Erkek işçilerin, kendilerini birer işçi (yani ezilen bir grubun üyeleri) olarak değil de daha çok birer erkek (yani güçlü) olarak görme eğilimi taşımaları, yanıltıcı bir duygu olan ayrıcalık ve güç duygusunu pekiştirir ve onları, patronu da içine alan erkek dünyasıyla özdeşleştirir. Çoğu erkeklerin karıları ve aileleri üzerinde kurdukları küçük diktatörlük, onların öfkelerini ve düşkırıklıklarını sisteme hiç zarar vermeyen bir biçimde boşaltmalarına olanak verir. Erkeğin aile içinde oynadığı rol, kapitalizmin sürdürülmesi açısından belirleyici öneme sahip değerler olan saldırgan bireyciliği, yetkeciliği ve toplumsal ilişkiler hakkındahi hiyerarşik görüşü pekiştirir.'
Kitapları gündüz kitapları, gece kitapları diye ikiye ayırmaya orada başladım...
"Gerçekten de, gündüz okunsun diye yazılmış kitaplar vardır, bir de sadece geceleri okunabilecek olanlar.