Nurhayat Altay

7/10
·112 syf.··
2024 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2024 18:06
Santiago Nasar ölüyor, bu inceleme spoiler içermez. Sorgulama/mülakat tekniği ile yazılmış bu kısa romanda sadece okuyucu değil, tüm kasaba ahalisi de kimin ne zaman öldürüleceğini önceden bilmektedir. Gerçek bir hikaye olduğu için Gabriel Garcia Marquez bunu çok güzel bir metafor olarak kullanmış ve okuyucuda kasaba halkı gibi önceden biliyor. Günümüz toplumsal ruh çözümlemesi niteliğini de göstererek  umursamaz,n’olacak ki?,yapamazlar gibi vurdum duymazlıklar işleniyor.Neden öldüğünü anlamaya çalışıyoruz. Nasıl ve neden oldu diye hikayenin anlatıcısının konuya gelmesini bekliyoruz. Nedeni en azından kitapta okuyabilirsiniz. Kim ne dedi! Neden öyle yaptı! Kimler biliyordu! Kimler kimler sesini çıkarmadı! Diye diye hikaye geçiyor.(buralar beni çok sıktı) Öleni değil öldürenide öğreniyoruz, öldürmeden önce, herkes biliyor kimin öleceğini ve neden öleceğini. Acaba ölecek olanda biliyor mu?( nasıl merak ettim.)Sonra bir haykırış “Santiago Nasar’ı öldürdüler!” S:149 (e-kitap) öldürüldüğü andan itibaren hikayeye geçiyoruz. Daha sonra nasar ile cinayet öncesine o anlara ölümüne tekrar yaklaşıyoruz. Finalde öldürüldüğü ana geliyoruz. Bu final kısmı çarpıcıydı. Gerçek hikaye tadını bozmamak adına yazar ekleme yapmamış (bence),yapmış olsaydı tüm cevapları biliyor olurduk. Cevapsız çok şey havada kaldı bende, sanırım gerçek hayatta da böyle ne kadar sorgularsan sorgula cevaplarını alamıyoruz çoğu şey havada kalıyor. ”Her zaman ölüden yana olmak gerek,” S:52 e-kitap (Hep öyle olmaz mı? Ölene hep acınılır ama öldüren neden öldürdü sorgulanmaz.) Bu sefer hakkıyla meraktayım Santiago Nasar neden öldü? “Aşk da öğrenilir.” S:70 (öğrenilemezse birileri ölür)
Edebiyat & Roman
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Filler eşittir ama bazı filler öbürlerinden daha eşittir!
9/10
·208 syf.··
2024 67. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2024 12:09
Bir halk hikâyesinden, ilk Türk distopik romanına! Peki, "distopya" deyince aklınıza Yaşar Kemal gelir miydi? Orwell, Huxley, Burgess... Belki çoğumuz Yaşar Kemal'in distopik bir eser meydana getirdiğini dahi bilmiyorduk. Oysa eseri okuyunca anlayacaksınız ki "Fazlası var, eksiği yok!" Peki neden? Belki bu sorunun cevabı da eserde saklı! Hayvanlardan yola çıkarak insanları anlatmak, hangi eseri getiriyor aklınıza? Filler gücün simgesi, karıncalar çalışkanlığın, azmin... Filler Sultanı karıncalardan etkilenir ve onlara hükmetmek ister. Filler Sultanı otorite, Kırmızı Sakallı Topal Karınca otoriteye karşı başkaldırının simgesi. "Ama bilmeliydiniz ki haklı azınlık, haksız çoğunluktan daha güçlüdür." (s. 17) Öyle midir sahiden? Yoksa sadece edebiyatta mı öyle biter mücadeleler? Dönüp bakalım mı dünyaya! Bir milleti yok etmek isterseniz önce nereden başlarsınız buna? Kim olduklarını unutturmaktan değil mi? Ama önce bir başlangıç gerek, mağduru oynamak! İkiz Kuleler saldırısını düşünün, Fil Amerika'ydı, göstermelik bir saldırıyla mağduru oynadı, ilk saldırı onlardan geldi dedi ve devamında girdiği yerlere "özgürlüğü" götürdü. Sömürge yasaklı kelimeydi neticede! Durun, o kadar uzağa gitmeyelim, ne diyor İsrail, ilk kurşunu Filistin sıktı! Savaşı kazanmak yalnızca bir başlangıçtır, bir son değil... Tamamen yok etmek için dilini ve kültürünü unutturmaya yönelik çalışmalar gelir, eserdeki Filce okulu gibi... Tarihini, dilini, kim olduğunu unutturmak... Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel'ini bilirsiniz, mankurtlaştırma çalışmaları vardır Sosyetlerin Türkler üzerinde. Kim olduğunu unutursun, kimden geldiğini... "Nayman Ana harap olmuş belleğin kapısını kaçıncı kez zorlamayı denedi: Kim olduğunu anımsa! Adını öğren! Babanın adı Dönenbay! "youtu.be/Pj--AfIcW7o?si=... Yalnızca zorla
Edebiyat
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
WALLFLOWERLARINIZI SULAMAYI UNUTMAYIN
9/10
·231 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2021 14:27
