Geçmişe bakarak geleceği, geleceği düşünerek geçmişi sürekli diri tutsak da şimdiki andan başkası yoktur elde yaşanacak; kaldı ki, dün geçip gitmiştir, yarın da geldiği gibi geçecektir. Her gün, her şey geçmektedir. Ne kalır? Nerede kalır? İlle de bir şey kalır, aksi takdirde hiçbir şeyin geçtiğini söyleyemeyiz. Belki her şey, sadece bir şeyin kalması için geçmektedir. Öyle tümceler olur ki, paha biçilemez. Bazen bir kitap tek bir tümce için yazılır ama yazan da bilemez bunu, o sadece yazar.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Alıntı
"Her ne kadar (özellikle Kubilay ve haleflerinin yönetimindeki Çin'de) sömürüden elde edilecek az miktardaki maddi getirinin ötesine geçebilecek medeni bir yaşamı takdir ettiklerinin işaretleri görülse de Moğollar Moğol olarak kaldı ve bununla gurur duydular."
Sayfa 105 - Pinhan Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çok-etnili, hanedana dayalı imparatorluklar Birinci Dünya Savaşı'nda (1914-18) iyi bir sınav veremedi. Habsburg kayzeri ve Romanov çarının toprakları yeni ortaya çıkan orta ve doğu Avrupa ulus devletlerine dönüştü. Bolşevikler Avrasya'daki Çarlık topraklarının çoğunu bir "proletarya birliği" adı altında yeniden elde ettiler, ama hiç kimse buna aldanmadı. Sadece başka bir isim altında hâlâ Rusya'ydı ve bir imparatorluktu. Zalimce bastırılmış olmasına rağmen, etnik ulusalcılık ortadan kaybolmadı ve nihai olarak SSCB'nin dağılmasına sebep oldu. Büyük Britanya'nın Birleşik Krallık'ı ve İrlanda, yani muhtemelen savaşa giren askeri açıdan en güçlü ve çok-etnili monarşilerin içinde, sosyal açıdan en birbirine bağlı olanı bile savaş sonrasında İrlanda'nın tümünde egemenliğini sürdürememişti. Hayali kan ve tarih ile inanç ve anadil bağlarıyla tanımlanan bir ulus anlayışına dayalı milliyetçilik ideolojileri muzaffer oldu. 20. yüzyıl boyunca, sahne Avrupa topraklarında sürdürülecek daha birçok acı çekişme için kuruluyordu. İlk bakışta, Osmanlı İmparatorluğu yükselen milliyetçilik akımının başka bir kurbanıydı. En azından, Türkler de dahil Osmanlı sultanının çeşitli tebaalarının tarihçileri imparatorluğun yıkılışının ardından kendi ulusal tarihlerini bu şekilde sundular. Fakat bu aslında hikâyenin sadece bir kısmıydı. İmparatorluğun Müslüman halkları için, artık sultanın kulları olmak istemediklerini ni söylemek için ayaklandıkları ve bir araya geldikleri net bir an yoktu. Bunu yapan tek Müslüman halk kendi topraklarına göz diken ve milli kimliklerini inkâr eden komşularına karşı kendi milli kimliklerini öne çıkarmak için gönülsüzce isyan eden Arnavutlardı. Arnavut reformcular kendi eyaletlerinde daha fazla özerklik elde etmek için ön sırada idiler ancak makul bir siyasi seçenek
Sayfa 242·Kitabı okudu
Bu îman ve bu faziletler, bu hevesler ve bu hazlarla bağdaşamayacak olduktan sonra; bir bahar filizini andıran bu aşk, bu hırs kasırgasına dayanamayacak olduktan sonra, bu, ölümü hiçe sayan dostluk, bu nankörlükle muğber olduktan sonra, arzular kuvveti, vefa sevgiyi kemirecek olduktan sonra ne olacak sanki? Dışarda her şey beyhude: Mehtap, denizi öptüğü yerde kimin için bir kaç dakika daha fazla kaldı? Güneş doğuşunu kimin için, bir kaç dakikacık olsun geciktirdi? Hangi arzu, elde ettiği hazzın ömrünü uzatabildi? Hangi dua, ıztıraplı saniyelerin sonsuzluğunu giderebilirdi? Dışarda her şey beyhude: Aşkların, dostlukların en mükemmelleri bile bir gün gelip inkâr ediliyor ve âşıklar, dostlar bu cinayetleri için sebepler sayabiliyorlar; fakat mesele bu değil, dert bu değil ki. İlk sebepten az öncesi geri gelse, zaman oradan başlayıp yeniden aksa, gene böyle mi olur, bu mümkün müdür? Bu adam niçin bedbaht, sen niçin sadece bir veznedarsın, Todori niçin böyle bir ev, bir köy, bir şehir, bir dünya, bir kâinat harabesi gibi oturuyor? Ah, bir şans daha, sadece bir tek başlama şansı daha verilse, bir kerecik daha başlama şansı verilse! Lakin ne çıkar: Hangi kahraman, hangi duyguyu veya ülfeti, alışkanlığın elinde soysuzlaşmaktan kurtarabildi, her defasında, hangi kahraman, ilkinde olduğu gibi borçsuz ve alacaksız kaldı?
