Allahım, insanlara yurt yok· sulluğu gösterme!
MİSHEL:
Mishel: Yabanî eşek. Dizgin. Ziynet verecek nesne. Eğe, törpü. Dil, lisân... Nevad: Dil. Mahzen. Zarar, ziyan, hasar... Nevâde: Torun... Verâ: Torun. Arka, geri. Öte. Başka taraf... Nüvid: Müjde, beşaret. Hayırlı haberlerle tebşir... Eşek: Kızıl: İstikbâl: Müjde: Lisân: Feraset.
Vâridât: Nasreddin Hoca’nın Eşeği, ″NASREDDİN HOCA’NIN HİMMETİ″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Lûgatçe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sünbül Sinan efendi, bir gün müridânına sordu: "Şayet cenab-ı hak farz-ı muhal-bu kâinatın sevk u idaresini size vermiş olsaydı, ne yapardınız? " Beklemedikleri bu değişik sual karşısında müridler şaşırmakla beraber hazret-i Pîre cevap vermeme nezaketsizliğinde bulunmamak için muhtelif mütâlaalarını serdettiler. Kimi: "Dünyada bir tek kafir bırakmazdım!" Kimi: "Bütün kötülükleri yok ederdim!" Kimi:"içki içenleri helak ederdim!" gibi devam edip giden cevaplar verdiler. İçlerinden bir tanesi ise cevap vermeden susuyordu Pîrin dikkatini çekti ve ona bakarak:"-Evladım! Ya sen ne yapardın?" Edebinden yüzü kızaran mürîd büyük bir mahiyet içinde şeyhinin bu hususi hitabına boyun bükerek cevaben hafif bir sesle:" Efendim Allah'ım bu kainatı sevku idaresinde Haşa bir noksanlıkmı var ki Ben farklı bir şey yapabileyim bir mümin ölür yerine bir mümin , bir kafir ölür, yerine bir kafir. Kainattaki ilahi tanzim tasavvuruların ötesinde bir Kudret akışı içinde devam ederken benim aciz, kısıtlı, mahdud akıl ve irademle şunu şöyle yapardım bunu böyle yapardım demek ne haddime" dedi ve utancımdan gözlerini yere indirdi.
Kebşe bint Rafi gelir, gözünde yaş: “Ya Resûlullah! Senin şehit olduğunu duyduk, çok üzüldük, ama hamdolsun hayattasın.” dedi. Efendimiz (sas) kendisinin hayatta olduğunu ama oğlunun şehit olduğunu ona söyledi. O anda Kebşe’nin sözü şu oldu: “Sen ki hayattasın, ben artık hangi musibete üzülebilirim ki Ya Resûlullah? Hamd olsun Rabbime beni şehit annesi kıldı.” Bu söz üzerine Efendimiz (sas) dedi ki: “Ey Sa’d’ın Annesi! Ben sana bir müjde veriyorum, sen de git bu müjdeyi diğer şehit ailelerine ver. Onlara de ki Resûlullah (sas) dedi ki: “Hepiniz cennette beraber olacaksınız. Çünkü şehitler Allah katında aileleri için şefaatçi olacaklardır.”
Alıntı
Gözetleme kulesinden bildiriyorum. Kendi hayatım çok sıkıcı...
Başkalarının hayatınla ilgileneceğinize kısacık hayatınızda kendi hayatınıza odaklansanıza...
Sayfa 127 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
"Ölmeden önce ölünüz."
"'Ya Seyid' demiş merakla. Az evvel bir felaket haberi aldın, ama üzülmedin, hamdolsun, deyip geçtin, ardından bir müjde geldi ama sevinmedin, yine hamdolsun dedin. Bana davranışını açıklar mısın?" Bir yaz sabahı gibi aydınlanmış Seyid'in yüzü. 'Kötü haber geldiğinde, kaygılandım hemen gönlüme baktım, bir üzüntü, bir kararma var mı diye: Yoktu, şükrettim, hamdolsun dedim. lyi haber gelince, yine kaygılandım, yine hemen gönlüme baktım, bir şişkinlik, bir taşkınlık var mı diye: Yoktu, şükrettim, yine hamdolsun dedim. Deve, keçi, mal mülk gelir gider sevgili konuğum, ama gönlün bir kez karardı mı ya da kabardı mı, onu eski haline zor getirirsin.' Seyid'in bu sözleri, "ölmeden önce ölünüz hadisini çok iyi açıklar. Çünkü bu dünya geçicidir, gerçek yaşam perdenin öteki tarafındadır. Perde dediysem öyle kalın bir şey değil; bir soğan zarından daha ince, bir kelebek kanadından daha hafif, bir örümcek ağından daha zayıf, şeffaf bir duvar. Ama gözleri dünyanın geçici renkleriyle kör olanlar ne o sır perdesini, ne de arkasındaki mutlak hakikati görebilirler."