!!!SPOİLER OLDUĞUNU BİLİYORSUN!!!UYARMADI DEME!!! Bu incelemeye nasıl başlayacağımı uzun zamandır düşünüyorum ve incelemeye bu incelemeyi yazmaya başlamanın ne kadar zor olduğunu anlatarak başlamaya karar verdim. Çok zordu. Liseye yeni başlayan bir çocuğun başından geçen çeşitli dercedeki garip olayları anlatan bir kitap hakkında bir incelemeye nasıl başlanır ki? Büyük sözlerle, profesyonel bir “incelemeci” tavrıyla yazmak garip kaçar. Ama bu kitaba baştan savma bir inceleme de yazamazsın çünkü derinlemesine bir incemeyi hak ediyor. Aklıma gelen en iyi fikirse bu incelemeyi başlatmanın be kadar zor olduğunu anlatmak ve bunun nedenlerini açıklamak. Liseye geçmek ve lise hakkında yazmayı hep zorlayıcı bulmuşumdur. Yaşadığın anda yaşadıklarını tam olarak anlayamadığın ama anladığında da çok geç kaldığın bir dönem. Ama Charlie bir Wallflower (Türkçe’ye “saksı” olarak çevrilse de wallflower adının daha uygun olduğunu düşündüğümden kelimeyi orijinal haliyle kullanacağım) olarak bu karmaşalar ve anlaşılmazlıklar dönemini oldukça iyi açıklıyor. Partiler, arkadaşlıklar, aile, öğretmenler... arasından bir gözlemci gibi aktarıyor bize deneyimlerini. Bu deneyimleri sırasında da oldukça iyi insanlarla karşılaşıyor aslında. Bill, biraz Bay Keating’i de andırarak Charlie’yi derinden etkiliyor ve belki de birinin ona verebileceği en iyi tavsiyeyi veriyor: Hayata katıl. Charlie de öyle yapıyor. Charlie kitap boyunca neredeyse hiçbir şeye karşı çıkmıyor zaten. Can dostları Patrick ve Sam ile tanışıyor. Görür görmez Sam’e tutuluyor tabii. Ve bu ikiliyle lise hayatının fırtınalı sularına yelken açıyor. Bu yolculukta sıradan bir lise öğrencisinin başına gelebilecek şeylerden kat kat fazlasını deneyimliyor. İyi şeylerden ailelerin onaylamadığı şeylere. Başına o kadar
Edebiyat
The Perks of Being a WallflowerStephen Chbosky · Simon & Schuster Childrens Books · 20121,044 okunma
8-9 Kasım 1938...
Dolmabahçe’nin odaları sessiz, perdeler kapalıydı. Atatürk haftalardır yatağındaydı; artık hastalığın son evresindeydi. Paris’ten gelen son ilaçlar çoktan kullanılmış, bir daha sipariş verilmemişti. Doktorlar çaresizdi, her biri biliyordu: yapılacak hiçbir şey kalmamıştı. Bir zamanlar cephelerde dimdik duran o beden, şimdi yorgundu. Ama gözleri hâlâ inatla açıktı sanki son bir kez daha bu millete bakmak ister gibiydi. Dolmabahçe’nin içinde zaman ağır akıyordu. Herkes sessizdi, herkes aynı korkuyu taşıyordu: Bir liderin son nefesine iki gün kalmıştı… Bugün 8 Kasım… O’nun son nefesini vermesine iki gün kaldı. Dolmabahçe’nin perdeleri kapalı, İstanbul’un üstüne hüzün çökmeye başlamıştı. Ve biz, her yıl bu günlerde, o sessiz bekleyişin ağırlığını yeniden hissederiz… Bir milletin kalbi, 09.05’e doğru yavaş yavaş susmaya başlar.
Tarih
HENÜZ KİTABI OKUMAMIŞ 3-5 KİŞİYE…
10/10
·152 syf.·
2021 20. kitabı
Kitapla ilgili yüzlerce inceleme varken bir de ben yazmalı mıyım diye çok düşündüm. Çünkü, #132705929 . Sonunda ne karar verdiğimi tahmin edersiniz herhalde… Karakter rehberiyle başlamak istiyorum incelemeye. Henüz okumayanlar için yardımcı, okuyanlar için de hatırlatıcı olacağını umuyorum. Başlayalım o halde: • Bay Jones: Çiftliğin ilk sahibi • Koca Reis: Domuz • Snowball: Domuz • Napoleon: Domuz • Squealer: Domuz • Bluebell: Köpek • Jessie: Köpek • Pincher: Köpek • Boxer: Araba atı • Clover: Araba atı • Mollie: Kısrak • Muriel: Keçi • Benjamin: Eşek • Moses: Kuzgun • Tavuklar ve koyunlar Bir de kedi vardı ama bir vardı bir yoktu. Uyuşuğun ve tembelin tekiydi. Pek bir rolü de yoktu kitapta. Zaten hiç sevmem kedileri… Bu kitap bildiğiniz üzere alegorik bir eser. Alegori ne demek bilmeyenler için tanımlayalım hemen. “Bir düşünceyi, davranışı ya da eylemi, daha kolay kavratabilmek için onu, yerini tutabilecek simgelerle, simgesel sözlerle, benzetmelerle göz önünde canlandırma işi.” Bu sebeple tahmin edersiniz ki bu hayvanların tümü bir insan tipini simgeliyor. Koyunları söylememe gerek var mı bilmiyorum. Ezberlettiğiniz şeyleri sorgulamadan kabul edip papağan gibi söyler bu koyunlar habire. Eşek, aydın kesimi simgeliyor. Olayların bilincinde, okur yazar, düşünür fakat nedense az ses çıkarır. Bildiklerini kendine saklar. Etliye sütlüye karışmaz. Mollie, Bahar Candan gibi bir şey. Üzümünü yer bağını sormaz. Bohem hayat tarzını benimsemiştir. Süse şatafata düşkündür. Öyle çok zora gelemez, üretici kesimle uzaktan yakından alakası yoktur. Squealer tam bir yancı, A Haber adeta. Manipülasyon ustası. Kurnazlık timsali. Yarın kıyamet kopacak olsa her şey güllük gülistanlıkmış gibi anlatır. Yönetimi övmekten başka işi yoktur. Yalan yanlış
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma