Seninle karşılaşmak kendimi hiç kimsenin dilini konuşmadığı bir memlekette kaybolmuş bir yolcu gibi hissetmeme neden oldu. Her şeyden kötüsü, yolcu nereye gitmesi gerektiğini bile bilmemektedir. Kendisini tamamıyla kaybolmuş, umutsuz ve tek başına hissetmektedir. Sonra birden, İngilizce konuşabilen bir yabancıyla karşılaşır. Yabancı gidilmesi gereken yolu bilmese bile biriyle sorununu paylaşabilmek, ona kendinizi ne kadar kötü hissettiğinizi anlatabilmek, kendinizi çok daha iyi hissetmemizi sağlar. Tek başınıza değilseniz, artık umutsuzluk duymazsınız. Bu bir şekilde yeniden mücadele etme isteği ve gücü verir.
Zübeyr (r.a.)oğluna nasihatinde "Oğlum, Kuran hakkında insânlarla mücâdele etme! Sen onlara güç yetiremezsin. Fakat sen sünnete devâm et. Onunla mücâdele edebilirsin” dermiş.
Sayfa 36
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gina..
Gina 32 yaşında bir kadın ve Manhattanlı bir ailenin üç çocuğundan en büyüğü. Yakın bir zamana dek babasının gözbebeğiydi ve onunla çok iyi, yakın bir ilişkileri vardı. Ancak Gina’dan daha az başarılı olan erkek kardeşi hem babasından hem de Gina’dan uzak durmayı tercih ediyordu. Gina onun neden bu şekilde davrandığını anlayamıyordu ve bu durumu erkek kardeşinin kıskanç olmasına bağlıyordu. (...) Bu yeni farkındalıkla Gina, hayatına babasından uzaklaşarak devam edebilirdi ama bilinçaltında her zaman onu memnun etme, diğerlerinden daha iyi olma, onun övgüsünü ve takdirini kazanma düşüncesi hâkimdi. Babasının aynasında tutsak kalmıştı. Çocukluğu boyunca kendi kimliği daima ihmal edilirken, kusursuz bir kız çocuğunun nasıl olması gerektiğine dair babasının görkemli fikirlerini hayata geçirmek için didindi. Narsist bireylerin çocukları -ister Gina’nın erkek kardeşi gibi nefret edildiğini ister Gina’nın kendisi gibi sevildiğini hissetsin- yetişkinlik döneminde kendisini, narsistin yargılamasından kurtarmak için mücadele edecek ve kendisini kendi gözleriyle görmeye çalışacaktır.
Sayfa 49
Psikoloji
Yumuşak huylu olsun ahmak olsun hiç kimseyle mücadele etme. Çünkü yumuşak huylu olan sana kalbiyle buğzeder; ahmak ise diliyle eziyet verir.
Sayfa 35 - Semerkand Yayınları·Kitabı okuyor
Çocukluğumdan itibaren hep büyük bir haksızlık duygusu vardı bende, hep ezilenlerin yanında oldum, bir ilke meselesiydi bu. Ancak inandığım şey için mücadele etme konusunda o kadar kararlı değildim, hatta belki iradesizdim, sergilediğim direnç görmezden gelinebilir düzeydeydi.
Sayfa 23 - Domingo (pdf)·Kitabı okudu
Alıntı
CEMİL MERİÇ HOCA'YLA KONUŞMA¹ SORU: “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim” diyorsunuz. Okuyucularımıza sizi bu cümlenizle takdim etmek isterdik, muvafık buluyor musunuz? CEVAP: Şeref telakki ederim. Yalnız hemen ekleyeyim, bu bir iddia değil bir temenni. Bölünen bir tarihi birleştirmek münzevi bir yazarın harcı mı? Bu, bir neslin, daha doğrusu nesillerin işi. “Yaşayan bir toplum, kökü mazide olan ati- ((Dipnot) “Cemil Meriç’le Sohbet” başlığı ile 13-14 Mart 1979 tarihli Son Havadis gazetesinde yayımlanan bir röportaj. Röportajın, Şeref Oğuz imzalı “Takdim” yazısı şöyle: “Son yıllarda kültür ve sanat dünyamızda en geniş alâka gören muharrir kimdir diye sorulsa, Cemil Meriç cevabını vermek herhalde en doğrusu olur. Düşünce alanımızda alelaceleciliğin, durgunluğun hâkim olduğu bir sırada, en fazla muhtaç olunan, gerçek aydın olarak zuhur eden üstad, cemiyetimizin içinde bulunduğu derin, çok yönlü ve karanlık buhranı halis tefekkür projektörüne tâbi tutuyor. Bilhassa son kitapları, millet olarak şikâyetlerimizin temel sebeplerine ve çarelerine dair en sıhhatli, en samimi objektif tespitler ihtiva etmekte, deneme türünün Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en ileri örneğini vermektedir. Son Havadis, günümüzün can alıcı bahisleri üzerinde değerli görüşlerini almak üzere Cemil Meriç’i evinde ziyaret etti. Aşağıda suallerimizi ve muhterem hocamızın verdiği cevapları bulacaksınız”.) Sayfa: 535 dir”. Medeniyetlerin anahtarı: Birikim. Tekâmül de inkılâp da kemiyetten keyfiyete geçiştir. İnsanı insan, milleti millet yapan: Hafıza. Biz hafızamızı kaybettik. Düşünce, bütünü kucaklamak, dünü yarına bağlamak. Olanı bilmeden olacağı fethedebilir miyiz? Sıhhatli toplumlar kendileri kalarak değişenlerdir. İçtimaî uzviyet iki zıt kanuna uyarak
Sayfa 535 - İletişim yayınları 9.baskı·Kitabı okudu