NİKAH VE ADABI
Alimler, evlenmenin müstehap ve mendup yani yapılması teşvik edilen iyi ve güzel bir şey olduğu konusunda ihtilaf etmemişlerdir. Nikahın birçok fazileti vardır. Evlenmenin faydaları şunlardır:
- Çocuk. Çünkü evlenmekten maksat neslin devamıdır. İnsan cinsi devam etsin diye evlenmek ve çocuk sahibi olmak için gayret etmek sûretiyle, yüce üce Allah'ın hoşnutluğu/sevgisi kazanılır.
Yine, çocuk sahibi olmakla, ümmetinin çokluğuyla gurur duyacak ve sevinecek olan Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) muhabbetini kazanma imkânı vardır.
Çocuk sahibi olmanın bir başka faydası da salih/iyi bir evladın hayır duasıyla veya bu evlat vesilesiyle başkalarının yaptığı hayır dua ile bereketlenmektir. Eğer evlat küçükken ölürse, o yavrucak ahirette, anne-babası için şefaatçi olur.
Nikâhın faydaları şunlardır:
- Şehevi istek ve arzuların gailelerinden/sıkıntılarından kurtularak şeytandan korunmak.
- Nefsi rahatlatmak ve huzura erdirmek.
- Eşle haşir neşir olmak sûretiyle, nefsin ünsiyet kazanmasını ve uysallaşmasını/sakinleşmesini sağlamak.
- Evlenen erkek, hanımı sayesinde, zihninin sürekli ev işleriyle meşgul olmasından kurtulur. Yemek pişirmekle, süpürge çekmekle, yaygıları/halılarn sermekle, kapları temizlemekle yani yaşamını sürdürebilmek için gerekli şeyleri hazırlamakla meşgul olunacak görevleri eşi üstlenir. Erkek, tek başına yaşadığında tüm bunlar ona, fazlasıyla ağır gelir. Eğer tüm bunların sorumluluğunu üzerine alsa ve yapmaya kalkışsa, vaktinin çoğu heba olur. İlim ve amel ile uğraşmaya vakit bulamaz. Bu sebeple saliha bir kadın, erkeğin dinini hakkıyla yaşaması konusunda, çok büyük bir yardımcıdır. Eğer erkeğin yaşamı için gerekli olan düzeni dağılır, dağınık bir halde yaşamaya başlarsa, kalbi/zihni de dağılır ve ilim öğrenemez.
Sayfa 119 - Karınca Polen Yayınları | NİKAH VE ADABI
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mü'minler ölümden korkmaz. Çünkü Mü'min Allahu Teâlâ'ya kavuşacak, kim Allah'a kavuşmak isterse Allah da ona kavuşmak ister.
Kim de Allah'a kavuşmak istemezse Allah da ona kavuşmak istemez.
Kâfirlerin rûhları pis kokularla çıkar.
Mü'minlerin rûhu da misk kokularıyla çıkar.
Mü'min öleceği zaman ona gelen melek: "Ey mutmain nefis! Allah'ın rızasına ve mağfiretine gel!" diye çağırır.
Kâfirler öleceği zaman ise, ona gelen melek şöyle der: "Ey habis nefis! Allah'ın gadab ve hışmına çık bakalım!" Kabri ise onu sıka sıka kaburga kemiklerini ezer.
Mü'min ölünce Rabbisine kavuşur ve rahata erer, çünkü Dünya'da iken her an nefisle mücadele ve kavga ederdi. İbâdet edeceğim diye yorulurdu, zahmetlere girerdi, ölünce nefis mücadelesi biter ve rahata kavuşur, ibâdet zahmeti biter dinlenir, onun için Mü'mine ölüm, rahata kavuşmaktır, hem de Mü'minin amelleri, kabirde onu koruyacaktır.
"Cenâb-ı Hak kullara çok Yakındır. Kul ile Allah arasında zâhirî bir mesafe veya ayrılık yoktur.
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
“Biz ona şah damarından daha Yakınız.”
(Kâf 50/16).
O halde O’na seyretmek (gitmek) veya vuslattan (ulaşmak) maksat zâhirî yol almak değil, mâsivadan alakayı kesmek ve nefse hâkim olmaktır. Bu sebeple nefisle mücadele meydanları olmasaydı seyr-ü sülûk olmazdı."