Eski anılar dirençlidir... ama narin ve kırılgan olurlar...
Edebiyat
Huş ağacına, narin yapısı nedeniyle "ağaçların hanımefendisi" denir.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir Çağ Sanata Nasıl Kandırılır? -Her türlü sanatçı ve düşünür hokkabazlıklarının yardımıyla insanlara eksiklikleri, tinsel yoksullukları, anlamsız körleşmeleri ve tutkuları karşısında saygı duymaları öğretilir -ve bu olanaklıdır, - suçun ve deliliğin sadece üstün yönü gösterilir, istençsizlerin ve körü körüne boyun eğenlerin zayıflıklarından ise sadece böyle bir durumun dokunaklı ve gönüllere hitap eden yanları gösterilir - bu da yeterince bol gerçekleşmiştir: - böylece tamamen sanattan ve felsefeden uzak bir çağa bile felsefeye ve sanata (yani kişiler olarak sanatçılara ve düşünürlere) duyulan ateşli bir sevgiyi aşılayacak araç kullanılmış olur ve elverişsiz koşullarda, belki de biricik araçtır bu, böyle narİn ve tehlike altındaki bünyelerin varoluşunu korumak için.
Çocukluktan genç kızlığa geçiş töreni:)
Genç kız olmak üzere bulunan çocukların çok farklı bir dönemi vardır ki o sırada bu hassas, narin mahluklarda bir kadınlık hayatına hazırlığın belirsiz gelişmeleri görülür. Bu devre ruhsal, bedensel değişikliklerle başlar. Çocukta sebepsiz herkesten bir ürkeklik, bir kaçınmak, bir çekingenlik fark olunur. Onda artık oyun zamanı geçmiş bir kedi yavrusunun vahşetleri uyanır; size eskisi gibi çocukça neşesiyle elini uzatmaz, yanınıza o eski kendini verişle sokulmaz; babasına dudaklarını uzatışında bile bir soğuk titreyişin akışı vardır, lakırdılarında biraz daha sakıngandır, gülerken kızarıverir; soluduğu havanın içinde gariplik, yabancılık veren bir yeni rüzgârın dalgaları vardır; o zaman kaçar, tenha köşeler arar; uzun uzun düşünceleri vardır, kendisinde bir başkalık hisseder; fakat niteliğini bilmez, yalnız anlar ki artık bir çocuk değildir. Yeni bir kimlik mayası tutulamayan bir gelişme kuvvetiyle bu çocuk vücudunu parçalayıp taşmak, bir şiddetli fışkırmayla dışarı çıkmak ve artık zorla sözünü geçirmek ister. Bu olay çocuğun iradesi, bilgisi, tercihi dışında bir şeydir ki kendi kendine tabiatın belirlediği değişim çizgisini takip eder; çocuk vücudunda garip bir şeyin, ne olduğu anlaşılmaz bir hastalığın yürüdüğünü, ilerlediğini, bütün benliğinde dolaştığını hisseder; o zaman ona yürüyüşünde, söyleyişinde, gülüşünde, bütün dışarıyla ilişkilerinde korkaklıklar, beceriksizlikler gelir. Birden tavrında zariflik ve tabiiliğinden bir şey eksilmiş sanılır. Boyu fazlasıyla uzun, vücudu oransızca ince gibidir; yürürken uzun bacaklarının üstünde oransız bir gövdeyle yürüyen bir kuş hali vardır, elini uzatışında, başını tutuşunda o eski hoş uyum kaybolmuştur. Kendine has tavırlarını terk etmiş de henüz yakışacak tavırlar bulamamış bir vücut gibidir. Lakırdılarının arasında
Sayfa 98 - Türkiye İş Bankası Yayınları 13. Basım·Kitabı okuyor
Aman Tanrım, ne büyük bir mutluluktu bu! İşte o kadın! O kadın gene karşısındaydı! Ama bu kez bambaşka bir görünümde. Ah, apaydınlık bir köy evinin penceresinde ne güzel oturuyordu! Yalnızca bir ozanın hayal edebileceği kadar sade bir giysi vardı üzerinde. Saçları... Ulu Tanrım, ne sade bir saç biçimiydi o öyle, ve ne kadar yakışmıştı ona! Kısacık bir saç örgüsü narin ensesinin üzerine düşmüştü hafifçe. Her şeyi sadeydi; her şeyinde gizli, anlatılamaz, ince bir zevk duygusu... Yürüyüşü ne alımlı, zarifti! Ayak sesinde, sade giysisinin hışırtısında ne hoş bir müzik vardı! İncecik bir bileziğin sardığı kolu ne güzeldi!
Ş a i r v e G e r ç e k I i k . - Gerçekliğe sevdalanmış olmayan şairin ilham perisi de gerçeklik olmayacaktır ve ona çukur gözlü, fazla narin kemikli çocuklar doğuracaktır.