Bismillâhirrahmânirrahîm Başlıyorum Öncelikle mantık hatası Kocaman şövalye bir okla nasıl öldü ? İkinci sorun neden isimler çok tuhaf Üçüncü sorun neden dersler çok uzatılmış ve betimlemeler ya çok ya az Ve diyologlari siktir et zaten " öpecek gibi yaklaştım " sakın beni kucumsemede eryx " Birde düşmandan aşka diyip neden aşk çekmesi gibi akıyor ve çoğu prensesin derdi koca bulmak Adora ablayı severim samimidir ve bu ilk kitabı o yüzden bu kadar hata olması normal
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,703 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Bir sır bir hazine beş farklı kişilik Osmanlı zamanında hırsızlık için bir araya gelirse en fazla ne olabilir Merhaba kitap dostları çok eğlenerek ve aynı zamanda acaba ne nasıl olacak diye sorgulayarak okuduğum bir kitabın yorumu ile sizlerleyim Kitabımız, şahsına münhasır ayrıca zamanın siyasi ve çalkantılı döneminde her biri bir yere savrulmuş beş karakterin bir sırrın ve hazinenin peşine düşmesi için bir araya gelip plan doğrultusunda işe koyulmalarını anlatıyor. Ekip, hazinenin peşine düşüyor düşmesine ama bu sırada birbirleri için ve kendileri için de yeni durumlarla karşılaşıyorlar. Plana sadık kalmak ilerlemek varken duyguların devreye girmesi ve başlarına gelenler sebebiyle de macera içinde macera yaşıyorlar. Yazarımız, çalınacak kaşıkçı elmasını bir metafor haline getirerek insanların neyi neden çaldığını ve her zaman maddi nesnelerin değil duyguların da çalınabileceğini okutuyor bizlere. Hırsızlık çetesi biraz da toplumu gösteriyor. İnsanların hırsları, tutkuları ve kişilikleri neleri yaptırır neleri yaşatır sorularına cevap buluyoruz sayfalar arasında. Sayfaları çevirirken bir sır için neler yapılabilir, dışarıdan başka görünen insanların aslında içinde farklı kişilikleri barındırdığını görüyoruz. Aslında yazarımız kim nelerden vazgeçebilir ve bu konuda insanlar ne kadar ileri gidebilir bunu gösteriyor bizlere. Karakterlerin değişimleri, gösterdikleri tepkiler öyle güzel ve şaşırtmacalıydı ki okurken sırıtarak okudum. En umulmadık karakterin yaptıkları ve kesin halleder dediğimiz karakterin işleri curcuna etmesi de ayrı bir ironiydi. İskender Pala sadece bir tarih polisiye romanı değil, bu iki olguyu arka plana alarak metaforlar üzerinden insanların iç dünyasını okutuyor bizlere. Duyguların aslında hiç hafife alınmaması gerektiğini, bazen insanın en
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,489 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·376 syf.··
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Sahnenin Dışındakiler anlatıcısı olan Cemal ile 1920 yıllarının İstanbul’u ve Anadolusu arasında bir kontrast oluşturup; sahneyi ve sahne dışını tarihi bağlam içinde belirleyip okura sunuyor. Biz çoğunlukla İstanbul’u okuruz ama sahne Anadolu’dur. Anadolu’da mücadele ve vatan müdaafası can siperane bir halde yaşanmaktadır. Anadolu’da o kutlu ve şerefli mücadele sürerken İstanbul olan sahnenin dışına geldiğimizde; tablonun o kasvetli yanına gelmiş oluyoruz. Bu dönemde üniversite tahlilini İstanbul’dan uman Cemal, dönemin kadın ve kadın dönüşümünü tiyatroyu da içine alarak temsil eden Sabiha, ben Aydın ve akademisyen kimliğini temsil eden İhsan etrafında kemikleşen kurgu okuyoruz. Cemal aslında çocukluğunun geçtiği İstanbul’u umarken işgal altında bir İstanbul görmekte. Bu işgalin kapsamını