Önüne ne konursa, kuru ekmek dahî olsa, büyük bir tâzim ve şükürle yerdi. Bir defa olsun "az pişmiş, tuzlu veya tuzsuz, tatlı veya tatsız, lezzetli veya lezzetsiz olmuş" gibi sözler sarf ettiği vâkî değildi. Yerde yemeyi tercih eder, masada hazırlanmış ise onu da kabûllenirdi. Yemek ayrı ayrı tabaklara konuyorsa, sofrada bulunanların yemekleri tam olarak önlerine konulmadan başlamazdı.
Sayfa 523 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Kıskançlık temel olarak cimri bir duygudur. Evrenin bereketine ve çeşitliliğine izin vermez. Kıskançlık bize sadece bir kişiye yer olduğunu söyler bir şair, bir ressam, bir ne olmayı düşünüyorsanız.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Biz ne dersek diyelim, insanlar inanmak istediklerine inanacaklardı. Biz de ne denli savaşırsak, o kadar kırılgan hale gelecektik.
Sayfa 208·Kitabı okuyor
Alıntı
"Doğru, duvarlarımı veririm ama sen duvarın arkasındasın.Seni tanıdıkça benim de duvarlarım çatladı ve ben duvarları olmadan ne yapacağını bilmeyen bir adamım, Işık. Senin için hepsini yıktım.Seni kaybetmemek için her şeyi yaparım. Kendimden vazgeçerim. Vazgeçtim. Beni mahvettin. Işık... bana bunu yaparsan ihanet edersin."
Sayfa 40 - Ecevit·Kitabı okuyor
1000Kitap
Enes b. Malik'ten (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Öyle insanlar vardır ki (adeta) hayrın anahtarları, şerrin sürgüleri gibidir. Kimisi de şerrin anahtarları ve hayrın sürgüleri gibidir. Ne mutlu! Yüce Allah'ın, hayrın anahtarlarını ellerine verdiği o kimselere! Ve yazıklar olsun Yüce Allah'ın şerrin anahtarlarını ellerine verdiği o kimselere!"
Sayfa 235 - (İM237 İbn Mace, Sünnet, 19)
Ne mutlu dünyaya hiç gelmemiş olana.
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Alıntı