Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2025 61. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 19:44
"İş işten geçmedi mi biraz beyler? Bu adamı Almanya'nın en büyük katili yapıp işler yolunda gittiği sürece peşinden ayrılmayan sizdiniz; hiç duraksamadan istenen her yemine eden ve yüzbinlerin ölümünden sorumlu olan, bütün dünyayı gözyaşlarına boğup gazap oklarını üstüne çeken bu suçluya uşaklık edecek kadar alçalan ... sizlerdiniz; şimdi ona ihanet ediyorsunuz. ... Şimdi iflası örtbas etmek olanaksız hale gelince, kendilerine siyasi bir mazeret bulmak için, beş kuruşsuz kalan bu eve ihanet ediyorlar- iktidar peşinde koşarken yollarına çıkan her şeye ihanet eden aynı adamlar." (Reck Malleczewen- Çaresiz Bir Adamın Günlüğü/ KS S:111) Adolf Eichmann N*zi döneminin lojistikten sorumlu subayı. Yüzbinlerce yahudinin gaz odalarına, kurşuna dizilmeye, tecrit edilmelerine neden olan transferin beyniydi. Aslında çok akıllı bir adam değil hatta tam tersi, görüp göreceğiniz en sıradan insanlardan. Ama Hannah Arendt'in bu "sıradan" benzetmesi böyle bir canavarı normalleştiriyor eleştirisine maruz kalmasına neden olmuş. Kitabı okuyunca Arendt'e hak vermeden edemiyorsunuz. Eichmann Almanya'nın yenilgisiyle birlikte İtalyan bir papazın yardımı sayesinde Arjantin'e kaçmış. Çünkü Arjantin N*zi yanlısı ve İsrail ile arasında suçluların iadesine yönelik bir anlaşma yok. Olsa da iade etmez, 15 yılı geçen suçlar zamanaşımına uğruyor. Her halükarda Eichmann Arjantin'den hiç istenmemiş. Mos*ad'ın bir operasyonu ile kaçırılmış. Bir ülkenin egemenliğine yapılan bu müdahaleden İsrail'i kurtaran şey o sıralar Eichmann'nın vatansız oluşu. Çünkü Arjantin'de sahte kimlikle kalırken kimse onu sahiplenmemiş. Kudüs'e getirilerek yargılama başlıyor. Arendt'in burada soruları var. Eichmann'ı yargılaması gereken Yahudiler mi yoksa bütün insanlığa karşı suç işlediği içim UA mahkemeler mi? Mahkemeler ne
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022990 okunma
Tomris Han — Emrullah Özdemir
7/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2024 10:28
Afsonaviy qahramonimiz Toʻmaris haqidagi filmni koʻrgach, mavzuga doir badiiy adabiyot oʻqish istagi uygʻongandi. Shunda oldimdan shu kitob chiqdiyu, oʻqishni boshladim. Kitob sak turklarining ilk ayol hukmdori Toʻmaris Xotun haqida boʻlsada, Toʻmaris shaxsini oxirgi 40 betda oʻqidim xolos. Ungacha 200 bet davomida fors va sak turklarining dushmanchiligi, Toʻmarisning bobosi, turkiy xalqlarni birlashtirib Turon davlatini qurgan inson Alp Er Toʻnga (Afrosiyob) haqida uzundan uzoq hikoya anglatilgan. Bu tomondan kitob menga juda yoqdi. Tarixiy haqiqatga unchalar yaqin boʻlmasada dostonlarda aytilgan shaxslar bilan yaxshiroq tanishib oldim. Kir ll, Afrosiyob, Barsgan, Toʻmaris kabi qahramonlar, ularning yashagan davrlari, jang sahnalari koʻz oldimda shundoq gavdalandi. Bu orada adib tarixiy manbalardan foydalanib ajoyib roman oʻrtaga qoʻygan. Menimcha bu kitobni oʻzbekchaga ham tarjima qilish kerak. Tariximiz haqida bunday badiiy asarlarni boshqalar ham oʻqishini xohlardim. Chunki tarixini bilgan odamdan har turli johillik chiqmaydi. Jilla qursa shunga qarab oʻzini tutadi, shunga mos shaxsiyat yaratadi oʻziga. Misol, u paytlar ayollar ham erkaklarchalik yigit qilib tarbiyalagan, ki oʻzini oʻzi himoya qila olsin deya. Ayol va erkaklarning jamiyat va siyosatdagi oʻrni teppa-teng boʻlgan. Buni Toʻmarisning hukmdorligidan ham bilib olish mumkin. Hozirchi? Ayolga insonni ikkinchi sortiday qaraymiz. Tariximizni bilganimizda ham shunday qararmidik? Menimcha, yoʻq. Kitobdan bundan keyin oʻqish uchun bir talay kitoblar roʻyxatini chiqardim. Ular Qutadg'u bilig, Devonu lug'atit turk, Shohnoma, Sayohatnoma, Herodot tarixi kabi tarixiy asarlar. Menimcha, shu chizgida davom etsam tariximiz haqida kengroq bilimga ega boʻlaman. Badiiy tarixiy roman oʻqishni yoqtiradiganlarga esa
