Gogol Neva Bulvarı, sadece iki farklı kişinin sonu trajedik olan aşk hikâyelerini değil, aynı zamanda modern şehrin yarattığı sahte kimlikleri ve kişinin hayal ile gerçeklik arasındaki çatışmasını ele alan toplumsal bir eleştiridir. Gogol bu hikâyede Petersburg’un en ünlü caddesini anlatırken bir o kadar da harika eleştiriler yapmıştır.
Neva Bulvarı sembolik bir anlam taşımakta ve hikâyenin başında bu durumu çok iyi tasvir etmektedir. Günün farklı zamanlarından örnekler vererek bir caddenin bile insanlar tarafından
bir gösteriş aracı hâline getirilebileceğini göstermektedir yazarımız.
Karakter analizine geçersek, Piskaryov’un romantik ve hayalperest sanatçı kimliği çok hoşuma gitti. Yazarın onu tasvir ediş şekli, okuyucunun gözünde onu tanıyormuşçasına canlandırabilecek kadar iyiydi. Yazarın kendisinin de kitapta anlattığı üzere ressam Piskaryov ürkekti, çekingendi ama uygun bir anda alevlenmeye hazır duygu kıvılcımları taşırdı ruhunda, diye bahseder yazar kitabında. Tam da içindeki bu duygu alevlenmişken, beğendiği kadının gerçek kimliğinin onu şok etmesi, dünyanın ne kadar acımasız olduğunu sanki onun yüzüne vurmuştur. Gerek sanatçı kişiliği gerekse duygusallığı sebep olacak ki onun bu gerçek, acımasız dünyadan nefret etmesine ve kaçmak istemesine neden olmuştur bu olay. Oysaki Piskaryov’un gözünde kadın, insan varlığını taçlandıran, dünya güzeli bir varlıktır. Erkeklerden farklı, narin ve güzel bir varlıktır kadın ona göre. Aslına bakılacak olursa, ahlaksal çöküşün bulunduğu Neva Bulvarı’nda Piskaryov’un gerçek aşkı bulması imkânsızdı. Daha sonra yaşadığı çöküşten kendi hayal dünyasına, yani gerçeklikten kaçarak kurtulmaya çalışan ressam, gerçeklik algısını yitirir. Daha sonra afyona sığınması ise ruhsal çöküşünü simgeler. Piskaryov’un rüyaları ile gerçeklik