Minnet eylemiş
Paranın akıllara durgunluk verici kudreti kafama ilk olarak işte o zaman dank etti; Trabb'in çırağını, söz gelişi, çöküp yüzü yere gelmiş durumda gördüğüm zaman...
Sayfa 209 - Can Yayınları
Ben bu köpeğe yavan ekmek, ayran, un bulamacı yediriyorum. Bir ıslığımla gelip bana minnet duygularını ifadeye çalışıyor. Allah (C.C.) cümlemizi yoktan var eylemiş, el, ayak, göz, kulak, kalp, beyin ve hepsinden üstünü de akıl vermiş; dünyayı bize bağışlayan, dünya nimetlerini envai çeşit bizim istifademize sunmuş, güneşi, gölgeyi ihsan eylemiş, fakat şu köpek kadar bile idrak sahibi değiliz.
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Muallim Nâci yazıyor: "Şöhretinin ilk yıllarında Sultan Süleyman tarafından (Bâkî'ye) bir Keşf-i Keşşaf, bir Hidâye, bir de Ekmel'in nefis nüshası ihsan buyurulduğundan kitapların isimlerini imâ eden, aşağıdaki beyitlerin bulunduğu kıtayı tanzîm ve takdîm eylemiş idi. Eyledi keşf ile izhâr-ı kerâmet keremün İtdi müşkillerimüz hâce-i ihsânün hall Kime kim rehber ola bedreka-i ihsânun Yoluna karşu tutar şem'-i hidâyet meş'al Gerçi kâmillere âlemde nihâyet yoktur Minnet Allah'a seni cümleden etmiş Ekmel
Sayfa 46·Kitabı okudu
Cenâb-ı Hak bizi yaratmış, varlıklar içinde eşref-i mahlûkat olan "insan" kılmış, insanlar içinde ehl-i îmân eylemiş, en sevgili Rasûl'üne ümmet olma izzetini bahşetmiş, Kur'ân-ı Kerîm'e muhatap olmakla şereflendirmiştir. Bütün bunlar, ömür boyu şükür secdesinden başımızı kaldırmasak, yine de şükrünü îfâ edemeyeceğimiz muazzam nâiliyetlerdir. Velhâsıl mü'min, Cenâb-ı Hakk'ı sevip O'na kullukta bulunmayı, şükründen âciz olduğu nîmetlerin en büyüğü bilmelidir. Zira Cenâb-ı Hak, sevdiği kuluna sevgisini bahşeder. Bu bakımdan, Allah'ın rızâsını ve muhabbetini celb edecek olan ibadet, hizmet ve fedakârlıkları, canımıza minnet bilmemiz gerekir.
Sayfa 48·Kitabı okudu
1000Kitap
İFTİRÂ ETMİŞLER BANA
Bakarsın nigâh-ı hışm ile dâimâ bana Nedir sence bilmem bence 'aynî ezâ bana Hatn-i nâfesî dedim zülf-i 'anberînine Budur iște budur 'azv edilen hatâ bana Edânîye arz-ı minnet eyler kıyâs etme Gerekse yine senden gerektir "atâ bana Vefâsız vefâsız bâri bir göz ucuyla bak Demezsen de her mecliste ger merhabâ bana Dilde mâdâmki var sana fart-ı muhabbetim Gam-ı hicri andırır ne etsen cezâ bana Sana 'arz-ı mihr etmekle mecbûr-nâz ettim Sen ey merhametsiz her ne yapsam sezâ bana Hayâlim fotoğrafiyla aldım seni sadra Uzaktır visâlin gerçi kim sûretâ bana Semek sahn-ı deryâda ne mümkün ola sîrâb Temâșâ-yı rûyundan gelir mi gınâ bana FENNÎ taşınır mı yâr için sû-i endîşe Rakîb-i bed-endîş eylemiş iftirâ bana