9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Bir yandan yaşamı sorgulatan , bir yandan da edebi yönü de olan, psikolojik roman tadında, dolu dolu bir okuma serüveni. Okuyucusuna alternatif yaşam sunuyor desem, sonuçta okuduğuna hangi açıdan baktığın da önemli. Duygusal yönü bende çok etkili oldu özellikle. Daha ilk sayfada o sıcaklığı ve merakı hissetmek çok güzeldi... Ve en sevdiğimiz şey Umut dolu bir son haksızmıyım¿ “İnsan bazen yanlış sandığı yollar sayesinde kendini bulur.” Alfie’nin zamanı geri alabilme yeteneği ilk başta büyüleyici görünse de, kitap ilerledikçe her seçimin başka bir kayba dönüştüğünü görmek insanı derinden düşündürüyor. Çünkü bazen hataları silmek isterken, bizi biz yapan anıları da kaybedebiliyoruz. Ne de olsa bizi biz yapan doğrularımız kadar yanlışlarımızdır da öyle değilmi... Alfie ;tam anlamıyla aradığı kusursuz bir mutluluğa ulaşmıyor aslında ama kitabın en etkileyici yanı da bu bence. Yeteneği sayesinde;farklı hayatlar yaşadıkça şunu fark ediyor.Her seçim başka bir şeyi güzelleştirirken başka bir şeyi eksik bırakıyor. Yani mükemmel hayat diye bir şey yok. Yazarın, sade ama duyguyu güçlü hissettiren kalemi sayesinde kitap akıp gidiyor. Özellikle aşk, ikinci şanslar ve mutluluğun aslında ne olduğu üzerine düşündüren kısımları çok etkileyiciydi. Yorumdan da anlaşılacağı üzeri kesinlikle #fadiktavsiyesi “Kaybettiğin şeyler kadar, vazgeçtiklerin de seni sen yapar.”
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202646 okunma
MARTİN EDEN(DENİZCİLİKTEN YAZARLİGA YOLCULUK)
9/10
·517 syf.··
2026 15. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 15:16
Hırsın, azmin, asiliğin vücut bulmuş halı Martin Eden... İlk harfinden son harfine kadar okura arkadaşlık yapmış olan Martin, şimdi tüm okurların beyninde , hala beyinlerin içinde çalışıp didinip bizlere örnek olan bir kahraman... Jack London Martin'i bize üç özelliğiyle sunmuş; Aşkı, entellektüelliği ve asiliği. Martin Ruth'da başka bir Martin Eden'i bulmaya çalışır, denizcilikten yazarlığa giden bu yolda entellektüel birikimini arttırır , tahsilini bitiren gençlerin arasından sıyrılıp yazarlığa atılır. Kendi alt sınıfından çıkıp burjuvazi sınıfa geçip orayı tanımak ister. Ancak işler hiç de sandığı gibi gitmez. Martin çok sıkıntılar çekse de , açlıktan ,sefillikten rezil olsa da herkese inat bir şekilde amacına ulaşır ancak sonunda para kazanmak ,ünlü olmak onu saf mutluluğa götürmez ve kaçınılmaz sona doğru gider. Kitabı bitirdiğimdebitmesini istemesem de kahramanımız Martin Eden, beynimin bir köşesinde hala oturmuş okuyor , yazıyor ve sürekli tartışıyordu.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
10/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 10:28
Farabi’nin Mutluluğun Kazanılması adlı eserini okurken, mutluluk kavramına alışılmışın dışında bir bakış açısıyla yaklaşıldığını gördüm. Günümüzde mutluluk çoğu zaman maddi imkânlar, başarı veya geçici hazlarla ilişkilendirilirken Farabi, gerçek mutluluğun insanın aklını geliştirmesi, erdemli bir hayat sürmesi ve kendini olgunlaştırmasıyla elde edileceğini savunuyor. Kitabın en dikkatimi çeken yönlerinden biri, mutluluğun tesadüfen elde edilen bir durum değil, bilgi ve erdem yoluyla kazanılan bir hedef olarak anlatılmasıydı. Farabi’ye göre insan, doğru bilgiye ulaşarak ve ahlaki davranışlar geliştirerek gerçek mutluluğa yaklaşabilir. Bu düşünce, günümüzde de geçerliliğini koruyan önemli bir bakış açısı sunuyor. Eserin dili yer yer felsefi ve yoğun olsa da verdiği mesajlar oldukça açık ve düşündürücü. Özellikle insanın kendini tanıması, aklını kullanması ve topluma faydalı bir birey olması gerektiğine dair görüşleri beni etkiledi. Kitap sadece bireysel mutluluğu değil, erdemli bir toplumun nasıl oluşabileceğini de ele alıyor. Mutluluğun Kazanılması Arvas Farabi
Mutluluğun KazanılmasıFarabi · İş Bankası Kültür Yayınları · 20245,4bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapta beni en çok üzen şey yaşanabilecek güzel ihtimallerin yaşanamaması. Öyle bir hayatın içine itiliyorlar ki tüm gelecekleri ellerinden alınıyor. Onlar böyle bir hayata mahkum edildi. Eğer bir şansları daha olsaydı ömürlerini birbirlerine yaslanarak huzur içinde geçirirlerdi. Aksi takdirde insanın mutluluğunu kendi ellerinin tersiyle itmesi çok saçma olurdu değil mi ? 