(2. Kısım) ... kendimi ilk başta içinde bulduğum belirsizce sürüklenme halinden kurtulmayı başarmıştım. Peki bulduğum çözümün, keşfimin canalıcı noktası neydi? ... ... her yerde "Şunu yapmalıyız, bunu yapmalıyız, daha cesur olmalıyız, komşumuzu daha çok sevmeliyiz, yalanlardan ve ikiyüzlülükten kurtulmalıyız," deniyor. Ama hiçbir yerde "Neyi yapacak gücümüz var?" sorusunu duymuyoruz. Kimsenin sormadığı bu soruya cevap da verilmediği için kendim bir cevap bulmaya çalıştım. Anladım ki çabalayarak yapabileceğim şeyler vardı ama çabalasam da yapamayacağım şeyler de vardı. Mesela "yap" demekle hareket edebilirdim ama ustalıklı bir şekilde hareket edemezdim; kendimi ne kadar tembel hissedersem hissedeyim kalkıp tenis oynamaya gidebilirdim ama sırf söylemekle "çift hata" yapmaya engel olamazdım. Normal şartlar altında aklıma gelen her şeyi söylemeye ya da hiçbir şey söylememeye kendimi zorlayabilirdim ama söyleyeceğim şeyin ilginç olmasını zorla sağlayamazdım. Bazen irademi kullanarak bir duygumu belli etmeyebilirdim ama zorla kendime bir şey hissettiremezdim.* Doğrudan gayret göstererek birini sevemez, kendimi mutlu edemezdim. **Peki tamamen irademin kontrolü altında olan ne vardı?** En azından potansiyel olarak bu şekilde kontrol edilebilecek tek şey bana dikkat gibi görünüyordu. Belli bir yöne baktığımda **gördüğüm şeyleri kontrol edemezdim ama en azından genel olarak ne yöne bakacağımı kontrol edebilirdim. Aynı zamanda dikkatimle ne yaptığım, gözlemlemeden onu kendi kendine dolanmaya mı bıraktığım** yoksa hareketsiz ve beklentili mi tuttuğum, duyargalarımı bedenimin ötesine mi uzattığım yoksa beynimin içinde iğne deliği kadar bir aydınlık noktaya mı daralttığını da gördüğüm şeyi belirliyordu. ... bencilliğin irade
Sayfa 181·Kitabı okudu
Mutluluğun resmini soran bir şiir biliyorum, mutsuzluğun resmi de türlü türlüdür mutlaka. Ama kokusunu soran olursa , genzi yakan, burun direğini sızlatan , insanda ağlama isteği uyandıran bir esansı olmalı.
Sayfa 77
Alıntı
Reklam
Mutluluğun resmini soran bir şiir biliyorum, mutsuzluğun resmi de türlü türlüdür mutlaka!
Sayfa 77 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Sana buyrulandan başka bir şey olmak istiyorsan sadece karşılaşmalara, tesadüflere güven; resmi olarak sürgün edilmiş olana sadakat göster, olanaksızın yolunda ayak dire. Yoldan çıkmışlardan ol.
Ve bir sahil kasabası..
Ona göre mutluluğun resmi buydu: Saçları rüzgarda, ayakları denizde..
Sayfa 86·Kitabı okudu
Hem gayrı resmi hem de resmi konuşmalarda başkalarının kötü huylarıyla, erdemleriyle ilgili saptamalar yapma eğilimimiz kendini gösterir. Oysa 'dedikodu' diye adlandırdığımız şey ahlak felsefesinin halk dilinde ifade bulmuş halinden başka bir şey değildir. Evet, dedikodu yaparken kinimizi, kıskançlığımızı, hayranlığımızı damıtıp soyut hipotezler biçiminde sunmayız karşı tarafa belki ama iyiliğin ne olduğunu belirlemeye çalışan, bunun için çözümlemeler yapıp çalışmalar kaleme alan filozofların izinden gideriz aslında.
Sayfa 192·Kitabı okudu
Reklam
Reklam