Sayfa 43·Kitabı okudu
Kitapta gelmediğini sanarken...
'Eminim bugün onu göremezsen Maeve anlayacaktır.' dedi Alice, 'Dinlenmeye ihtiyacı olacak.' Derwent başını salladı. 'Anlamıyorsun. Söz verdim.' . - Üzgünüm Gordon. Biliyorum geç oldu ama olabildiğince çabuk geldim.' - Gordon direnebilirdi. Ama yardım etme isteği çok güçlüydü. Özellikle de Gordon bu adamın bilmediği bir şeyi bildiği için. 'Sen Josh musun?' - Adam birden hareketsiz kaldı. Telefon tekrar titremeye başladı ama ona bakmadı bile. 'Evet.' - 'Seni bekledi,' diye fısıldadı Gordon. 'Sonunda uyumasına yardımcı olacak bir şey vermek zorunda kaldık. Senin geleceğini söyledi.' Telefon durdu. Cevapsız arama (5) Gordon okudu. Yine Josh bakmadı. İfadesinde korumasız bir şey, Gordon'ın duygusal tarafına hitap eden bir kırılganlık vardı. - 'Onu görmene izin verebilirim.' Josh'ın gözlerinde umut belirdi. Gordon elini kaldırdı. 'Ama senin orada olduğunu bilmeyecek. Önümüzdeki birkaç saat boyunca uyuyor olacak.' - 'Önemli değil. Sadece onu görmem gerek.' - 'Birkaç dakikan olabilir.' diye fısıldadı Gordon ve Josh başını salladı. . Yatağın ayak ucunda duruyordu, tüm dikkati ona odaklanmıştı, sanki dünyanın geri kalanı kaybolmuş ve sadece o önemliymiş gibi. - 'Daha kötü görünüyor,' dedi Josh yumuşak bir sesle. - 'İyileşiyor. İyi durumda.' Gordon hastanın dosyasına baktı. 'Her şey olumlu. Eve gitmek istediğini biliyorum, bu yüzden onu bugün taburcu edebiliriz.' - 'Bu da bir şey.' Yatağın ucuna tutunuyordu, parmak boğumları loş ışıkta bembeyaz parlıyordu. Telefon tekrar vızıldamaya başladı ve cebinden çıkarıp kapattı. - 'Yatağın yanında bir sandalye var. Otur. Rahatına bak.' Gordon bir adım geri çekildi. - 'Çay ister misin?' - 'Seni rahatsız etmek istemem.' - 'Rahatsız etmezsin' diye yalan söyledi Gordon. 'Zaten içecektim.' - O giderken Josh oturdu. Gözlerini yataktaki sessiz
Yazarın bir sonraki kitabı on sipariş verenler için yazdığı short story'den Meave'in hastanede kaldığı gecenin arka planı·Kitabı okudu
Ulubatlı Hasan
29 Mayısta kemiğe deydi bıçak; Son bir hücum yapıldı, artık oldu olacak; Fatih’in buyruğuyla, yiğitler davrandı tez, Topkapı sırtlarına konuldu on Balyemez. Dev toplar başlayınca güller savurmaya, Ne taş dayanabildi sarsıntıya ne kaya. Yıkılmaya yüz tuttu bir duvarı kalenin, Fakat hâli yamandı sura yakın gelenin. Ok yağdırıyorlardı Bizans fedaileri, Bundan gidemiyordu Türk askeri ileri. Bu ölüm tablosunun tarihte benzeri yok, Kırıp geçiriyordu askeri milyonlarca ok. Yere devriliyordu bir anda binbir şehit. İşte cenk buna derler; böyle verilmiş şehit, Şükür... O dakikada, Allah verdi de izin, Bir ucu yere serdi güllesi Balyemez’in Büyük delik açıldı, girebildi asker; Haykırdılar; Davranın, bire yiğit gaziler... Tam o zaman fırladı Ulubatlı meydana, Aldırmadı surlardan ölüm sunan düşmana. Düşündü: bu bayrağı burca dikerse eğer, Oktan yılan askerler tekrar aşka gelirler, Peşinden koşarlardı... Bunun vardı faydası, Ansızın işitildi bir yâ Allah, sedası. Baktılar Ulubatlı koşuyor elde bayrak Koşuyor; yağan oktan kanlara boyanarak. Tırmandı mazgalları, atladı taştan taşa, Kıpkırmızı olmuştu esvab-ı baştan başa. Yığınla ok saplandı vücuduna bir anda, Kalbine gelmedi ya, perva yok kahramanda Sol böğrüne girmişti nihayet en yamanı, Yandım, diye inledi, ağzına geldi canı. Çıkarmağa uğraşsa iri oku belinden, Ordunun emaneti düşecekti elinden. İki büklüm tırmandı; dikti bayrağı burca, O anda yere düştü bağrından vurulunca. Ruhunu veriyorken, baktı; zapt olmuş şehir, Gedikten akıyordu şehre canlı bir nehir. Gelip elinden öptü Fatih, yüce şehidin, Dedi: Ey, Veliyullah, oldum senin müridin. Allah rahmet eylesin Ulubatlı Hasana. Bu gencin menkıbesi destan kaldı cihana,
Sayfa 134 - Şiir, Necdet Rüştü EFE aittir.·Kitabı okudu
1000Kitap