Tomris - Türklerin İlk Kadın HükümdarıEmrullah Özdemir · Akçağ Yayınları · 2014784 okunma
Reklam
Puan vermedi·416 syf.··
2023 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 17:33
Maya bekar bir çocuk annesidir. Yıllardır İstanbul Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler bölümünde çalışır ve görevi yabancı konukları en iyi şekilde ağırlamaktır. Bir gün ondan Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması istenir. Maya, Profesörü alır ve kalacağı hotele yerleştirir. Bir sonraki gün Profesör’ü almak için hotele gittiğinde Profesör’ün ayrıldığını öğrenir fakat Maya’nın dikkatini hotelin önündeki beyaz araç çeker. Aynı araç dün de oradadır ve Maya aracın kendisini takip ettiğine dair şüphelenir fakat fikir saçma geldiği için Üniversite’ye geri döner. Üniversiteye geldiğinde Rektör onunla görüşmek ister. Bu talebe çok şaşıran Maya’yı bir süpriz daha bekler. Takip ettiğini düşündüğü kişiler Rektör ile birliktedir ve Maya’dan Profesör’ün her hareketini takip etmesini isterler. Maya tekrar hotele döndüğünde Profesör Wagner ile karşılaşır. Profesör ondan yarın sabah 5’te onu almasını ister. Maya profesörü sabah aldığında profesör Şileye gitmek istediğini söyler. Maya bu soğukta orada ne yapacaklarını pek anlamaz ama yine de profesörü istediği yere götürür. Gittiklerinde profesör sahile iner ve kemanını çıkartarak serenad yapmaya başlar. Böyle saatlerce bekler ve Maya daha fazla dayanamayarak profesörün yanına gider. Maya gördüğü karşısında şok olur. Profesörün elleri mos mor olmuştur ve donmak üzeredir. Bunun üzerine acilen profesörü arabaya taşır ama araba çalışmaz. Bunun üzerine sahildeki çalışmayan hotele götürür. Profesör “sutma, sutum, struma” diye sayıklar. Profesör donarak ölmek üzeredir ve Maya ne yapacağını bilemez. Önce profesörün sonra da kendi elbiselerini çıkartarak kendi vücut ısısı ile onu ısıtmaya çalışır ve başarılı da olur. Profesör hastaneye kaldırılır ve bir süre hastanede tedavi görür. Bu
Edebiyat & Roman
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164bin okunma
Serenad- Zülfü Livaneli
Puan vermedi
Selam arkadaşlarr :) Bugün yine önermekten bıkmadığım, tekrar tekrar okumak istediğim bir kitapla geldim. İlk okuduğumda çok sıkıcı geldiği için yarısına bile gelmeden bıraktım elimden. Hiçbir kitabı yarım bırakmayı sevmezdim oysaki. Ama sonradan yine elime aldım ve yavaş yavaş okumaya başladım. Kitabın ilk kısımları çok akıcı gelmedi ama ortalarına doğru yaklaştıkça akıcılık başladı benim için. Zaten ondan sonrası nasıl geldi bilmiyorum ama kitap biter bitmez hemen kitapta geçen olayı araştırmaya başladım. Öncelikle size kitabın içerisinde anlatılanlardan biraz bahsedip ardından içerisinde geçen ve beni kahreden olayı anlatacağım. Kitap 484 sayfadan oluşuyor. Oldukça ilgi çekici bir kapağı var. İlk gördüğümde merak uyandıran kısımlarından birisi de kapağıydı benim için. Kitapta geçen maya isimli karakter istanbul üniversitesinde görev yapan ve görevi de yabancı konukları ağırlamak olan bir çocuk annesi dul bir kadındır. Bir gün Maximilian Wagner adındaki Amerikalı profesör doktoru ağırlaması istenir. Havaalanına adamı karşılamaya giderken merak içindedir bu yaşta bir adam neden gelmek ister diye. Profesör hiçte beklediği gibi çıkmaz. Yaşını hiç göstermeyen gayet yakışıklı bir beyfendidir. 