3 günlük dünyada her şeyi kafamıza çok taktığımızı , mutlu olduğumuz anlara ve bizi anlamaya çalışan insanlara sımsıkı sarılmamız gerektiğini düşünen bir insanım. Ben mutluluğum için çok çabalarım. Bir romanın benim yüzüme kapatıldığını bilirim , o romanı kafamdan atarım ama elimde bir şans daha varsa ; hala daha bir ışık görüyorsam o sayfaları tekrar çevirmek için çabalarım. Ama bazı durumlarda o ışığın kaynağı benim ellerimde olmuyor. Son zamanlarda yaptığım şeyin kendimi yakma pahasına ışığı elimde tutma çabası olduğunu biliyorum. Ama ne yapayım ben de böyle bir ruha sahibim. İnat ediyorum o sayfaları çevirmeye çünkü kaçırılmayacak bir ihtimal olduğunu biliyorum. Ama bazen de romanın kendisi sayfalarını açmalıdır. Çünkü günümüz dünyasında saf mutluluğun ancak iki tarafın çabasıyla gerçekleşeceğini biliyorum. Eğer tüm çabalarıma rağmen o mutluluğa erişemiyorsam üzülmem. Herkes bu sürecin benim için üzücü olduğunu söyler. Aksine ben üzgün değilim. Elinden gelen her şeyi yapmış bir insan üzgün olabilir mi ? Benimki sadece mutlu olduğum zamanları yâd etme sürecidir. Maalesef ki insanların bu çabada olmayışını görmek benim elimi kolumu bağlıyor. Kötü günler geçince , tüm sular durulunca insan durup diyor ki benim mutluluğum neden gitti ? Ben geleceğimde böyle pişmanlıkları düşünmek istemiyorum. O yüzden her daim öfkeyle değil sakince karar vermeye çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki öfkeyle kalkan her
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164,2bin okunma
8/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:02
Sarı Yüz, yazardan okuduğum ikinci kitap ve çok beğendim. Kitabın başından sonuna kitap sektörünün -ve bence günümüz dünyasında birçok sektörün- insanı, duygularını nasıl metalaştırdığını çok iyi ele alıyordu. Kitapta bu ve daha başka konular beni düşünmeye çok itti. Athena’nın insanların hikayelerini alması etik mi? Düşününce yanlış gelmiyor, ne de olsa kendi kelimeleriyle anlatıyor hem de gerçek isimleri kullanmıyor diyorsun. Fakat sizi dinleyen birinin bunu yalnızca yeni bir ürün ortaya çıkarmak için yaptığını düşünmek pek de hoş değil. Bu noktada suçlu Athena da değil. Suçlu; en insani, mahrem duygularımızı bile satın alınabilir bir ürün haline getirmeye bizi zorlayan düzen. Ahlaki olarak gri alanda kalıyor mu diye düşünmeden elimizde ne var ne yoksa bütün her şeyimizi bu düzene kurban edebilmek zorundayız tepede kalmak için. Ve tepede olmayanların hali de kitaptaki karakterlerimizden gördüğümüz üzere pek parlak değil. Devasa bir pasta var ortada ama bunu yalnızca birkaç kişi yiyor. Senin hikayen okuyucuyu çekmiyorsa hiçbir kıymeti yok, okuyucunun iki dudağı arasındasın. Tabi bunlar June’un haklı olduğunu düşünmemi sağlamıyor. Kitabın tamamında içsel bir çatışma yaşasa da günün sonunda gerçekleri açıklayamıyor. Dünyasının sonunun gelmesinden korkuyor ve en tepede kalmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır. Fakat bu da yetmiyor. Çünkü onun yerine parlayan yeni bir yıldız var bile. Yer yer kendi de şikayet ediyor. Tepede kalmak için sürekli çalışmak zorunda ve bu da o deneyimden aldığı zevki tamamen yok ediyor. Hepimiz dağın tepesindeki sahte bir mutluluğa ulaşmak için yoldaki huzurumuzu feda ediyoruz. Ayrıca herkes oraya ulaşamıyor da. June kendi hikayesini yazamıyor, onun hikayesini kimse merak etmiyor. Bu da aslında işe yaramaz olduğu anlamına geliyor. Editörü
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,5bin okunma
Vukuat Var, kitap incelemesi
Puan vermedi·410 syf.··
2026 31. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 23:46
“… öyle mi? Hiç bitmeyecek mi senin bu okuman? +bitmeyecek. -hiç mi? +hiç. -niyetin kâtip olmak mı yani? +hayır. -ya? +insan olmak” Orhan Kemal’in okuması en keyifli kitabıdır. Zamanının güzel hikayelerine ev sahipliği yapan Çukurova’dan çıkma bir romandır. Garip anası bir yana; ayyaş, başa bela ve karaktersiz aile fertleri arasında büyümüş bir fakir kızdır Güllü. Aşkına kavuşması engellenmiş oğlanla, hevesi kursağında kalan Güllü. Zengin, vizyonsuz, çapsız biriyle evlendirilmesi mevzu bahistir. O zamanların edebiyatını, film dünyasını çekip çeviren bu senaryolar; şimdilerde klişe gelebilir ama toplumun ve bireylerin şekillenmesi, statü ve cinsiyet ayrımcılıklarının aşılabilmesi açısından zamanının önemli eserlerinden olduğunu düşünüyorum. Kadının, erkek egemen toplumdaki ve ailedeki yeri; kadın-erkek, zengin-fakir, dost/akraba ilişkileri, işçiler/emekçiler, patronlar/ağalar, yokluktan zirveye, acılardan mutluluğa doğru bir hayat kurma çabası... Böyle bir roman işte Vukuat Var. Orhan Kemal, harikulade yazmış. Mest oldum. #kitaplayseyorumum #hanımınçiftliği #vukuatvar #özgünamal #keşfetteyizzz
Vukuat Var (Hanımın Çiftliği 1)Orhan Kemal · Everest Yayınları · 20231,282 okunma