Derin hezeyanlar yaşamış, yaşamakta olan Ferit...
10/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 04:11
Kendini arayış içerisinde olduğundan, okuduğu tıbbiyeyi bırakıp felsefe okumaya başlayan bir gencin hezeyanları.. Duyularımızın dışındaki idrakla anlaşılacak olaylar çemberi. Psikolojik bir roman.. Karşılaştığı bir takım olağanüstü olayları benimsediği materyalist ve pozitivist felsefenin ilkeleriyle açıklayamayan şüphe, tereddüt ve bunalımlar içinde kıvranan Ferit, tıp fakültesini bırakıp felsefe bölümüne geçen fakat içinde bulunduğu mütereddit ruh hali sebebiyle buraya da düzenli olarak gitmeyen bir üniversite öğrencisidir. Ferit, birbirinden garip insanların yaşadığı bir pansiyonda kalmaktadır. Pansiyonda kaldığı altı gün bo­yunca karşılaştığı olağanüstü olaylar ve kız arkadaşı Selma ile arasında geçen tartışmalar, ciddi bir psikolojik bunalımdan geçen Ferit’in durumunu daha da kötüleştirir.. Pansiyonda tanıştığı Aziz, bu sıkıntılı günlerinde Ferit’in en büyük destekçisi oluyor. Mistik bir dünya görüşünün savunulduğu bir roman. Gerçekten de yazarın anlatım tekniğinden etkilenmemek mümkün değil. Ayrıca Peyami Safa, romanın kahramanlarından Ferit’i adeta bir merkez olarak kullanmış ve anlatmak istediklerini onun kafasının içinden geçirerek belirtiyor. Matmazel Noraliya’nın koltuğunda bir hakikat aranmaktadır ve Ferit’in başından geçenler onu bu hakikatı aramaya zorluyor. Bunun yanına roman da metapsişik ve parapsikolojik bir takım olayların var olduğu dikkat çekici. Okuyun, sizlerde mutlaka okumalısınız.. Şayet ufkunuzu genişletmek istiyorsanız güzel bir alternatif. Notum:10/10
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 201710bin okunma
Puan vermedi
"Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder..." İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gàfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş. Yirmi Beşinci Pencere Nasıl ki, madrub, elbette dâribe delâlet eder; san’atlı bir eser, san’atkârı icâb eder; veled, vâlidi iktizâ eder; tahtiyet, fevkıyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umûr-u izâfiye tâbir ettikleri, biribirsiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyâtında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücûbu gösterir. Ve bütün onlarda görünen infiâl, bir fiili gösterir. Ve umumunda görünen mahlûkıyet, hàlıkıyeti gösterir. Ve umumunda görünen kesret ve terkib, vahdeti istilzam eder. Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet, bilbedâhe ve bizzarure, mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan, Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister. Öyle ise, bilbedâhe, bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infiâller, bütün mahlûkıyetler, bütün kesret ve terkibler, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Fa’âlü’n-Limâ Yürîd, Hàlık-ı Küll-i Şeye, Vâhid-i Ehade şehâdet eder. Elhâsıl: Nasıl imkândan vücûb görünüyor; infiâlden fiil ve kesretten vahdet-bunların vücudu, onların vücuduna katiyen delâlet eder. Öyle de, mevcudât üstünde görünen mahlûkıyet ve merzûkıyet gibi sıfatlar dahi sâniiyet, rezzâkıyet gibi şe’nlerin vücudlarına katî delâlet ediyor. Şu sıfâtın vücudu dahi, bizzarure ve bilbedâhe, bir Hallâk ve bir Rezzâk Sâni-i Rahîmin vücuduna delâlet eder. Demek, herbir mevcud,
Alıntı
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20126,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Evet ile Hayır Arasındaki Eşik
9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 17:04
Bu romanı okumayan birisine nasıl bir kitap olduğundan bahsetmek biraz zorlayıcı; Türkiye, aile, arkadaşlık, aşk ve Tanrı gibi pek çok konuyu içeriyor fakat neredeyse hepsi birbiriyle bağlantılı. Eğer tek bir kelimeyle anlatmam gerekseydi "araf" derdim. Bunca çatışma, kutuplaşma, ikilem, tarafçılık ve siyah beyaz düşünme arasında en önemli ama en göz ardı edilen gri tonlar merkeze alınmış. Bazı zamanlarda veya belirli konularda aidiyet hissetmekte zorlanan insanlar için güvenli bir alan sunduğunu söyleyemem. Hep arafta yaşamanın insanı ne kadar yıprattığını Peri karakteri sayesinde defalarca kez hatırlıyoruz. Yine de bu kitapta nadiren gördüğümüz bir şey var: Uyumsuz ve mütereddit olmaya bir kusurmuş gibi bakılmıyor. Pek çok kez bunun kucaklandığını hatta teşvik edildiğini görebiliriz. Bu nedenle hayata tekdüze bakmayı sevmeyen, birilerinin veya bir şeylerin karmaşık yapısını fark edebilen, empati kurabilen ama belki de en önemlisi sık bir şekilde arada kalıp bir oraya bir buraya savrulduğunu hisseden insanların ruhuna merhem olabilir bu eser. Önceden bu kitaptan yakınlarıma bahsettiğimde tavsiye edip etmeme konusunda kararsız kalırdım. Tamamen rastgele bir şekilde kitabı satın alıp çocuk gözüyle okuduğum zaman da gayet keyif almıştım ama benim okuduğum en özel kitap hâline gelmesinin sebebi sonraki yıllarda her bir sayfada kendimi bulmamdan kaynaklıydı. Peri'nin hayatında, düşüncelerinde ve duygularında o kadar sık kendimi gördüm ki başka bir evrende Peri olabilirmişim gibi hissettim. Daha farklı bir yaşamı ve mizacı olan insanlar benim kadar etkilenmeyebilirler diye kitabın ne kadar güzel olduğunu değil, benim için nasıl bir anlam ifade ettiğini anlatıyordum fakat bugün tekrar kitabı bitirdiğimde her bir kişiye ayrı nedenlerle önerebileceğimi fark ettim. Ne kadar
Havva'nın Üç KızıElif Şafak · Doğan Kitap · 201619bin okunma
8/10
·365 syf.··
2026 32. kitabı
Mehmet Rauf’un Eylül romanı, aşkın sükût etmiş çehresini ve insan nefsinin gizli ihtiraslarını ince bir ruh tahliliyle aksettiren ilk psikolojik romanlarımızdandır. Suat’ın iç âleminde büyüyen yasak muhabbet, sessizlik ve tereddüt içinde derinleşir; kelimelere dökülemeyen hisler, vicdan ile arzu arasında mütereddit bir hâl alır. Müellif, haricî vak‘alardan ziyade kalbin titremelerine eğilir ve okuru, insan ruhunun mahrem ve melâlli dehlizlerinde dolaştırır...
