“Ufka varmak istesem de, hayatıma çizilmiş hududu geçemiyorum. Mukadderat dediğimiz o kati[kesin] muğlaklığın[belirsizlik] muhasarası[kuşatması] altındayım.”
Sayfa 73 - Everest Yayınları 15. Basım·Kitabı okuyor
Alıntı
Doğa Kuşlar Börtü Böcek Bağışlasın beni Hiçbirini Ve hiç kimseyi Ve hiçbir şeyi Layıkıyla sevemedim Ne mi oldu engel? Sığmaz mazeretlerim bu cüz'e Ben içimden geçireyim Siz mukadderat deyin Deyin, unutun ve teselli edin Kuşları ve böcekleri Bir zamanlar layıkıyla seveceğim diyerek Kandırdığım için kendilerini Bağışlasınlar beni...
Sayfa 119·Kitabı okudu
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ufka varmak istesem de hayatıma çizilmiş hududu geçemiyorum. Mukadderat dediğimiz o kati muğlaklığın muhasarası altındayım. Kendi kendime soruyorum: Acaba bir şey yapabildim mi?
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Alıntı
"Beni hiç anlamadınız; hiçbirinizin görmediği yerde işlediğim günahları bilmiyorsunuz, zaaflarımı tanımıyorsunuz. Fakat duada ve namazda, Allah'ın huzurunda, ruhumun karşısında akan göz yaşlarımı da görmediniz. Hayır, hep size bağlanarak, sizden umarak, sizin, içinde değersiz, ihtiraslı, gayesiz ve hakikatte gurursuz bir hiçlikten başka bir şey bulmadığım gururlarınıza nefsimi, hissimi feda ederek yaşamak istemiyorum. Mukadderat sizin mukadderatınıza bağlanmış. Sizin ellerinizden tutmadan, size yalvarmadan, sizinle sevgi birliği yapmadan ilerleyemezmişim. İstemiyorum, artık sizin mukadderatınıza bağlanarak, sizden hâlas umarak yaşamak istemiyorum. Gidiniz insanlar, beni yalnız bırakıp gidiniz, belki bu yalnızlıkla birlikle selameti bulurum."
Sayfa 100 - Dergah
Baba ya da koca evinde, köyde, kasabada, mahallede süregelen erkek egemenliği kadına mukadderat, erkeğe hakmış gibi görünüyor... Üstelik bu sarmalın zaman içinde değişeceğine, en azından medeni ülkelerdeki gibi ehlileşeceğine dair en ufak bir emare yok...
Sayfa 169·Kitabı okudu
Alıntı
Bu "yaban" lafı, beni, önce çok kızdırdı. Fakat, sonra anladım ki, Anadolulular, Anadolu köylüleri tıpkı eski Yunanlıların kendilerinden başkasına "barbar" lâkabını vermesi gibi her yabancıya yaban diyorlar. Bir gün... bir gün, onlara, ispat edebilecek miyim ki, ben bir "yaban" değilim? Benim damarlarımdaki kan onların damarlarında işleyen kandır. Aynı dili söylemekteyiz. Aynı tarihî ve coğrafî yollardan, hep birlikte gelmişizdir. İspat edebilecek miyim ki, aynı Allah'ın kuluyuz! Aynı siyasî mukadderat, aynı sosyal bağlar, bizi kardeşlik, evlatlık, analık babalık üstünde bir yakınlıkla birbirimize bağlamıştır.
Sayfa 35 - İletişim·Kitabı okuyor
Alıntı