Enes b. Mâlik’in naklettiğine göre, Resûl-i Ekrem, “Ne mutlu, beni görüp de iman edenlere!” buyurarak bunu bir kere söylemiş, sonra, “Ne mutlu, beni görmeden iman edenlere!” buyurarak bunu da yedi kere tekrarlamıştır. O hâlde hem bu dünyadaki hem de âhiretteki mutluluk, ancak imanla ve bu imana uygun amellerle kazanılabilir. Şüphesiz imanın yeri kalptir. Kalpler, ancak Allah’ı zikrederek huzur bulur. Gönül dünyasında Allah sevgisi yer etmiş bir kimsenin üzerine ilâhî bir huzur iner. Böyle bir kimse, Kur’an’ın ifadesiyle “huzur bulmuş nefis” anlamında “nefs-i mutmainne” mertebesine yükselir. Böyle bir nefis sahibi de hem kendisini hem de Allah’ı razı ederek O’na kul olur ve cennetine girer. Gerçekte bir Müslüman’ın hayattaki en büyük gayesi, “Allah’ım, benim maksadım senin rızanı kazanabilmektir.” şuuruna ermektir.