• M. Kemal Graziani'ye söyle demiştir :
    "Türk milletinin fevkalade meziyetleri vardır.
    Fakat ne yazık ki onu karanlık ve cehalet içinde bırakıyorlar. Millet pratik bir şekilde modern maarife susamıştır. Rejim iktisadi hayatın hiçbir cephesinde millet ve devletin faaliyet göstermesine müsaade etmiyor.
    Halbuki Türkiye'nin nefes alması, ilerleyebilmesi ve mazhar-ı hürriyet olması için her şeyden evvel Türk milletinin maneviyatını yükseltmek ve onu taassuptan kurtararak faal bir kudret iktisap etmesine çalışmak lazımdır.
    Millet cahil dervişlerin elinden tahsil olunmalı ve bunların yerine iyi tahsil görmüş, laik profesörler getirilerek işin başına geçirilmelidir.
    Hülasa, milletin daha pek çok şeye ve inkılablara ihtiyacı vardır.Millet aile ve toplum hayatında doğu düşünce tarzından sıyrılmalıdır.
    Türk halkının gerçeği görüp kavrayabilmesi için pek çok büyük reformlar gerekir. "
  • Ne yazık ki, yinelene yinelene içi boşalan deyimler, bir klişenin her şeyi kısaca, birkaç sözcükle anlatıverme özelliğini gölgeliyor.
  • Bitti !!!
    Konstantiniyye Otelindeki görkemli davette yer verdiği, bugün hayatta olmayan şair ve Yazarların olduğu bölümün, genişletilmiş bir hali bu kitap. Yazar öyle tanımlıyor yani bu kitabı.
    Bu kitapta yazarların, şairlerin ve önemli kişilerin asılları değil gölgeleri var ve hepsine farklı bir isim verilmiş.
    İz bırakanları andığımız bu kitabı ne yazık ki beğenemedim. Zülfü Livaneli’ye olan saygımdan kötü bir yorum yapmak istemiyorum. Diğer okuyan arkadaşların yorumlarını bekliyorum.
  • Okumak için ertelediğim bitince de üzüldüğüm bir seri oldu.

    Uzun zamandır hiç genç yetişkin türünde olup gerçekten de genç yetişkine hitap eden bir kitap/seri okumuyordum. Bu türün kitapları ne yazık ki yetişkin olamayacak kadar çocuksu, çocukların okuyamayacağı kadar yetişkin içerik barındırdığı için de uygunsuz kategorisine giren kimlik bunalımındaki kitaplardan oluşuyor.

    Muhtemelen yaşım daha küçük olsa çok çok daha severdim. Yine de verdiği tat damağımda kaldı. Kitabın sonu beni mutlu etmedi. O yüzden biraz daha uzun olmasını hatta serinin 1 veya 2 kitabı daha olması iyi olabilirdi.

    Ayrıca seri biraz daha uzun olsa daha fazla aşk görebilir; serinin adıyla daha çok ilişki kurabilirdik.

    Çok güzeldi, gayet akıcıydı. Karakterleri ve kurguyu hoş düşüncelerle hatırlayacağım.
  • ...bundan iki yüz yıl önce dahi Mauritius Frangipani'nin - ayrıca o da İtalyan'dı - yaptığı bir keşfe, koku maddelerinin alkolde eriyebildiği keşfine borçluydu. Frangipani, koku tozlarını alkole katarak içlerindeki kokuyu uçucu bir sıvıya aktarmakla, kokuyu maddenin kalıbından kurtarmış, onu ruha dönüştürmüş, gerçek koku olan kokuyu bulmuş, kısacası parfümü yaratmış oluyordu!
    ...
    Ne var ki bütün deha ürünleri nasıl yalnızca ışık saçmıyor, gölge de yapıyor, insanlara yarar yanında eziyet ve sefalet de getiriyorsa, Frangipani'nin görkemli buluşu da ne yazık ki kötü sonuçlar doğurmuştu. Çünkü insanların çiçeklerdeki, otlardaki, odunlardaki, reçineleri ve hayvan salgılarındaki ruhu tentürler halinde egemenlikleri altına alıp şişeciklere doldurmayı öğrenmeleriyle, parfüm yapma sanatı az sayıdaki, zanaattan anlayan üstadın elinden kaymış, burnu az çok hassas her şarlatanın at koşturabileceği bir alan olmuştu...
  • Yazarı bu kitabıyla tanıdım. İşin açığı kitabı okumaya başlamadan bir parça önyargılı davrandığımı itiraf etmeliyim. Düşüncem şuydu "iyi bir yazar, iyi bir kitap olsa şimdiye dek kesin duyar ve ya görürdüm. Yorumu yazdığım tam bu anda yazara bir özrüm olduğunu üzülerek fark ediyorum. Kitabın gayet güzel olması bir yana uzun zamandır ilk defa tek sokukta başlayıp bitirdiğim bir kitap olmamıştı. Varın gerisini siz düşünün. İçinde hayal kırıklıkları, dostluklar, ihanetler ve sürprizler barındıran kitabın kurgusu ve akıcı anlatımı neden oldu buna sanırım. :)

    Gelelim kitabın kendisine...

