Mülk/ 23. (Resûlüm!) De ki: "Sizi yaratan, size kulak (lar),* gözler ve gönüller veren ancak O'dur. (Böyle iken) ne az şükrediyorsunuz!"
Alıntı
De ki: “O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” ~ (Mülk/23)
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
﴿قُلْ هُوَ الَّذِي أَنْشَأَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ ۖ قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ﴾ "De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!" (Mülk-23)
SUFİ TAİFESİNİN İTİKADI
Bu bölüm sofi taifesinin genel itikadı ve bu akaidin ehl-i sünnet vel cemaat akaidi'ne muvafik olduğunun beyanı, sofilerin zikir telkin etmelerinin delili, hırka (cübbe) giydirmelerinin yani halifelik ver melerinin delili ve zikrin adabı hakkındadır. Şunu iyi bilmek gerekir ki bu taife (sofiler) şu hususlarda icma etmişlerdir, hemfikirdir: Allah (Celle Celalühü), ikincisi olmayan Tek bir ilahtır. Eş ve çocuktan münezzehtir. Ortağı olmayan mülk sahibidir. İşleri tek başına tedbir eder. Başka bir icatçıya ihtiyacı olmayıp zatıyla mevcuttur. Bilakis diğer her mevcut, onun mevcudiyetine muhtaçtır. Bütün âlem onun yaratmasıyla olmuştur. O (Celle Celalühü), bizatihi mevcut olup vucudiyetinin evveli olmadığı gibi, bakiliğinin de sonu yoktur. Vücudiyeti mutlak ve daimidir. Binefsihi kaimdir. Cevher değildir ki ona mekân takdir edilebilsin. Araz (varlığı başka şeye muhtaç, başka şeyle kaim) değildir ki bakilik ona muhal (imkânsız) olsun. Cisim değildir ki onun cihet veya yönü olsun. O bunlardan münezzehtir. Kalplerle ve gözlerle (ahirette) görülebilir. Allahü Teala hangi manayı irade etmişse işte o manada arşı üze-rine istiva etmiştir. (Mahlûkata benzemekten ve benzetilmekten mü-nezzehtir.) Dünya ve ahiret onundur. Onun bir misli (benzeri) yoktur ve düşünülemez. O nasıl idiyse şu anda da öyledir. Mekân ve mekânda yer tutan şeyleri yaratmış, zamanı inşa etmiştir. Ve: "Mahlûkatın hıfzının erişemeyeceği, yaratılanların vasıflarının ulaşamayacağı, tek canlı BEN'im" diye hükmetmiştir. O (Celle Celalühü), hadis (sonradan) olanların ona ve onun hadis olanlara hulul etmesinden (girmesinden) münezzehtir. Hatta şöyle demelidir: Hiçbir şey yokken o vardı. Çünkü öncelik ve sonralık dahi O'nun sonradan yaratmış olduğu zaman sigalarındandır. Allah'ın kendine kullanmadığını biz de ona
Sayfa 22 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
İslâm Dini
Said-i Nursi başta Norşinli Şeyh Hazret olmak üzere çok sayıdaki ağa, şeyh ve Abdürrahim Rahmi Zapsu gibi alimlerle birlikte milis kuvvetler kurarak Ruslara karşı savaşmaya başladı. Savaşta yaralanarak arkadaşı Abdürrahim Rahmi Zapsu ile birlikte Ruslara esir düştü. Esir bulunduğu Rusya'dan kaçarak Berlin'e geçti ve oradan tekrar Bitlis'e döndü. Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'i destekledi. Hilafet'in kaldırılmasına ve yeni rejimin İslam karşıtı uygulamalarına ise karşı çıktı. Yeni Cumhuriyet' in bu döneminde çok radikal bir karar verdi. Hayalının sosyal ve siyasi hareketler içinde oldukça aktif olan ve kendisinin 'Eski Said' olarak adlandırdığı dönemine son verdiğini açıkladı. 'Yeni Said' adını verdiği ikinci dönemde, aktif siyasetten uzaklaşarak ilmi İslami çalışmalara ağırlık verdi ve özellikle öğrenci yetiştirmeyi hedefledi. Hayalı boyunca evlenmedi ve servet biriktirmeye çalışmadı. Çok sade ve mütevazı bir hayat sürdü. 1925'teki Şeyh Said İsyanı'ndan sonra, 1926'da, uzlette olduğu Van'dan bölgedeki binlerce Kürt ileri geleni gibi babya sürgün edildi. Birçok kez mahkemeye çıkarıldı ve hapsedildi. Ünlü 'Risaleler'ini 1926'dan itibaren sürgünde bulunduğu Isparta Barla' da yazmaya başladı. Hapis, mahkeme ve sürgünler 23 Mart 1960'ta Urfa' da ölümüne kadar devam etti. 1960 ihtilali'nden sonra Urfa'da Hazreti İbrahim Halil Dergahı'nda bulunan mezarı açılarak cenazesi bilinmeyen bir yere götürüldü. Hayah boyunca mal mülk, mevki makam ve şöhret peşinde koşmayan Said-i Nursi'nin Urfa Tereke Mahkemesi Hakimi Özdemir Türker tarafından tespit edilen, 23 Mart 1960 tarih ve 1960 / 1 say�ı Tereke Tespit Zaph ibr�t vericidir. Günümüzde adeta padişah saltanatı yaşayan birçok Islami cemaat ve parti liderinin aksine Said-i Nursi'nin; elbiseleri, saati ve namaz ibriği gibi bir
Din İslam
Bütün sahte ilâhlara, güç ve mülk sahiplerine, dayatılan tüm bâtıl fikir ve ideolojilere, nefsin tüm arzu ve isteklerine, insana pranga vurmaya çalışan her şeye ama her şeye "la" diyebilmek özgürlüğün en önemli göstergesidir. Böyle olduğu için bütün peygamberler muhataplarına "la" dedirtmeye çalışmışlardır. Son peygamber olan Efendimiz (sas) de 23 yıl boyunca: "Lâ deyin kurtulun!" demiştir.