"Bakır ve pirinci kırmızı altın yapan maddi kimya zor ele geçtiği gibi, insanlık cevherini hayvanı bulanıklardan arıtıp melekler safiyetine eriştiren, onu altın gibi paslanmaz ve devamlı yapan mücahede kimyasıda zor elde edilir."
İşte kömür gibi olan ervah-ı safileyi, elmas gibi olan ervah-ı âliyeden temyiz ve tefrik için şeytanların hilkatiyle ve sırr-ı teklif ve ba's-i enbiya ile bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış. Eğer mücahede ve müsabaka olmasaydı, maden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan istidatlar, beraber kalacaktı. A'lâ-yı illiyyîndeki Ebubekir-i Sıddık'ın ruhu, esfel-i safilîndeki Ebucehil'in ruhuyla bir seviyede kalacaktı.
Din
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ey nefsim! Ne dünyada kralların oğlu ile beraber nimetler içindesin, ne de âbidlerle beraber âhiret talebi için mücâhede hâlindesin. Ben seni sanki cennet ile cehennem arasında hapsedilmiş olarak görüyorum. Utanmıyor musun sen bu hâlinden?"
Sayfa 75·Kitabı okudu
Alıntı
İnsanda gazap, kibir, gösteriş, makam sevgisi, kendini üstün görmek gibi sıfatlar hâkim olduğu zaman, insan bunlardan kurtulmaya güç yetiremez. Bu huylardan birini temizlemek büyük bir gayret ve mücahede isterken, insan hepsiyle nasıl baş edebilir?
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Alıntı
Mücahede ve zikir sonucunda ekseriyetle his perdesi açılır; böylece sûfî, insanların duyularıyla erişemediği ve idrak edemediği ilahî âlemler hakkında bilgi sahibi olur. Ruh da bu ilahî âlemlerdendir. Perdenin kalkmasının sebebi şudur: İnsanın ruhu, dış dünyanın hissî idrakinden iç dünyaya yöneldiğinde duyular zayıflar, ruh ise giderek kuvvetlenir. Zikir, bu noktaya ulaşmada yardımcı olur; çünkü zikir, ruhun neşvünemâ bulması için bir gıda gibidir.
Bâtınî harbde şehîd olana şehîd-i hakîkî denir ki; bu harb meydân-ı mücâhede-i riyâzât'ta olur. O harbde hevâ-yı nefsinin kellesi kopanın mertebesi mukarrebîn'in nihâyetidir.
Din