Hala rahatlıkla kullanabileceğiniz bir giysiyi atmak israf ettiğiniz hissine kapılmanıza neden olabilir, özellikle de bunu kendiniz aldıysanız. Bu tip durumlarda müşterilerim bana dışarıda giymeyeceklerini ev kıyafeti olarak kullanıp kullanamayacaklarını sorarlar. "Evet" diyecek olursam atılacak kıyafetlerin sayısında azalma gözlemleyebilmek bir yana ev kıyafetleri yığını daha da genişleyecektir.
Dostlar üzerine.— En yakın tanıdıklar arasında bile duyguların ne kadar farklı olduğunu ve düşüncelerin ne kadar bölünmüş olduğunu kendi kendinize şöyle bir düşünün; hatta aynı fikirlerin bile nasıl arkadaşlarınızın elinde, sizin elinizde olduğundan tümüyle farklı bir yere ve yoğunluğa sahip olduğuna; yanlış anlama için ya da birbirini, düşmanını atlatırcasına atlatmak için nasıl yüzlerce vesile doğduğuna. Tüm bunlardan sonra kendinize şunu söyleyeceksiniz: Tüm birlikteliklerimizin ve dostluklarımızın dayandığı temel ne kadar da kuşkuluymuş, fırtınalı havanın soğuk sağanakları ne kadar da yakınmış, her insan ne kadar da yalıtılmışlık içindeymiş! Eğer biri bu durumu kavrayıp buna ek olarak kendi türdeşi olan insanlar tarafından savunulan tüm fikirlerin ve ayrıca bu fikirlerin türlerinin ve yoğunluklarının tıpkı o insanların eylemleri kadar zorunlu ve sorumsuzca olduğunu fark ederse, eğer bu içsel fikir zorunluluğunun nasıl kişilikten, meslekten, yetenekten ve çevreden oluşan çözülemez bir yumaktan doğduğunu görebilecek bir göze sahip olursa, muhtemelen bir bilgenin şu sözleri haykırırken hissettiği duygu acılığından ve katılığından sıyrılacaktır: “Dostlar, dost diye bir şey yoktur!” Bunun yerine kendisine şunu itiraf edecektir: Evet, dostlar vardır ama onları seninle buluşturan şey senin hakkındaki hataları ve yanılgılarıdır ve onlar senin dostun olarak kalabilmek için sessiz kalmayı öğrenmiş olmalıdırlar; çünkü böylesi insani ilişkiler hemen hemen her zaman birkaç şeyin asla söylenmemesine, hatta ve hatta, o birkaç şeye hiç dokunulmamasına bağlıdır; fakat bu çakıl taşları bir kez yuvarlanmaya başladı mı, dostluk da onları arkadan izler ve paramparça olur. En yakın dostlarının kendileri hakkında bildikleri asıl şeyleri öğrendiklerinde, ölümcül bir yara almayacak
"Güneş gözlüklerin ne kadar güzel Carlo. "
"Ah teşekkür ederim. "
İnsanların sahip olduklarından dolayı aldıkları iltifata teşekkür etmelerini hiç anlamadım. İçimden şunu söylemek geçiyor: "Sanki gözlüklerini sen çizdin, sen tasarladın! Neden bana teşekkür ediyorsun ki? Uyaaaann!"
Kötü huyları terk etmek.— Bir şeyi yapmakta başarısız kalan herhangi biri bu başarısızlığını tesadüf yerine, bir başkasının kötü niyetine bağlamayı tercih eder. Başarısızlığının nedeni olarak bir şeyi değil de bir kişiyi düşünmek onun kamçılanmış duyarlılığını rahatlatır; çünkü insanlardan intikam alabiliriz ama tesadüfün zararlarına katlanmak zorundayız. Bu yüzden, bir hükümdar bir şeyi yapmakta başarısız kaldığında, onun çevresi belirli bir bireyi sözde neden olarak gösterip o kişiyi tüm saray ahalisinin yararına feda etme eğiliminde olur; çünkü öteki türlü, hükümdarın kötü huyunun bedeli onların tümüne ödetilecektir, ne de olsa hükümdar Kader Tanrıçası'nın kendisinden intikam alamaz.