Yazarımız Nabizade Nazım zor bir hayat yaşamıştır. Annesini hiç görmemiştir, babasını ise çok küçük yaşta kaybetmiştir. Üvey anne ve dadıların elinde büyüyen Nazım meslek olarak askerliği seçmiştir. Henüz 30 yaşındayken verem hastalığı sonucu hayatını kaybetmiştir. Genç yaşta ölümü Türk edebiyatı açısından gayet hüzün vericidir. Kim bilir daha ne güzel eserleri okurla buluşturacaktı. “Zehra” romanı yazarımız hayatını kaybettikten sonra yayımlanmıştır.
Suphi, Şevket’in mağazasında çalışmaktadır. Şevket’in Zehra adında aşırı kıskanç, geçimsiz bir kızı vardır. Bir gün Suphi işler dolayısıyla Şevket’in evine gelmiştir. Evde Zehra’yı gören Suphi ilk görüşte aşık olmuştur. Bunu çok zaman geçmeden Şevket’e de söylemiştir. Şevket bunu çok ılımlı karşılamıştır, kızının bu evlilik sonucu biraz daha çekilebilir bir hal alabileceğini, kıskançlığını ve geçimsizliğini azaltacağını düşünmüştür. Bunun sonucu Zehra ve Suphi evlenmiştir. Gerçekten de bu evlilik sonrası Zehra bir nebze düzelmiştir. Ta ki Suphi’nin annesi Münire’nin Sırrıcemal adında genç ve güzel bir hizmetçi almasına kadar. Zehra tekrar kıskançlık duygusuyla dolmaya, geçimsizliği günden güne artırmaya başlamıştır. Kocasını Sırrıcemal’den kıskanmıştır. Bu düşüncesinde haksız da çıkmamıştır. Suphi Sırrıcemal’e aşık olmuştur ve Zehra’dan günden güne uzaklaşmaktadır. Sonunda Sırrıcemal hamile kalmıştır. Bunun sonucunda bütün ipler Sırrıcemal’in eline geçmiştir. Zehra ve Münire evden gönderilmiş, her şey Sırrıcemal’in istediği şekilde ilerlemektedir.
Fakat Zehra intikam almayı kafasına koymuştur. Ürani adında bir kadını Suphi’ye musallat etmiştir. Suphi bu sefer de Ürani’ye aşık olmuş, Sırrıcemal’i unutmuştur. Sırrıcemal daha fazla dayanamayarak intihar etmiştir. Zehra ilk intikamında başarılı olmuştur. Lakin asıl istediği
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Ne istediğim vakit sokağa çıkabilirim, ne istediğim şeyi yapabilirim, ne istediğim yere gidebilirim... Çünkü kadınım. Yani iradesiz, arzusuz, kudretsiz, bir âciz, bir esir... Hayat yalnız onlara müsait, yalnız onlara lütfetmiş, biz her şeyde yenilmiş, her durumda ezilmiş ve mağdur... Erkekler istedikleri vakit evlenirler, isterlerse hiç evlenmezler, eğer fikirlerine uygun bir kadına tesadüf etmezlerse tesadüf edinceye kadar yahut hiç evlenmeyebilirler; yahut kırk hatta elli yaşına kadar bekâr duran erkekler vardır, halbuki biz zavallı kızlar... Yirmi, yirmi iki yaşına geldik de kocaya varmadık mı artık çürümüş sayılırız. Hem sonra talep mutlaka erkek tarafından olacak! Nasıl her şeyde ellerimizi bağlamışlar, nasıl bizden her istediğimizi çekip almışlar!
Sayfa 50 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu