Yere yüzükoyun uzanır,
her yaz mutlaka almaya özen
gösterdiğim tatil kitabını çalışırdık.
"Minik tavşan yuvasına nasıl gidecek?"
tarzı bulmacaları severdik en fazla.
Bu öğleden sonra,
evde sadece ikimiz var.
Çalışma odamda ben,
sen yaşına has, ergen kokunla,
sınırlarını keskin bir şekilde belirlediğin
kendi odanda,
ya saatler süren bir konuşmadasın, bedava hattan,
ya test çözüyorsun, -Sisifos da kim?-
duvar gibi bir müzikle kulaklarında.
Soyunma odası, ebeveyn banyosu,
çalışma odası derken, çoğalttıkça
hücrelerin sayısını modern yaşam,
nasıl da çatallanıyor yollar.
Koparıp kendimi bitmez işlerden
demir çarık, demir asa kuşanarak, sana giden
yolu arasam... Her bir odadan sanki yüzlerce siren!
Kulak tıkayabilir miyim çağrılarına?
Birkaç kez denedim ve her defasında
başka bir koridorda buldum kendimi.
Zavallı tavşancığa yardım ederken,
kırmızı kalem seçerdin, bende maviyi,
yine mavi kalemle yazıyorum şimdi.