okuyoruz sayfalar boyu: Etrafta işgal kuvvetleri bayrakları, halkın ihbarlarına gelen yabancı subaylar, mahalle kültürü, ahlaki çürümüşlük, değerlerin yitirilişi.. burada ifadesine muktedir olmadığım ama tam Tanpınar ‘ın ustalıkla betimlediği bir İstanbul var. Mahur Beste’de şark mı iyidir batı mı iyidir, Şark ve batı neyden peydadır diyen sorgu hali burada yozlaşmanın fikri, ahlaki, mimari, siyasi, toplumsal pekçok boyutuyla telafisi olmayan bir cevap alıyor. İşgal yalnızca askerî bir durum olarak değil, gündelik hayatın içine sızan bir atmosferdir kaplıyor hayatı. Bu nokta aynı zamanda İstanbul’un neden “sahne” olamadığını da gösterir. İstanbul’a adeta bir ölü toprağı serpilmiş gibidir; çünkü asıl sahne Anadolu’dadır. Mukavemet, direniş ve canlı tarih oradadır. Cemal’in döndüğü İstanbul’da ise bunların karşılığı yoktur; o canlılık ve hareketlilik Anadolu’da kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler Ahmet Hamdi Tanpınar
Ahmet Hamdi Tanpınar
Sahnenin DışındakilerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20243,547 okunma
8/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:37
7 Tutsak 1 Ölü serisinin üçüncü kitabı olan Cambaz, benim için serinin şu ana kadar en çarpıcı, en gerilimli ve en duygusal kitabı oldu. Düzenbaz'ın sonunda yaşanan olaylardan sonra Afra'nın hayatta kalıp kalmadığını büyük bir merakla bekliyordum. Kitabın başında kendisini Ölüm'ün elinde, farklı bir yerde tutsak olarak bulması hikâyeye oldukça güçlü bir giriş yapılmasını sağladı. Afra'nın yaşadığı süreç beni gerçekten etkiledi. Fiziksel olarak ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda psikolojik olarak da büyük bir savaş veriyordu. Onu hayatta tutmaya çalışan doktorun bir organ mafyası olması, psikiyatristinin ise daha önce maskelilerden biri olarak tanıdığımız On Üç çıkması hikâyeye bambaşka bir boyut kattı. Özellikle On Üç'ün geçmişte Ölüm'e terapi vermiş olması, Ölüm karakterine dair merakımı daha da artırdı. Bu bölümler boyunca sürekli diken üstündeydim çünkü kimin ne kadar tehlikeli olduğunu kestirmek mümkün değildi. Afra'nın bulunduğu yerden kaçmaya çalıştığı sahneler kitabın en heyecanlı bölümlerindendi. Her sayfada yakalanacak mı, başarabilecek mi diye düşünerek okudum. Sonunda yeniden diğer tutsakların yanına döndüğünde yaşanan duygusal anlar da oldukça etkileyiciydi. Özellikle herkesin Afra'yı öldü sanmış olması ve yeniden karşılarında görmeleri beni duygulandırdı. Yaşanan kırgınlıkların ardından aralarındaki bağların tekrar güçlenmeye başlaması da güzeldi. Bu kitapta karakterlerle olan bağım daha da arttı. Özellikle Afra ve Mete arasındaki abi-kardeş ilişkisini çok sevdim. Birbirlerine olan destekleri ve koruma içgüdüleri karanlık atmosferin içinde sıcak bir detaydı. Çağrı'nın karakter gelişimi de dikkatimi çekti. İlk kitaplara göre çok daha farklı bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Kitabın en şaşırtıcı taraflarından biri ise ortaya çıkan ihanetlerdi. Kutay
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025309 okunma
Puan vermedi·510 syf.··
2026 12. kitabı
