Afife, sevmişti Selahattin'i.
Çok az insanı sevmemişti aslında.
Saymaya kalksa, bir elinin beş parmağını geçmezdi.
Babası geldi aklına önce, hemen vazgeçti. Mutaassıp bir adamdı ve inancının esiriydi Hidayet Bey.
Sonunda sadece iki insanı gerçekten affedemeyeceğine karar verdi.
Birisi kendisine dünyayı zehir eden Kadıköy Emniyet Amiri, öteki de morfin belasını başına saran sözde doktor Suat Bey.
Affife'nin düşüncelere daldığını görünce telaşlandı Selahattin ve "İyi misin?" diye sordu.
"İyiyim" diye cevapladı eski eşini Affife ve ekledi: "En kısa zamanda ağabeyimle konuş olur mu Selahattin?" dedi ve artık gitmesini ister gibi gözlerini kapadı.
Deneyimleme, bir insanın gerçekte yapabileceği bir şeyin yerini alacağı için makul olmalı. Laten olsun; makulun ötesinde olmalı. Götün teki bu işe zamanını harcıyorsa, tren seyahati, eroin etkisindeki bir Playboy Tavşanı kullanılarak tatlandırılmalı. En azından, morfin etkisinde
olmalı. Camın önünden geçen sıkıcı, boktan dağları izlerken, uyuşturucu yüzünden kafanız güzel olur; pek tatlı meme uçlarınızı okşarsınız.
Solomon, beynin strese tepki vermek için salgıladığı morfin benzeri kimyasallar olan endorfinlerin bu paradoksal bağımlılıklarda rol oynadığı varsayımında bulunmuştur.
Zeki insanlar çok uzun zamanlardan beri mutluluğun sağlık gibi olduğunu belirtmişlerdir: "Ona sahipken bunun farkına bile varmazsınız." Fakat yıllar geçtikçe, sahip olduğunuz o mutluluğu nasıl anımsar, nasıl özlersiniz!