Toprak ne kadar eşelersen eşele kapkara, kopkoyu bir şeydi. Nasıl olup da içinden mavi, mor, pembe, sarı, kırmızı çiçekler, meyveler, sebzeler çıkabiliyordu? Simsiyah toprak çileğin kırmızısını nerede saklıyor olabilirdi?
Ben zamanı gördüm,
Devrilmiş sütunları arasından
Çok eski bir sarayın
Alnında mor salkımlar vardı
Ve ilahlar kadar güzeldi.
Uçmak için kanatlanmayı bekleyen
Yavru kuş gibi kayada
Ben zamanı gördüm
Çırpınırken avuçlarımda .
Ekin çok ağladı, bana çok güvendiğini ve nasıl bu gü veni boşa çıkarabildiğimi söyledi.
Oreo bebekliğinden beri onunla berabermiş ve ben onun en yakın dostunu kaybetmişim. Öldüğünü öğrenseydi daha kötü hissedeceğini bildiğimden sustum ve benden nefret etmesine izin verdim.
Sonra da bir daha onu görmedim..
İki gün önce taktığı mor taşlı tokalarını o gün de takmıştı ve ağ-layıp kendini harap ederken tokalardan birini arka bahçede düşürmüştü. Mor taşlı tokasını o gittikten sonra Oreo'nun arka bahçedeki mezarına gömdüm. Belki bir gün tekrar karşılaşırlardı.
İsmet İnönü'nün İstiklal Mücadelesi başlarındaki bir sözünü hatırladım.
"En korkunç ve sakınılması lazım gelen isyan, bu en sakin Anadolu halkının isyanıdır. "
Yatağımın önüne kahverengi bir perde çekilmişti . Sıkıntılı olduğum zamanlar bu perdenin arkasına iltica eder,âdeta o odadan manastıra çekilmişlerin sükûnunu duyardım.