📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cenâb-ı Hak, Mûsa Peygambere "Ey âdemoğlu, sana ayırdığım paya razı olursan kalbini huzurlandırmış ve övülür duruma gelmiş olursun. Bu paya razı olmazsan üzerine dünyayı öyle çullandırırım ki, vahşi hayvanların çöllerde koşup durduğu gibi orada koşup durursun da, büyüklüğüm ve şiddetim adına yemin ederim ki, sana takdir ettiğimden başka bir şeye elin erişmez ve herkes kötüler seni."
Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’ın amcaoğlu olan Kârun, zühd ve takvâ sahibi, sâlih biriydi. Tevrât’ı en iyi tefsir eden âlim bir kimseydi. Ayrıca kendisine “simyâ ilmi” verilmişti. Lâkin Allâh’ın kendisine bir imtihan olarak verdiği ilim ve servet, onu Hakk’a yaklaştıracağı yerde şımartıp azgınlaştırdı. Kârun, servetini âdeta put hâline getirdi. Öyle ki Mûsâ -aleyhisselâm-, Kârun’a zekâtının hesabını bildirince o:
“–Bunları ben kendim kazandım!” diyerek îtiraz etti.
Üstelik dünya ihtirâsı onu ahmaklaştırdığı için, Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’a iftira etmeye bile yeltendi. Neticede kahr-ı ilâhîye dûçâr oldu ve güvendiği hazineleriyle beraber yerin dibine gömülerek helâk edildi.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî (r.a.) tarafından rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
"Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir." (Buhârî, Deavât, 66)
Asr-1 Saadet'ten
Bütün varlıklarını Mekke'de bırakıp Hz. Peygamber'le beraber Medine'ye hicret eden bazı fakir Müslümanlar Hz. Peygamber'in yanına gelip ona dertlerini anlatmaya başladılar: "Ya Resulallah! Zenginler cennetin en yüksek derecelerini ve ebedi nimetleri alıp götürdüler! Çünkü bizim namaz kıldığımız gibi onlar da namaz kılıyor, bizim oruç tuttuğumuz gibi onlar da oruç tutuyorlar. Fazla malları olduğu için bir de onlar hac ve umre yapıyor, cihad ediyor ve sadaka veriyorlar; bizim ise sadaka verebileceğimiz malımız yok." dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Size bir şey haber vereyim mi?" dedi ve ekledi: "Dediğimi yaptığınız takdirde sizi sevapta geçenlere yetişirsiniz, sizden sonrakilerden kimse de size yetişemez ve içinde bulunduğunuz toplulukta en hayırlı topluluk olursunuz. Ancak onlar da sizin yaptığınız bu tesbihleri yaparlarsa size yetişebilirler. Her namazın peşinden otuz üç kez tesbih (sübhânellah), otuz üç kez tahmîd (elhamdulillah) ve otuz üç kere tekbir (Allâhüekber) getirirsiniz." (Buhârî, Ezân, 155) Bir başka hadisinde ise Resûlullah (s.a.s.) bu tesbihleri saydıktan sonra, “Kim (sayıları) doksan dokuz eden bu tesbihleri, 'La ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir.' diyerek yüze tamamlarsa, günahları denizin köpükleri kadar da olsa bağışlanır." (Müslim, Mesâcid, 146) diyerek bütün müminleri müjdelemiştir.