Zaman ne kadar çabuk geçiyor değil mi! Her sene yeni bir yaşıma girerken burada geride kalan bir yılın muhasebesini yapıyorum. Beklediğim gibi olmadı maalesef. Kariyerimde beklediğim sıçramayı yapamadım, sanırım bu gidişle yapamayacak gibiyim.
Müzmin bekarlığa devam ediyorum. Geriye dönüp eski resimlere, eski anılara bakıyorum da; çok güzel, anlayışlı, eğlenceli, beni tanıyan kızlarla beraber olmuşum. Keşke demiyorum. Çünkü hayatım boyunca kendi şartlarımı bildim, doğru insanlardı ama doğru zaman değildi benim için. Çok şükür hepsi gittikleri yerlerde çok mutlu. Fakat artık böylesi kızlar karşımıza çıkmıyor. Ya nesilleri tükendi, ya ben doğru yerde bulunmuyorum ya da başkaları çoktan kaptı bile...
Keşke dediğim bir şey varsa o da keşke daha çok fotoğraf çekseydim. Mahalleden arkadaşlarımı, liseden ve üniversiteden sınıf arkadaşlarımı özlüyorum. Acı gerçek şu ki; fotoğraflardaki insanların neredeyse %90'ı ile artık görüşmüyorum. Köprünün altından çok sular akmış.
Çok erken yaşta kaybettiklerim olmuş. Siyasi sürtüşmelerden ve hayat felsefemizin farklı olmasından dolayı birçok arkadaşla artık görüşmüyoruz. Kimileri evlenip barklanınca bizi unuttu. Bazıları dünyanın öbür ucuna taşındı. Dağıldık... Ama neyseki anılar var. Ve hâlâ hepsi capcanlı duruyor.
Her sene dediğim gibi azalarak çoğalmaya devam ediyorum. Bu sene de bazı insanları eledim. Kavga etmeden, yıpratmadan, pişmanlık duymadan. Sanırım en sevdiğim özelliğim bu. Bir insanı hayatımızdan çıkarmanın ve unutmanın en kolay yolu. Hiç yokmuş gibi hayatımıza devam etmek.
36 yıllık serüvende halime şükretmeyi öğrendim. Ara ara şikayet ediyorum, yine dilimi tutamayıp birilerini veya bir şeyleri eleştiriyorum. Ah şu dilim yok mu başıma ne işler açtı! Potansiyelimi harcadığım gerçeği canımı sıkmaya devam