Bir sır bir hazine beş farklı kişilik Osmanlı zamanında hırsızlık için bir araya gelirse en fazla ne olabilir
Merhaba kitap dostları çok eğlenerek ve aynı zamanda acaba ne nasıl olacak diye sorgulayarak okuduğum bir kitabın yorumu ile sizlerleyim
Kitabımız, şahsına münhasır ayrıca zamanın siyasi ve çalkantılı döneminde her biri bir yere savrulmuş beş karakterin bir sırrın ve hazinenin peşine düşmesi için bir araya gelip plan doğrultusunda işe koyulmalarını anlatıyor.
Ekip, hazinenin peşine düşüyor düşmesine ama bu sırada birbirleri için ve kendileri için de yeni durumlarla karşılaşıyorlar.
Plana sadık kalmak ilerlemek varken duyguların devreye girmesi ve başlarına gelenler sebebiyle de macera içinde macera yaşıyorlar.
Yazarımız, çalınacak kaşıkçı elmasını bir metafor haline getirerek insanların neyi neden çaldığını ve her zaman maddi nesnelerin değil duyguların da çalınabileceğini okutuyor bizlere.
Hırsızlık çetesi biraz da toplumu gösteriyor.
İnsanların hırsları, tutkuları ve kişilikleri neleri yaptırır neleri yaşatır sorularına cevap buluyoruz sayfalar arasında.
Sayfaları çevirirken bir sır için neler yapılabilir, dışarıdan başka görünen insanların aslında içinde farklı kişilikleri barındırdığını görüyoruz.
Aslında yazarımız kim nelerden vazgeçebilir ve bu konuda insanlar ne kadar ileri gidebilir bunu gösteriyor bizlere. Karakterlerin değişimleri, gösterdikleri tepkiler öyle güzel ve şaşırtmacalıydı ki okurken sırıtarak okudum.
En umulmadık karakterin yaptıkları ve kesin halleder dediğimiz karakterin işleri curcuna etmesi de ayrı bir ironiydi.
İskender Pala sadece bir tarih polisiye romanı değil, bu iki olguyu arka plana alarak metaforlar üzerinden insanların iç dünyasını okutuyor bizlere. Duyguların aslında hiç hafife alınmaması gerektiğini, bazen insanın en