1939-1942 yılları arasında istanbulda yaşayan ve o zaman pera palasta kalan profesör yine aynı yerde kalmak ister. Maya profesörü kalmak istediği otele götürür. Sonraki gün otele profesörü almak için gider ama profesör otelden ayrılmıştır.Dikkatini dünde otelin önünde olan beyaz araç çeker bir an takip mi ediliyorum düşüncesine kapılsa da sonra saçmaladığını düşünerek ordan ayrılır ve üniversiteye döner. Rektörün onunla görüşmek istediğini duyunca şaşırır ama asıl şok edici olay burda başına gelmektedir. Otelin önündeki gördüğü beyaz araçtaki kişiler rektörün yanındadır ve
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015164bin okunma
Ne spoileri direk özet
10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
Livaneli'den bir şaheser daha... Kitap oldukça güzel, gerek üslubuyla olsun gerek içeriğiyle ilgili olsun gayet güzel bir eser okuyabilecek herkese tavsiye ederim. Kitapta Maya, 1965 doğumlu bir çocuk anası dul bir kadındır. Yıllardır İstanbul Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler bölümünde çalışır ve görevi yabancı konukları en iyi şekilde ağırlamaktır. Bir gün ondan Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması istenir. Maya, profesörü karşılamaya havaalanına giderken bu yaşta bir adamın neden geldiğini merak eder. Maya, elinde profesörün isminin yazılı olduğu kağıt ile beklerken, beklediğinin aksine yaşını göstermeyen gayet yakışıklı bir beyefendi kendisini beklediği kişi olarak tanıtır. Profesör 1939-42 yılları arasında İstanbul’da yaşamıştır ve o zaman da kaldığı Pera Palas Hotel’inde kalmak ister. Maya, Profesörü kalacağı hotele yerleştirir. Bir sonraki gün Profesör’ü almak için hotele gittiğinde Profesör’ün ayrıldığını öğrenir fakat Maya’nın dikkatini hotelin önündeki beyaz araç çeker. Aynı araç dün de oradadır ve Maya aracın kendisini takip ettiğine dair şüphelenir fakat fikir saçma geldiği için Üniversite’ye geri döner. Üniversiteye geldiğinde Rektör onunla görüşmek ister. Bu talebe çok şaşıran Maya’yı bir süpriz daha bekler. Takip ettiğini düşündüğü kişiler Rektör ile birliktedir ve Maya’dan Profesör’ün her hareketini takip etmesini isterler. Maya tekrar hotele döndüğünde Profesör Wagner ile karşılaşır. Profesör ondan yarın sabah 5’te onu almasını ister. Maya profesörü sabah aldığında profesör Şileye gitmek istediğini söyler. Maya bu soğukta orada ne yapacaklarını pek anlamaz ama yine de profesörü istediği yere götürür. Gittiklerinde profesör sahile iner ve kemanını çıkartarak serenad yapmaya başlar. Böyle
Livaneli
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 43. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2021 21:15
Üç kız kardeş . Daha önce "Altıncı Koğuş" ve "Bozkır" okumuştum. Bu kitap tiyatro eseridir. Bu kitapta üç kız kardeşinin hayata dair beklentileri anlatıyor. Bir erkek kardeşleri de vardır. Kızlar memleketi özlüyor. Bunalım, özlem, aşk vb... var. Bir iki saate bitirilebilecek kitaptır. Bu kitabı sevdim mi bilemiyorum. Nötrüm :D Ama güzel kitaptı. Alıntıları bırakıyorum şuraya... . . Yaşam ezecek, boğacaktır sizi. Ama yine de büsbütün yok olmayacaksınız, mutlaka bir iz bırakacaksınız. . Hapishane penceresinden gördüğü, daha önce farkında bile olmadığı kuşlardan nasıl hayranlıkla, coşkuyla söz ediyor! Şimdi, hapishaneden çıktıktan sonra, onları yine fark etmez olmuştur. Siz de tıpkı öyle, Moskova'da Mos­ kova'nın farkında olmayacaksınızdır. Bizler için mutlu­ luk diye bir şey yoktur, onu sadece arzu ederiz.
Üç Kız KardeşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,8bin okunma
Reklam
Reklam