    Hikayenin kahramanı Narin bir ege ksabasında doğar ve ilk gençlik yılarını burada geçirmek zorunda kalır. Oldukça tipik bir ailenin çocuğu olması kaderin cilvesimidir bilinmez Narin zorlu bir yaşama başlar. Babası Moskof Recep tam bir paragöz ve dünyası paradan ibaret alkolik, serseri ancak bu kötü yanlarının yanı sıra oldukça yakışıklı ve tüm kasaba kadınlarının kendine içi geçmeden bakamadığı birisidir. Bu adam feleğin çemberinden geçmiştir. Kurnaz ve akıllıdır. Karısı Hatice ile ise kayınpederinin parası için evlenmiş ve ihtiyar öldüğünde varını yoğunu iki oğluna bırakarak Hatice'nin kocası tarafından günlerce işkence derecesinde dayaklar yemesine sebep olmuştur. Oysa buradan gelecek parayla bir takım planlar kurmuş ve neredeyse bu iş oldu gözüyle bakmıştı. İşte onu yıkan aslında tamda buydu.

    Kayınpederden gelecek olan para hayal olunca Hatice'ye kıyasıya, öldüresiye sopa çekmeye ve kasının zaten çirkin yüzünü daha da bakılmaz hale getirmeye başladı. Oğlu mehmet o sıralar fuybolcu olabilecek hayaliyle duruma dahil olmasa kadının mezarlığı boylaması işten bile değildi. Ne yazık ki mehmet'in tabancayla vurulması bu hayalide suya düşürdü. Ve Moskof Recep komşusunun karısını alarak kayıplara karıştı. Ne var ki kanında receplik olan sakat Mehmet babasının eski halini hiç aratmayacak ve küçük kardeşi şadiyeyi satıp pezevenklik edecek kadar insanlığını yitirecekti.

    Narin evde yukardaki anlatılanlar yaşanırken üniversite sınavını kazanmış ve evden kurtulup İstanbul'a okumaya gidebilmenin çarelerini arar olmuştu. Ve çok geçmeden amacına ulaştı. Kaderin cilvesidir ki ailesini ardında bırakarak okuma sevdasına tutulan Narin ömrümün en iyi dostuyla karşılaşacak ve bu karşılaşma ailesinin ve tüm eksik hayatının boşluğunu doldurma konusunda kahramanımıza yardımcı olacaktı. Bu kişi Deniz isminde bir kızdır. Anne ve babasını kaybeden Deniz onlardan kalan mirasla okumaya çalışırken talihsiz bir kaza yapmış ve Narine arabasıyla vurmuştur. Bu elim olay iki bahtsızı bir araya getirmiş Denizin ailesinden kalan evde Narinle yaşamaya başlamalarının temelini oluşturmuştur. Artık iki dostu ayırmak asla mümkün olmayacaktır.

    Dostluk cephesi bu şekilde açılırken Deniz'in kız kardeşi Irmak sahneye çıkar. Yeni erkek arkadaşı Fırat ile ablasını ve onun daim dostunu tanıştırır. Yine bir teaadüf cereyan eder. Narin'in henüz kasabada olduğu yıllarda tanıdığı ilk aşkı ve hayatını onulmaz şekilde etkileyen erkek olan Fırat işte bu Fırattır. Fırat Narin'e kötü bir haber vermek zorundadır. Narin'in annesi hatice, kız kardeşi Şadiye ve Abisi Mehmet sobadan çıkan gazla 12 yıl önce ölmüştür... Narin ne yapacağını bilemez bu haber karşısında ve Fıratla doğdupu topraklara gider...

    Zamanla İki eski aşık birbirlerine yakınlaşırlar ve Deniz'in de içinde olduğu bir planla Fırat'la Narin'in tekrardan birleşmelerini sağlamaya çabalarlar...

    Kitabın sonu Moskof Recebin aniden ölümü ve son sahnede gömülmek üzere yola çıkışını anşatarak son bulur...


    Okunmalı...

    Vesselam.