Sloven yazar Vladimir Bartol' un yazmayı bir tutku haline getirdigi, üzerinde 10 yıl çalıştığı romanı Fedailerin kalesi Alamut. Sloven bir yazar kendi tarihi dururken neden 11. yüzyıl İran tarihiyle ilgili böyle bir kitap yazar ? Hikaye şöyle ; 1927 yılında Paris'te eğitim görürken onun yazar olma hevesini gören bir Sloven arkadaşı, ona bilhassa "Marco Polo'nun Seyahatleri" adlı kitaptaki "Dağların Yaşlı Şeyhi" adlı bölümü okumasını teşvik etmişti. Bu hikâyede İpek Yolu üzerindeki seyahatini sürdüren ünlü gezgin Marco Polo, İran dolaylarında haşhaş ve gizli bahçelerde tuttuğu kızlar sayesinde genç erkeklerden istediği kişiyi cennete gönderip geri getirme kabiliyetine sahip olduğuna ikna eden bir diktatörle karşılaştığından bahsediyordu. Bu gençleri intihar saldırılarında kullanan bu diktatör, bu şekilde büyük bir güç kazanmış ve aslında tarihin ilk terör örgütünü kurmuştu. Hasan Sabbah oldukça zeki ve müthiş manipüle yeteneğine sahip birisi. Öyleki insanların saflığını,cahilliğini ve inançlarını kullanıp dini adanmışlığı politik emellerine alet etmeyi harika bir şekilde başarıyor. Dönemin en önemli adamlarını suikastlerle öldürmeyi başarıyor. Tabii bunda cennetin anahtarını elinde bulundurduğuna ve Allah' tan sonra ikinci adamın Seydunası olduğuna inanan dailerin katkısı büyük. Kitap beni çok etkiledi.Zaman ve dünya ne kadar değişirse değişsin insanlığın düşünce ve duygularının pek bir değişime uğramadığını bir kez daha iyice anlamanın hüznünü yasadım. Günümüz dünyasında yaşayan kitleler ve insanlar, bilimin getirisini kesin bilgiler haricinde hâlâ kendilerini ve yaşamakta oldukları inançlarını sorgulamaktan çekiniyorlar. Bilimi hayatlarının mümkün olduğunca en uzağına yerleştiriyorlar. Tıpkı Hasan Sabbah ' ın bilinç seviyesi ne kadar düşükse fanatiklikte o derece
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250,1bin okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 200. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 18:37
"Devrim,vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi." diye başlayıp ;"Bir ihtimal olduğunda, devrim ne kadar da güzel " diye biten bir kitap #tol.. Tol ,Kürtçe de intikam demekmiş kelime anlamı olarak. Başka bir ayrıntı da kitabın 3 bölümden oluşması ve Tol bunların kısaltması.. Adı intikam.Konusu da öyle.. Yusuf yetimhanede büyümüş ,sonrasında bir yayınevinde musahhih olarak çalışmaktadır. Terör faaliyetleri oldugu gerekçesiyle işten atılır, Kendini alkole verir .Bir tren yolculuğuna çıkar Diyarbakır a dogru ..Orda bir adama rastlar.Adam onunla konuşmaya başlar. Adama Şair adını verir .Çünkü adam onunla edebi sohbetler yapmaya başlar. Bu adam Yusuf'un görmediği babasının arkadaşıdır. 70lerde devrim yapmaya çalışan gruptan..Ona sürekli okuması icin hikayeler verir .Yusuf öğrenir ki bu hikayeleri babası yazmıştır.Canan,Şadi, İmam Hüseyin, Vedat,Ada,Esmer...Hikayelerde onlar anlatılmıştır. Yusuf un babası devrimden sonra kafayı sıyırıp Gabar Dağına çıkmıştır. Tren yolculugu sırasında da ülkede çeşitli yerler bomabalanıyor ve onun bu işlerde parmağı olduğundan şüpheleniyor. Öyle bir tren yolculugu ki aslında 70 ler den günümüze ülke panaromasını da çıkarıyor bir taraftan.. Kitapta çok karakter var bu biraz kafa karışıklığına neden oluyor .Bayağı dinlene dinlene okudum ben ,öyle akıp gitmiyor yani Bi de bayağı yeraltı edebiyatı diye tabir edilen bir tarzı var .Küfür, argo içeriyor. Ben bu konularda hassasım diyenleri rahatsız edebilir ..Ama her zaman söylerim biraz rahatsızlık iyidir ,dinç tutar insanı... Kitapla kalın dostlar... Tol Murat Uyurkulak
TolMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 20262,473 okunma