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Ahrar Kime Yarar?
Puan vermedi·640 syf.·
2026 3. kitabı
Takdim Ömer Cömert nam muhterem olmasa, inceleme yazmaya beni teşvik edecek bir adem bulamayacak, bu gibi mühim teşebbüslerden bigane kalacağım handiyse. erhan Burtul’un Ahrar’a dair dört başı mamur, efradını cami, ağyarını mani bir inceleme yazmış olması; bu kitabı tahlil etmemem için yeterli bir sebep olabilirdi. Şayet kitap her ikimize de farklı bakış açıları sunmuş olmasa idi. Sözü daha fazla yormadan Bismillah diyelim. Teessür-i Evvel “‘Kitaplar ikiye ayrılır’ demiş Pârisa. ‘Tekrar tekrar okunacak olanlar ile hiçbir vakit okunmaması gerekenler. Şayet kitabın bu ikincilerdense ‘anlaşılsın’ diye tasa etme. Şayet birincilerdense ya seçkinlere hitap ediyordur ki onlar anlarlar ya da anlayana kadar okurlar. Şu halde zor olanı yap çünkü sen insansın; senin bir seciyen olmalı.’” (Sy. 338) 4 ay kadar önce, kitabı okumaya başlamış, 3. günün sonunda 300 küsür sayfaya ulaşmıştım. Bütün büyük hazlar gibi; henüz ortada hiçbir sebep yokken ani bir terk ile 4 ay boyunca dönüp yüzüne bile bakmamıştım. Geçtiğimiz haftalarda tekrar elime aldığımda, “Aramıza bir soğukluk girmiş olmalıydı. Peki neden öyle olmadı?” demekten kendimi alıkoyamayacak sempatiklikte içine çekmişti beni Ahrar. Tüm dünya nimetlerinde olduğu gibi bu güzelliğin de son sayfaya kadar devam edeceği yanılgısını tatmıştım. Rafet Elçi’nin üslubu, gerçek bir roman okuduğunuzu size henüz ilk sayfalarda deruhte ediyor. Devreden cümlelerdeki titizliği başta olmak üzere romanın muharrirden talep ettiği hemen her unsuru ustalıkla işlemiş zat-ı şahaneleri. Neyse, sadede gelelim. Ömrün sayfaları tükeniyor. Göz gördüğü ile, kulak işittiği ile vesair organlarımız fonksiyonel amaliyeleriyle tanıklık ediyor bu tükenişe. Ama el… o el yok mu o el! “Dünyayı hafife almayın efendimiz. İsa’ya rağmen,
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
Puan vermedi·131 syf.·
2025 888. kitabı
Niyetim insanlardan öğrendiklerimi derleyip toparlamak. Kitaplardan, filmlerden değil, doğrudan insanlardan öğrendiklerimi! S:8 Bıçakçı'nın olgunlaşma döneminden ustalık dönemine geçişi ,hiç zorluk çekmeden bir düzlemde olmuş gibi. çok gibi geldi "Bilmemeyi çoktan sahiplenmiş” birisinin, başkalarından neler neler öğrendiklerinin dökümünü yapan maddeleriyle… “Soluk almadan bilmeye” ayak direyen, mütereddit bir ansiklopedi. "Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçin, ömür kadar kısa bir roman. Bu roman bir yandan dünyaya yeni gelmiş gibi halis ve saf, diğer yandan mühendis aklıyla bir oyun oynuyor. Bir kenarda ise “deneyime dayanmayan bilgelik” olarak aşk akıyor. " "İnsanın kendi hayatının, avuntularının, esasen de bilmezliklerinin ansiklopedisi." Öğrenmesek daha cesur, daha özgür olabiliriz. Olabilirdik. S:93
Edebiyat & Roman
Dünyaya Yeni Gelen Okurlar İçinBarış Bıçakçı · İletişim Yayınları · 20241,033 okunma