğru yola çıkmıştı Panayota. Kah bulaşıkçılık yapmış, kah dilencilik ya da sigara sarıp satmışsa da doğru yoldan çıkmamıştı hiçbir zaman...  Bir de Şefika, babası ve annesi Refiye Hanım yazılmış ki, dışarıdaki gerçeği görmek, tıbba inanmak, kumara güvenmek bir yana, umarsızca bel bağlamanın sonucu yürekler acısı...  Peki bunca şey yaşanırken Sarı Ali, Abraham, Yorgo, Stelyo ile hız kesmeden süren macera; Şefika, dadı, Mihail ile verilen mücadeleler, minik Maria nın bu kalpazanlıktaki sonu ile olaylar ne ola ki?  Muhbirler, define peşine düşenler, aşkına karşılık bulmaya çalışanlar, deneyler
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma