Paranın akıllara durgunluk verici kudreti kafama ilk olarak işte o zaman dank etti; Trabb'in çırağını, söz gelişi, çöküp yüzü yere gelmiş durumda gördüğüm zaman...
Ben bu köpeğe yavan ekmek, ayran, un bulamacı yediriyorum. Bir ıslığımla gelip bana minnet duygularını ifadeye çalışıyor. Allah (C.C.) cümlemizi yoktan var eylemiş, el, ayak, göz, kulak, kalp, beyin ve hepsinden üstünü de akıl vermiş; dünyayı bize bağışlayan, dünya nimetlerini envai çeşit bizim istifademize sunmuş, güneşi, gölgeyi ihsan eylemiş, fakat şu köpek kadar bile idrak sahibi değiliz.
Muallim Nâci yazıyor: "Şöhretinin ilk yıllarında Sultan Süleyman tarafından (Bâkî'ye) bir Keşf-i Keşşaf, bir Hidâye, bir de Ekmel'in nefis nüshası ihsan buyurulduğundan kitapların isimlerini imâ eden, aşağıdaki beyitlerin bulunduğu kıtayı tanzîm ve takdîm eylemiş idi.
Eyledi keşf ile izhâr-ı kerâmet keremün
İtdi müşkillerimüz hâce-i ihsânün hall
Kime kim rehber ola bedreka-i ihsânun
Yoluna karşu tutar şem'-i hidâyet meş'al
Gerçi kâmillere âlemde nihâyet yoktur
Minnet Allah'a seni cümleden etmiş Ekmel
Cenâb-ı Hak bizi yaratmış, varlıklar içinde eşref-i mahlûkat olan "insan" kılmış, insanlar içinde ehl-i îmân eylemiş, en sevgili Rasûl'üne ümmet olma izzetini bahşetmiş, Kur'ân-ı Kerîm'e muhatap olmakla şereflendirmiştir. Bütün bunlar, ömür boyu şükür secdesinden başımızı kaldırmasak, yine de şükrünü îfâ edemeyeceğimiz muazzam nâiliyetlerdir.
Velhâsıl mü'min, Cenâb-ı Hakk'ı sevip O'na kullukta bulunmayı, şükründen âciz olduğu nîmetlerin en büyüğü bilmelidir. Zira Cenâb-ı Hak, sevdiği kuluna sevgisini bahşeder. Bu bakımdan, Allah'ın rızâsını ve muhabbetini celb edecek olan ibadet, hizmet ve fedakârlıkları, canımıza minnet bilmemiz gerekir.
Bakarsın nigâh-ı hışm ile dâimâ bana
Nedir sence bilmem bence 'aynî ezâ bana
Hatn-i nâfesî dedim zülf-i 'anberînine
Budur iște budur 'azv edilen hatâ bana
Edânîye arz-ı minnet eyler kıyâs etme
Gerekse yine senden gerektir "atâ bana
Vefâsız vefâsız bâri bir göz ucuyla bak
Demezsen de her mecliste ger merhabâ bana
Dilde mâdâmki var sana fart-ı muhabbetim
Gam-ı hicri andırır ne etsen cezâ bana
Sana 'arz-ı mihr etmekle mecbûr-nâz ettim
Sen ey merhametsiz her ne yapsam sezâ bana
Hayâlim fotoğrafiyla aldım seni sadra
Uzaktır visâlin gerçi kim sûretâ bana
Semek sahn-ı deryâda ne mümkün ola sîrâb
Temâșâ-yı rûyundan gelir mi gınâ bana
FENNÎ taşınır mı yâr için sû-i endîşe
Rakîb-i bed-endîş eylemiş iftirâ bana