Ufka varmak istesem de hayatıma çizilmiş hududu geçemiyorum. Mukadderat dediğimiz o kati muğlaklığın muhasarası altındayım. Kendi kendime soruyorum: Acaba bir şey yapabildim mi?
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Alıntı
"Beni hiç anlamadınız; hiçbirinizin görmediği yerde işlediğim günahları bilmiyorsunuz, zaaflarımı tanımıyorsunuz. Fakat duada ve namazda, Allah'ın huzurunda, ruhumun karşısında akan göz yaşlarımı da görmediniz. Hayır, hep size bağlanarak, sizden umarak, sizin, içinde değersiz, ihtiraslı, gayesiz ve hakikatte gurursuz bir hiçlikten başka bir şey bulmadığım gururlarınıza nefsimi, hissimi feda ederek yaşamak istemiyorum. Mukadderat sizin mukadderatınıza bağlanmış. Sizin ellerinizden tutmadan, size yalvarmadan, sizinle sevgi birliği yapmadan ilerleyemezmişim. İstemiyorum, artık sizin mukadderatınıza bağlanarak, sizden hâlas umarak yaşamak istemiyorum. Gidiniz insanlar, beni yalnız bırakıp gidiniz, belki bu yalnızlıkla birlikle selameti bulurum."
Sayfa 100 - Dergah
Reklam
Baba ya da koca evinde, köyde, kasabada, mahallede süregelen erkek egemenliği kadına mukadderat, erkeğe hakmış gibi görünüyor... Üstelik bu sarmalın zaman içinde değişeceğine, en azından medeni ülkelerdeki gibi ehlileşeceğine dair en ufak bir emare yok...
Sayfa 169·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu "yaban" lafı, beni, önce çok kızdırdı. Fakat, sonra anladım ki, Anadolulular, Anadolu köylüleri tıpkı eski Yunanlıların kendilerinden başkasına "barbar" lâkabını vermesi gibi her yabancıya yaban diyorlar. Bir gün... bir gün, onlara, ispat edebilecek miyim ki, ben bir "yaban" değilim? Benim damarlarımdaki kan onların damarlarında işleyen kandır. Aynı dili söylemekteyiz. Aynı tarihî ve coğrafî yollardan, hep birlikte gelmişizdir. İspat edebilecek miyim ki, aynı Allah'ın kuluyuz! Aynı siyasî mukadderat, aynı sosyal bağlar, bizi kardeşlik, evlatlık, analık babalık üstünde bir yakınlıkla birbirimize bağlamıştır.
Sayfa 35 - İletişim·Kitabı okuyor
Alıntı
Asla yenilmeyeceğim. Yene yene yenik düşeceğim ancak. Bozulan her oyun, sonunda mezarım olacak aşka beni kapattığından, hayatım bir zaferler zindanında sona erecek. Yalnızca bozgun anahtarları bulur, kapıları açar. Ölüm, kaçağa yetişmek için harekete geçmeli, onda hayatın keskin zıddını tanımamızı sağlayan o hareketsizliği kaybetmelidir. Ölüm bize, uçarken vurulmuş kuğunun, kim bilir hangi karanlık Hikmet tarafından saçlarından yakalanmış Akhilleus'un sonunu sunar. Pompei'deki evinin girişinde dumandan boğulmuş kadın için olduğu gibi, ölüm, öteki dünyada, kaçışın koridorlarını uzatır sadece. Benim ölümüm taştan olacak. Mukadderat'ın iskelelerine, açılabilen köprülerine, tuzaklarına, yeraltındaki bütün yollarına aşinayım. Orada kaybolamam. Ölümün, beni öldürmek için, suçortaklığıma ihtiyacı olacak.
Dear NASA
How are you? We OK! But we have a problem. We have a big problem. We have a very very big problem. Me and Leyla (she is a my -girl- love) we can not come together. No together. So, impossible love. Love story. Giant's love. Like Shrek. Do you know Shrek? Anyway, if Leyla and I can together, it will be the end of World. I can hear that you say "oh my god!" We are the main causes of naturel disasters. Ups! Sorry :( But mukadderat (I can not translate it) I think that you have to help us. And if you save us, you save the World. Yes, it's weird. We want to buy spaceship from you. Leyla and I go to another planet by this spaceship. We will be happy there. If we have a child we will give your name to him or her: NASA! You happy? This spaceship is our bride car. I look forward to hearing from you soon. And İsmail Abi says that you don't work hard. Because sıyırırsın. Best regards Mecnun Ç. and İsmail A.
Alıntı
Reklam
Reklam